Balkanlar kargaşa ve çatışmalardan sıyrılabilecek mi?

4
Adelina Sfishta
1987 yılında Kosova-Podujeva'da doğdu. Kosova savaşını militan bir kız çocuğu olarak yaşadı. Üniversitede radyo televizyon eğitimi aldı. 2009 yılında Balkan TV'de çalışmaya başladı. 9 yıldır TV haber ve programcılığı yapmaktadır. Araştırmaları Balkan ülkeleri ve Türkiye eksenlidir.
Bosna'dan..

2010 yılı şubat ayında dönemin Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Kosova’yı ziyaret etmişti. Benim gazeteciliğe başlamam 6 ay civarı olmuş idi. Televizyon Abdullah Gül’ü takip etmek için beni görevlendirmişti.

Koca kafalı bir adam, vücut ölçüleri de tam oranlı değil. İlk görüşte pek sevmedim açıkçası. Türk dediğin daha yakışıklı olmalıydı. Benim Türkçe de çat pat. Beginner’dan biraz hallice.

Abdullah Gül’ün ziyaretini takip ettim ve haberlerde kısa bir kaç haberle konu kapandı, zaman aktı ve yeni gündemler eskileri sildi.

Benim kafama bir şey takılmış idi Abdullah Gül’ün söylediklerinden. Tam da anlayamamıştım. Açıkçası çocuk aklımla “sallıyor, bize güven vermeye çalışıyor” diye düşünmüştüm.

Abdullah Gül “Balkanlar Avrupa Birliğinin yeni merkezidir, geleceğe böyle bakın” demişti.

Koca Avrupa birliği, dev gibi ekonomik güç, Balkanlar nasıl Avrupa Birliğinin merkezi olacak diye düşündüm o günler.

Zaman geçti, çok şükür tecrübem arttı, eh Türkçem daha iyi oldu. Televizyon programcısı olarak Türkiye’de hayli çalıştım, bu çalışmalar da bana önemli bilgiler kazandırdı. Eh bir de Ali Bey’e talebe olduk. Emanetçi gibi bizi yetiştirmeye çalıştı “elhamdülillah”. (Emanetçi güzel milletimizin değerlerini, rolünü, gayretini geleceğe taşımak anlamında kullanılmıştır.)

Abdullah Gül bu kavramla 3 şeyi birden hallediyordu aslında:

  • Balkanlardaki çatışmacı anlayışın son bulmasına müthiş bir katkı,
  • Türkiye’ye Balkanlarda yeni vizyon belirlemek,
  • AB’nin Balkanlara stratejik değer noktasından bakmasını sağlamak ve Balkanlarda Türkiye ile işbirliğine önem vermek.

Bunlar Abdullah Gül’ün sözlerine benim değerlendirmelerim. O belki başka şeyler düşündü. Konuşmayı sevmediği için bundan sonra da anlamamız pek mümkün olmayacak.

Türkiye bu sözün üzerinde durmalı. Kendine Balkanlarda tam bir gelecek arıyorsa, Balkan müslümanlığının paşalar gibi var olmasını ve bütün Balkan halklarına değerler katmasını istiyorsa, Abdullah Gül’ün çizdiği bu vizyonu dikkate almalı. Türk dış politikası üreticilerinin dikkatine sunarım.

Türk insanı unutmasın “AB ile olmak AB’ye kul köle olmak değil, AB’nin müslümanlara bakış açısını biliyoruz. Ama unutmayalım bu biraz da bizim hatalarımızla ilgili. Deli Petro gibi bilime-ilime yakın olma zaruretimiz var.”

Ama halihazırdaki Türkiye-AB ilişkileri bu vizyonun uyandırılmasına imkan verir mi, “bu maç döner mi” bilmiyorum. Ama Türkiye Balkan halklarına iyilik yapmak istiyorsa, Balkan müslümanlarının kalkınmasına “anlamlı katkı” vermek istiyorsa, hatta hatta Türkiye Balkanlarda daha etkili olmak istiyorsa, Abdullah Gül’ün Balkan vizyonunu düşünmeli ve değerlendirmeli.

Türkiye’nin AB yeni vizyonu, “AB’nin Türkiye’nin değerlerine uymasını talep etmesi” diyebileceğimiz bu vizyon, AB için anlamlı olabilir mi gerçekten bilmiyorum.

Beğensek de beğenmesek de, AB Türkiye’den farklı bakıyor.

