Referandumun Ardından…

2
1990 yılında İzmir'de doğdu. Lisans ve yüksek lisansını ekonomi alanında Sabancı Üniversitesi'nde tamamladı. Şu anda UPenn'de doktora çalışmasına devam etmektedir.

Uzun bir süreçten sonra referandumu yaptık ve halkın yüzde 51.4’ünün desteği ile yeni bir yönetim sistemine geçiyoruz. İnşallah ülkemiz için en hayırlısı olur.

Geride bıraktığımız birkaç aylık referandum sürecine bakıyorum da sormadan edemiyorum: biz bu referandumu niye yaptık?

Aslında referandumun amacı basittir: bir konuda halka fikrini sormak. Bence referandum halka fikir sormak için kötü bir sistemdir çünkü halkın önüne sadece iki seçenek koyulmakta: evet veya hayır. Çok yönlü bir anayasa değişikliğini iki seçeneğe indirdiğinizde bu değişikliklerin eksik yanlarını, iyi yanlarını ayırt edebilme şansınız yoktur. Dolayısı ile artılar eksiler birbirini götürür ve insanların çoğu evet ile hayır arasında kalır. Sonrasında da referandum sonucunda iki seçenek arasında büyük fark oluşmaz, yakın sonuçlanır. O yüzden referandum bu iş için uygun değildir. Ama maalesef elimizdeki method bu, daha iyisi kanunlarımızda olmadığı için bu sistemi kullanıyoruz, sonucunu da kabul edeceğiz.

Keşke tek derdimiz bu olsa, ama bundan daha büyük sorunumuz var: bu referandum halka akıl danışmak için değil, hükümet için bir güven oylaması gibi gözüküyor. Muhalefetin bunu iddia etmesini anlarım, referandumu etkisiz hale getirmek için böyle bir söyleme girişebilir, ama hükümet de aksi yönde davranmıyor. Referandumu bir maç gibi görüyor, önemli olan kazanmaktır diyor. Kaybedilen oylarda parti olarak yanlışlık arıyor, neden oy kaybettik diye soruyor, ama sistemin nesini beğenmediler acaba diye sormuyor. Hükümete yakın gazeteler kazananlar ve kaybedenler diye insanları sınıflandırmaya gidiyor. Bu sonucu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zaferi olarak gösteriyor. Seçim sonucunu Erdoğan’a verilen destek olarak gösteriyor. Halbuki Erdoğan kendisi belirtmişti kendisinin de bir fani olduğunu ve sistemi kendisi için değil ülke için istediğini.

Referandum sonucundan ne hükümete ne de cumhurbaşkanına destek anlamı çıkması gerekiyor aslında. Halka bir soru soruldu, fikir danışıldı ve çoğunluğun olumlu baktığı öğrenildi. Burada hükümetin yapması gereken, olumsuz bulanların hangi yönlerde sakıncalı olarak gördüğünü anlamaya çalışması ve sistemin eksiklerini gidermesi olmalıdır.

Dünyada İslam karşıtlığı yükseliyor. Bunun temelinde kendilerini Müslüman olarak tanımlayan, hatta ismine bile İslam’ı koyan terör örgütlerinin payı çok büyük. İslam’ın aslında bununla bağdaşmadığı, bir grubun yaptığı şeyin bütün bir din topluluğuna atfedilemeyeceği söylendiğinde İslam karşıtı insanların söylediği lafı biliyor musunuz: “Belki her Müslüman terörist değil, ama her terörist Müslüman”.

Bu zihniyete karşı yurtdışında savaş açarken kendi ülkemde geliştirilen “bütün hayırcılar terörist değil, ama bütün teröristler hayırcı” mantığının geliştiğini gördüğümde duyduğum üzüntüyü anlatamam. “Benim Müslüman olmam radikal İslamcıları desteklediğim anlamına gelmez”i Batılılara anlatmaya çalışırken, Türkiye’deki Müslümanların “hayır” diyenlere yaptıklarını görünce, bunun boşuna uğraş olduğunu anladım. Ak Parti’nin mantığı ile baktığımızda Batı bütün Müslümanlara terörist muamelesi göstermekte haklıymış meğer…

