‘Hayır’ kesimine- özellikle Chp’ye teklif…

3
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

 

Almanya basınında referandum sonuçları..

Türkiye’deki referandum sonuçları Alman basınında da büyük yankı buldu. Kimi sütunlarda objektif, kimi sütunlarda da negatif yönde yorumlar kaleme alındı.

Bazı gazete sütünlarında:

‘Demokrasinin sonu için evet’

‘Erdoğan 2019 dan sonra mı daha fazla güç elde edecek?’

‘Erdoğan, Türkiye demek değildir’

‘Erdoğan’ın ilk işi idam cezası’

‘Erdoğan’ın Türkiye’sinde şimdi ne olacak’ gibi yazılar kaleme alındı.

Buna karşın bazı gazete sütunlarında da daha objektif yazılar vardı:

‘Başkanlık sistemi kabul edildi’

‘Türkiye’de şimdi neler değişecek’

‘Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkiler şimdi nasıl olacak?’

‘Şimdi ne olacak. Kürtlerle ilgili çatışma daha da keskinleşecek mi?’

‘Erdoğan, Avrupa’yı provoke etmeyi bırakacak mı?’

‘Alman-Türkleri başkanlık sistemi için neden bu kadar oy kullandılar’ gibi…

 

Alman basınında Türkiye ile ilgili haberlerin yoğun olarak çıkması, kimilerini rahatsız etse de, beni rahatsız etmiyor, bilakis memnun oluyorum. Çünkü sadece basında değil, belediyelerin programlarında da yabancılar ve özellikle Türkiye kökenlilerle alakalı çalışmaların yapılma isteğine de şahit oluyorum.

Bir dostumun, Osnabrück şehrinde belediyenin Türkiye kökenli yabancılarla ilgili beş yıllık projeler planladıklarını söylemesi, aslında beraber yaşama adına gayretin ciddiye alındığını göstermekte.

Bundan dolayı da Almanya’da yaşayan Türkiye’lilerin yaşadıkları ülke (Almanya) ile ilgili olmalarını beklemeleri de çok normal.

Burada yaşayan vatandaşların Almanya siyasetiyle hiç ilgilenmeyip ve hatta bakanları bile tanımayıp, Türkiye ile ilgili aşırı ilgili olmaları, objektif olursak, gerçekten garip…

Şöyle bir soruyla belirginleştirelim:

Doğuda yüzyıllardır yaşayan, Türkiye vatandaşı olan Kürt kökenli vatandaşların Kuzey Irak Kürt yerleşimi ile aynı tarzda ilgili olmaları, düşmanca söylemleri olmasına rağmen inadına yapar gibi onları haklı bulmaları, Türkiye’de ters karşılanıyor ve hatta suç sayılıyor, öyle değil mi.

Almanya’daki vatandaşlarımızın yaptıkları, insani hakları ise ve normalse; aynı şekilde orada yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımızın yaptıkları da normal olması gerekmez mi?

Ama böyle soruyu sormak problem olur, öyle değil mi?

Çünkü MHP referandumda destek verdi ve artık yeni sistemin mimarlarından oldu. Eğer onlara ters ise, bitmiştir. Tartışılmaz bile.

O insanlara tanınmayan hakları da aynı şekilde görüyor Almanya toplumu.

Almanya’da yaşayan vatandaşlarımız nasıl bu haklara sahiplerse, aynı şekilde yani.

Bu yüzden Almanya’da yaşayan vatandaşların referandum için neden bu kadar hararetli olduklarını anlamaya çalışmaktalar. Kürt kökenli insanlarımızda eleştirdikleri durumun aynısını kendileri de yaptıkları için, bu durum Alman toplumuna garip gelmekte.

Ve katılanların da, başkanlık sistemine neden bu kadar yüksek oranda ‘evet’ dediklerini…

Yeri gelmişken birkaç örnekle referandum oranlarını da vermek isterim:

En fazla ‘evet’ oyu kullanılan üç şehir: Essen (%75,9), Düsseldorf (%69,9) ve Stuttgart (%66,3).

En fazla ‘hayır’ oyu kullanılan üç şehir: Berlin (%49,7), Nürnberg (%44,6) ve Hamburg (%42,9).

(Kaynak: Frankfurter Allgemeine Zeitung)

 

Hatta öyle ki; bu vatandaşlarımızla ilgili haberlerde şu değerlendirme de geçmekte: ‘Başkanlık sistemini bu kadar yoğun olarak isteyen Türkiye kökenli yabancılar, acaba Almanya’da da aynı şekilde başkanlık sistemi mi istemekteler?’