Bu noktada, kendi AB ilişkileri “anlamsız” hale gelmiş Türkiye’nin, Balkan AB ilişkilerinde yön belirleyici olabileceğini sanmıyorum

Ben geçmişte olan bu değerli olayı anlatmak istedim. Unutulması yazık olur. Nerelerden geri dönülmüyorki.

Balkanlar hali hazırda geçmişte olduğu gibi, Rusya’nın da “değerli” katkıları ile çatışmacı anlayıştan çıkamadı ve eski hikaye devam ediyor. Çatışmacı anlayış en önce Balkan müslümanlığına zarar verir anlayalım lütfen, zarar görecek müslümanlık insanlığa verebileceği önemli katkıları da sağlayamaz. Bu çatışmacı anlayışa da çare olacak ve Türkiye’ye yol açacak bu anlayışı hatırladım, üzüldüm.

Top döner, maç çevrilir mi zor maalesef, ama Rabbim en iyi hesap yapandır, bilinmez. Dua ediyoruz ona. “Bize ait olan herşeyi al Rabbim, ama bu milleti affet, bir şans daha lutfet, biz ne yaparız yoksa, biz düşmanlık için gelmedik, hatalarımızı bağışla, biliyorum Rabbim sen de istemezsin milletimizin yok olmasını, sana söz daha çok gayret edeceğiz senin yolunda, haddimize değil, ama müslüman toplulukların, hatta insanlığın bu saf millete ihtiyacı var..”

İşte yine hüzünlendik. Hüznü yaşamak güzel aslında. Rabbim seni çok seviyorum.

Saygılarımla

 

Not: Bosna’daki fotoğrafı sormuş Alper abimiz. Mostar şehrine 20 km. Mesafede Blagaj’da TEKKE olarak geçen bir yer. Jablenicko Jezero denilen baraj gölünün üzerinde. http://gezelimgorelimbilelim.com/2016/04/saraybosnadan-mostara.html  belki bu linkdeki bilgiler faydalı olabilir.

4 YORUMLAR

  1. Tebrikler.
    Yazilariniz Balkanlar’dan haberler almak adina cok önemli.
    Saniyorum Abdullah Gül’ün devlet adamliginin kalitesi yavas yavas anlasilacak.
    Artik kendisine daha fazla ihtiyacimiz olacak

  2. Gazeteciler benim lugatıma göre, olayları, çok yönlü irdeleyip, objektif bir şekilde halkın bilgisine sunan insanlardır. Objektif diyince herkesin kendine göre bir objektif bakış açısı var tabii:). İkirciksiz, doğal cümlelerinizle, tutarlı ve yerinde tesbitlerinizle, kalbi temenni ve dualarınızla, cesaretinizle tabii ( yazmak cesaret işidir çoğu zaman, kral çıplak diyebilen kişi o ahalideki en cesur kişidir bence) gazeteci dersek kısır bir tanımlama yapmış oluruz.
    Abdullah Gül benim düşünceme göre karakteri kendine münhasır, bir çoğu gibi politikacı değil, gerçekten bir devlet adamıdır. Bu güne kadar medyadan gördüğüm kadarıyla tabii, hissi, fevri, tutarsız ve isabetsiz bir cümlesini duymuş değilim. Hatta Hollanda daki çirkin hadiseler yaşandığında birçok kişi asmış kesmiş, işi bedduaya, laleye kadar götürmüşken Abdullah Gül itidali elden bırakmamış bence en isabetli açıklamayı yapmıştır. Hele o lale muhabbeti bence bizi utandırmıştır, rencide etmiştir. Bu bağlamda Sinan beyin tesbitlerine katılıyorum.
    Ayrıca resimle ilgili bilgilendirme için çok teşekkür ediyorum, onore ettiniz. Geçen yaz sonu kendimce genel bir balkan turu(Yunanistan, Arnavutluk, Kosova, Hırvatistan, Bosna Hersek,) yaptım, bildiğim yerlere gittim, 15 gün gibi kısa bir zaman yeterli olmadı. Makedonya ya gidemedim sadece, orayada inş bu yaz gidecem. Gittiğim yerlerde özellikle Bosna Hersek ve kosova da insanlar çok sıcaktı, doğası muhteşemdi. İnş tekrar kısmet olur.

  3. Ben de butun Balkan haberlerini okuyor ve bir sonrakini iple cekiyorum.

    “Balkanlar’da catisma potansiyeli biter mi?” sorusuna gelince: “Bitmez” cunku ana nedeni Balkan halklarinin kulturel kodlarina dayaniyor, yani kendi kimlik tanimlarinin en derinlerinde. Bunu kabul edip, makul ve itidalli davranmak ama teslimiyetci olmamamk lazim.

CEVAP VER