Bu söylemin halk nezdinde de tuttuğunu görünce, sırf CHP ile, PKK ile aynı safta yer almak istemedikleri için insanların “hayır” oyu kullanmadıklarını öğrendiğimde daha da hayal kırıklığına uğradım. CHP kötü bir muhalefet partisi olabilir, geçmişinde bir çok hata olabilir. Ama CHP ile aynı safta olmamak için doğru bildiğinden sapmak da büyük bir hata olmaz mı? Terör örgütlerini zaten lanetliyoruz, açıklamalarını bile kaç kişi takip ediyor ki? Hükümet söylemese terör örgütlerinin ne dediğinden haberimiz olmayacaktı büyük ihtimalle. Kaldı ki teröristler eylemlerinden önce “Allah-u ekber” diye bağırıyorlar diye biz artık “Allah-u ekber” demeyecek miyiz?

Muhalefet zaten çoğu seçimde sınıfta kalıyor. Bu seçimde de birçok hatası olmuştur. Ama halktan akıl almak için referandumu ortaya süren hükümetin sonra bir tarafı terörist görmesi, kendi meşruiyetini buna bağlayıp sanki genel seçimmiş gibi kendisini onaylatması referandumun anlamına da, sonucuna da zarar vermiştir.

Tam Bitti Derken: Mühürsüz Oylar…

Tam referandum bitti artık rahat nefes alabiliriz derken bir de mühürsüz oylar meselesinin ortaya çıkması… Hala bu olayı nereye oturtmam gerektiğini bulamıyorum. Bu kadar sandıkta aynı anda hata olması olasılık olarak çok düşük bir ihtimal. Ama bu kadar çok sandığı organize edip mühürsüz oyları sandığa götürmek de çok zor. Lakin Rusya’nın ABD’deki seçimlere ve İngiltere’deki referanduma karıştığı iddia edilen bir ortamda belki de dikkatli olmak lazım. Hükümetin de en azından yabancı devletlerin referandumun meşruluğunu bozmak için yaptığı bir organizasyon olmadığını göstermesi gerekiyor.

YSK Ne Yapmalı

Bunu anlamak için benim bir metodum var:

  1. YSK kaç sandıkta mühürsüz oy kullanıldığını açıklasın. Bunu açıklamak kolay, sadece tutanaklara bakarak kaç sandıkta mühürsüz oy olduğu bilinebilir (sandık görevlilerin bunu tutanaklarına yazdıklarını düşünüyorum, aksi taktirde suç işlemiş olurlar).
    • Eğer toplam oy 1 milyondan az ise sorun yok demektir, sonucu değiştirmeyecektir.
  2. Eğer fazla ise, o zaman toplamda kaç mühürsüz oy kullanıldığı açıklansın. Bu biraz zaman alabilir, 50 milyon oyu tekrar dikkatlice saymak kolay bir iş değil. O yüzden ilk olarak sandık sayısı açıklansın istedim.
    • Eğer oyların büyük bölümü (mesela yüzde 90’ı) “evet” veya “hayır” ise ortada bir sorun var demektir.
    • Eğer oylar 50-50 bölünmüş ise insan hatası diyebiliriz.
    • Eğer bir taraf 60-90 arasında oy almış ise sandık bazında inceleme yapmamız gerekir.
  3. Sandık bazlı baktığımızda, eğer bazı sandıklarda sonuç tek taraflıysa, mesela bazı sandıklarda yüzde 90 “evet” bazılarında yüzde 90 “hayır” çıkmış ise, sorun var demektir.
  4. Eğer bariz fark yok ise, o zaman her sandığı çevre sandıkların sonuçları ile karşılaştırmamız gerekir. Eğer istatistiki bir fark yok ise sorun yok demektir. Eğer istatistiki bir fark var ise sorun var demektir.

Eğer sorun olduğunu tespit edersek sorumlusunu bulmamız gerekir.