Evet, bu soru aslında çok da yerinde bir soru değil, çünkü burada da aynı sistemi isteyecek değiller. Ancak burada ele alınan konu: ‘AB ve Avrupa ülkeleri için sert ve suçlayıcı söylemleri olan bir kişinin başkan seçilmesi için vatandaşlarımızın neden bu kadar taraftar olduğu?

Avrupa insanlarının dünyaya bakışı ile olaylara bakmaya çalıştığınızda konuyu daha iyi anlayacağınızdan eminim.

Hem Türkiye’deki, hem buradaki vatandaşlarımızda olduğu gibi tek taraflı olarak olaylara baktığımızda, içine girilen psikoloji ve pozisyon şu olmakta: ‘Hep ben haklıyım. Hep benim dediklerim doğru. Karşımdaki ya cahil yada vatan haini’.

Ama referandum sonuçları böyle bir tablo çıkarmamıştır.

Çıkan sonuç: Denge’dir.

İki taraflı olarak düşünebilmek ve karşı tarafın özdeğerlerini tanımaya, anlamaya çalışmak ve onları kendi fikirlerimizle sarmal bir bütünlük haline getirebilmek.

Agit’in raporunu, AB’nin ‘en geniş mutabakat önemli’ yorumunu da aynı şekilde anlamamız gerekmektedir.

Bunları doğru okumak Avrupacılık değildir, vatan hainliği hiç değildir.

İnsan ilişkilerinde, toplumları değerlendirmede en önem verdiğim kavram ve düşünce şekli EMPATİ’dir.

Kendini karşıdakinin yerine koyaBİLMEK, onun psikolojisine bürüneBİLMEK ve onun düşünce dünyasında gibi düşüneBİLMEK…

Bunun için de BİLGİ, bilgiyi kullanabilme ve davranışları o bilgiyle değiştirebilme yetisi olması gerekir.

Hemen o soruyu sormalıyız: ‘Sen olsaydın ne düşünürdün, ne yapardın?’

 

YSK’nın açıklamaları, Agit raporu..

Diyelim ki; Hayır %51,4 ve Evet %48,5 olsaydı…

16 Nisan gecesinden itibaren neler yaşanırdı?

Ben bu soruyu bütün vatandaşlarımıza yöneltiyorum… Bir düşünelim acaba neler konuşulur, neler yaşanırdı?

Oylar ne zaman tekrar sayılırdı yada yeni seçim tarihi ne zaman belirlenirdi?

İşte bu noktadan baktığımızda anlıyoruz bazı şeyleri.

Ama sürekli ‘kraldan fazla kralcı’ olan medyayı, TV kanallarını takip edince, insan başka türlü bakamıyor olaylara yada daha farklı düşünemiyor.

Çünkü sürekli beyinlerin bombardımana tutulması gibi ‘karşıdakiler kötüleniyor’.

‘Hayır’ kesimine- özellikle Chp’ye teklif…

‘Hayır’ oyu kullanan kesime ve özellikle CHP’ye birkaç fikir vermek isterim:

İtirazlar edilsin, kabul.

Ama meşruluk yoktur gibi çözümü olmayan yola girmek akıl karı değil. Çünkü güç ve iktidar sende değil. Sen ne söylesen, durum değişmeyecek.

Bu tarzda davranışlar devam ettikçe, sen hep tencere-tavacı ve gezicisin.

Referandumda ne oldu?

Daha yumuşak, daha sakin ve kucaklayıcı olunca birçok parti seninle saf tuttu.

 

O halde, gene aynısını yap.

Bırakın Tayyip Erdoğan düşmanlığını. Bırakın AKP’nin ortaya attığı fikirleri tartışmayı.

Siz yeni fikirler oluşturun. Siz yeni şartlar belirleyin. Bırakın AKP kendi fikirlerini ortaya atsın, siz o fikirleri tartışacağız diye kendinizi paralamayın.

Siz yeni fikirler ortaya atın.

‘Yeni şeyler söylemek lazım’ diyor ya Sezen.

Sezen’e kulak verip, referandum sonrası ‘yeni şeyler’ söyleyin…

Saadet Partisi’ne ziyarette bulunun. Ortak fikirler oluşturun. Objektif olan bir HAYIR platformu oluşturun ve oraya İslami kesimden, MHP’den, HDP’den yani toplumun her kesiminden insanları davet edin.

İzmir, sizin en önemli kaleniz. Akevler grubunun merkezi de İzmir.

Akevler grubuna gidin, ortak yol bulalım teklifinde bulunun.

İslami kesimin özdeğerlerini araştırıp, kendinize uyan taraflarıyla sentez oluşturun.

Mesela İslam kapitalizmi sevmez, siz de sevmezsiniz. Alın size ilk ortak nokta…

AKP içindeki memnun olmayanları ziyaret edin. Onlarla daha geniş kapsamlı mutabakat oluşturmaya çalışın.

AKP bünyesinde olanlar OHAL sebebiyle çekiniyor olabilirler, ama siz onlara gidin.

Biraz da siz oyun kurun…

Biraz da siz olayları değiştirin…

Biraz da sizin attığınız fikirleri AKP’liler tartışmak ve ona göre strateji üretmek zorunda kalsınlar…

 

(Not: Diğer yazımda ele alacak olsam da, vatandaşlarımızın Kutlu Doğum Haftası’nı tebrik ediyor ve Hz. Peygamber’in şekilsel değil, işlevsel ve kavramsal olarak örnek alınmasının en doğrusu olduğunu bir kere daha hatırlatmak istiyorum.)

 

Sevgi ve bilgiyle kalın…

3 YORUMLAR

  1. Yani kendiniz bir kurgu yapıyor ve ona inanıyorsunuz bence. Almanya da yaşayan sizlersiniz, tabiiki gurbetçi olarak hayatı idame ettirmenin zorluğunu da varsa avantajlarını da sizler daha bilirsiniz. Lakin kendimi Almanya da bir gurbetçi olarak tasavvur etsem; daha önceki yazılarınızın satır aralarında orda yaşadığınız duygulanımlardan sanki hep diken üstündesiniz gibi bir algı oluştu bende, hani siz yoldan geçerken bazı almanlar size ters baktığında ya da bazısı selam vermediğinde sanki kusurlu olan hep siz,suçu hemen kendinizde aradınız, almanlar demokratik, medeni, insan fakat ordaki Türkler gelişimlerini henüz tamamlayamamış, çoğu da gelişim aşamalarını geride bıraktıklarından rudimente kalmışlar. Gelişim evresinde ise çok dikkatli olmak lazım herhangi bir yanlış harekete mahal vermemek lazım yoksa almanlar zaten iyi düşünmüyor hakkımızda Allah muhafaza. Bence biraz relax olmalısınız, Almanlara gösterdiğiniz höşgörü ve anlayışı ordaki Türklere ve kendinize de gösterebilmelisiniz.
    Şimdi ben bir gurbetçi olsam, atıyorum Berlin sokaklarında dolaşıyorum, sokaklar tertemiz, yere tüküren yok, şehir görkemli, fabrikalar, devasa makineler üretiliyor, çalışkan insanlar, BMW yapıyor adamlar, hiçbiri bizde yok, imrenirdim almanyaya, keşke bizde de böyle fabrikalar olsa, bizde bmw gibi arabalar yapabilsek, keşke bizim de yollarımız böyle güzel olsa … neyse halen yürüyorum herkes almanca konuşuyor, türkçe konuşmayı özlerdim, memleketi özlerdim, benim memleketimin de öyle gelişmiş ve güçlü olmasını isterdim ki o ezilmişlikten kurtulayım. Ordaki insanlar da öyle düşünmüş olmalılar ki memleketin ileri gideceği vaadleri onlara olası gelmiş, Tayyib gibi bir hatip ruhlarını okşamış ve onlarda oylarını o yönde kullanmışlar.Yani milletinin ve memleketinin istikbalini evette görmüş vatandaşlar. Şimdi siz kalkıp bu durum da almanların hoşuna gitmediği için ordaki soydaşlarımıza nerden vursam diye düşünüyorsunuz. Olayı yine Tayyibe bağlamışınız, kaldı ki bu sistem meselesi. Ordaki Türkler de acaba öyle bir sistem isterler mi Almanya da? Her isteğinizi yaptılar da geriye Almanyanın yönetim sistemi mi kaldı. Sizlere soruyorlarsa bu durumu büyük bir gurur hakkaten:))
    Kılıçdaroğluna gelince; ben size ne yaptım dedi, seviyeli muhalefet yaptı, sadece referandum konularına odaklandı öyle mi? Tek söylediği tek adam rejimi geliyor adalet siyasallaşacak. Ben İkna olmadım şahsen, tmm adalet siyasallaşacak da kardeşim bugüne kadar tarafsız ve adilmiydi ki, ha daha kötü olucak belki doğru ama ikna edememişler ki sonuç evet lehine çıktı. Kaldı ki hayırcılar evetçi gibi çalıştılar… Kılıçdaroğlunun referandum sonucunu tanımıyoruz diyerek insanları sokağa çekmek istemesi ben size ne yaptım masumiyeti ve seviyesinden fersah fersah uzakta olduğunun en açık göstergesi değilmidir. Bence ülke ile ilgili kaygı duymuyor, önceki sistem olsaydı, zaten AKP kan kaybediyor, bir sonraki seçimde koalisyon falan bir koltuk bulurdu, bundan sonra o koltuğu da bulamıyacak, acısı büyük, naptığını bilmiyor. O dediklerinizi samimi ise söylediklerinde zaten kendisi akıl edicektir, etmesi de gerekir, lakin hiç sanmıyorum. Koltuk gitti:)
    Sizin Almanya da yaşayan gurbetçilerimizle alakalı muzdarib olduğunuz konulara gelince; çifte vatandaşlık bitmeden onlar oraya tam olarak entegre olamazlar bence, Türk vatandaşlığı iptal edilecek ki onlarda yeni memleketlerini benimseyecek ve yönetimiyle sosyal hayatıyla ilgilenmeye başlıycaklar. Yoksa bir ayakları Türkiyede biri orda bir bir ayağını kaldırır bir diğerini, birdir bir aynaya oynaya yıllar geçer, nesilden nesile karışık bir kültür, yeni bir tür olur çıkarlar, ama Alman vatandaşı olurlarsa sadece hem kendi içlerinde örgütlenir, hem kendi ayakları üzerinde durur hem de alman toplumu içerisinde bir yer edinirler. Neyse haddimi fazla aştım sanki, surçi lisan ettimse affola, olmuştur illaki.