Bir an önce hiçbir elin halkın tercihini gölgelemesine izin verilmemesi için bunun yapılması önemlidir. Bu sadece bu referandum için değil, ilerisi için de önemlidir. Bu iş ciddiye alınmalı ki başka bir seçimde/referandumda kimse “nasıl olsa ciddiye alınmıyor” diyerek böyle bir hileye girişmesin. Yoksa ilerideki seçimler/referandumlar dış müdahaleler karşısında zayıf hale gelecektir.

İnsanlık Halidir Deyip Geçmemeli

Eğer ki oylarda bir sorun bulunmazsa, ama birçok sandıkta mühürsüz oy kullanılmışsa, o zaman karşımızda başka bir problemimiz var (Nitekim YSK’nın daha sayımların başında çıkıp bir açıklama yapması bir çok sandıkta sorun olduğunu göstermekte). İnsanlık halidir, hata yapılabilir, doğrudur. Ama bu kadar önemli bir günde yapılması gereken en önemli işlerden birisini bu kadar çok kişinin unutması olasılık olarak çok düşüktür. Seçimi ilk defa yapmıyoruz, daha önce bu sorunu hiç bu kadar büyük çaplı yaşamamışken şimdi bunu yaşıyorsak bunun bir nedeni olmalı. Birinci ihtimal Türkiye’de bunama hastalığı başladı. İkinci ihtimal ise artık herkes FETÖ yüzünden olağan şüpheli ya da hapiste olduğu için işin doğru yapacağına inandığımız kişilere değil bu işi hiç bilmeyen, daha önce alakası olmayan insanlara verilmesidir. İki ihtimal de çok büyük problem. Birincisi ülkenin sağlığı giderek bozuluyor demektir. İkincisi ise sandık görevliliği gibi ne yapılması gerektiği bu kadar bariz basit bir işi bile bu işi becerebilecek insanlara vermiyorsak diğer önemli işlerde kim görevlendiriliyor merak ediyorum. Halbuki işin ehline verilmesi yetkililerin görevidir.

Ümidim bir an önce YSK’nın mühürsüz oyların durumu ile ilgili düzgün bir açıklama yapıp referandum hakkında şüphesi olan insanları aydınlatmasıdır. Şüphesi olan kişilerden beklentim de itirazlarını hukuka uygun şekilde, toplumsal bır soruna yol açmadan, sağduyu ile yapmalarıdır. Ondan sonra da geçmişi unutup geleceğe bakmamız gerekiyor. Söylenenler söylendi, yapılanlar yapıldı, zamanı geriye alamayacağımıza göre ileriyi tasarlamamız gerekiyor. Herkes neye oy verdiğini unutsun. Çünkü bundan sonra bunun bir önemi yok. Önemli olan, yeni sistemi Türkiye’nin lehine nasıl geliştirebileceğimiz olmalıdır.

Cumhurbaşkanlığı sistemi hepimize hayırlı olması ümidiyle.

2 YORUMLAR

  1. Türkiye’de şimdiye kadar yapılan seçimlerde, oylama öncesi yapılan seçim propağandasının adil olmayan bir ortamda gerçekleştiği konusu bilindiği halde, oy vermenin ve sayımının şaibeli olmayışı nedeniyle, neticelere saygı gösteriliyordu. YSK bence, referandum oylamasındaki mühürsüz oylarlarla ilgili kararıyla bu son tutunulan dalı kırdı. Seçmenin en az yarısı sadece referandum oylamasına değil, ilerdeki seçimlere de güvenini kaybetmek üzere. Bu tehlikeli gelişmeyi önlemek ilk önce iktidar için çok önemli. Seçim kanunu keyfimize göre yorumlayarak yamalı bohçaya çevirmek sorunu daha da büyütebilir.

  2. İyki ocakmedya yayına başlamış, yoksa bu cevherlerden yararlanmak ve de bunları tanımak mümkün olmazdı.
    Tebrikler kaleminiz ve ellerinize sağlık çok güzel bir yazı, faydalı ve aydınlatıcı tesbitler.
    Yalnız son satırırdaki temenli bana göre kabul olmiyacak bir duaya amin demek olmasına rağmen ben genelde Amin diyeyim.
    Ömer Koru gibilerinin saygılarının artması dileklerimle, sağlıcakla kalın.

CEVAP VER