  2. Referandum oylamasından sonra Almanya’daki Türkiyelilerin uyum sorunları tekrar gündemde. Hemen her gazetede bu konuda haber ve yorumlar var. Bu haber ve yorumların büyük bir kısmında çifte vatandaşlık uyum sorunlarına neden gösteriliyor. Bence Almanya’ya uyum sorunu olanların içinde çifte pasaportu olanların sayısı az. Ama çifte pasaportu önlemek kolay. Kanun iptal edilirse, iptal tarihinden sonra çifte pasaportluluk büyük ölçüde engellenir.

    Almanya’da çifte vatandaşlığı olan Türk kökenlilerin çok büyük bir kısmı Almanya’da doğan çocuklar. Bunların Almancaları genellikle Türkçelerinden daha iyi. Bu çocuklar 23 yaşına gelinceye kadar iki vatandaşlıktan birisini seçmek zorundalar.

    Almanya’da karşılaştığımız uyum sorununun esas nedeni bence, sadece Türk pasaportu olan 1,5 milyon civarındaki Türkiyelinin çok büyük bir kısmının yeterli Almanca bilmemesi. 30-50 yıldır Almanya’da yaşayan ama resmi bir daireden gelen kısa bir mektubu anlamayan, Almanca gazete okuyamayan ve tv haberlerini anlamayan insanlarımızın sayısı hiç te az değil. Almanca yetersizliği de, Alman vatandaşlığına geçemeyişlerinin en büyük engeli.

    Almanya bir hukuk devleti. Verilmiş haklar gelişi güzel geri alınmaz. Ama bundan sonra yeni haklar, yardımlar verilirken veya kolaylıklar tanınırken Almanca bilmek çok daha önemli bir kıstas olacaktır diye düşünüyorum.

  3. Almanyadaki Türklerin durumu içler acısı kültürel yönden, tmm bizlerde iyi değiliz ama onlar bambaşka, mesela bir akrabam; baba 30 yıldır falan orda, anne orda doğmuş büyümüş, 2 tane çocukları var, kız ve erkek, kız büyük olanı türkçe meramını anlatabilir 500 kelime diyelim, ama erkek hiç türkçe bilmiyor, baba almanca bilmiyor, anne babayla oğul arasında tercuman vazifesi görüyor ve muhafazakar bir aile..

CEVAP VER