Şeytanın siyaseti

2

Bütün ilkel ve kitapsız dinlerle mitolojilerde şeytanın işlerini yapmakla görevli, türlü adlarda kötülük ruhları vardır. Şeytan, bütün kitaplı Samî dinlerde ve özellikle Müslümanlıkta kibirli, kendine güvenen, asi bir melektir.

“Allah’ın izni olmadan şeytan, hiç bir zarar veremez; iman edenler, Allah’a tevekkül etsinler.” Mücadele,10

Zaten, “İman ederek Rablerine tevekkül edenlere onun musallat olması olanaksızdır.” Nahl,99

Şeytan, Allah ve insan iradesine direnen rakip bir kuvvet gibi görünür. Şeytanın görevi, Allah’ın kendine vermiş olduğu müsaadeye dayanarak, insanları Yaratan’dan uzaklaştırmak ve rezilliğe sürüklemektir.

Besmele denilen kutsal başlangıç, cinleri kovmaya ve işlere şeytanın karışmamasına da hizmet eden mistik bir formül ve dövizdir.

Simgesel olarak şahıslandırılmış olan şeytanın, bir özgürlük meleği olduğunu kabul edenler de vardır. Onu, kendi kötü tutkularımızı hoş göstermeye gayret eden bir mantık sayanlar da vardır.

Dante, Cehennem’inde konuşturduğu şeytana “Belki de benim bir mantıkçı olduğumu bilmiyordun, değil mi?” dedirtir.

Ozan Baudelaire de “Şeytanın en yüce hilesi, bizi kendinin var olmadığına inandırmaktır.” diyerek onun bu mantıkçılığını onaylamaktadır.

Şeytan, aldatmak için kutsal bir çok kitapta yılan kılığına girmiştir. Oswald Wirth’in kaydettiğine göre, Adem’le Havva’nın cennetten kovulmasına neden olduğu anlaşılan yasaklanmış meyveyi veren yılanın, eskiden beri kullanılan ve bilinen bir simge olduğu anlaşılmaktadır.

Goethe, “Yeşil Yılan” adlı güzel hikayesinde, yılana büyük saygı gösterir; bu ışınlı yılanı, âlemi kurtarmak için hayat sahilini birbirine bağlayan bir köprüye dönüşmüş olarak betimler ve kutsallaştırır.

Bize göre de yılan, kadında uyanan ilk zekanın, yani insanı hayvanlıktan düşünen varlık mertebesine yükselten hayatsal kuvvetin ve üremenin simgesidir.

İnsan bu sayede utanmayı, iyiyi, kötüyü, üreme organlarını kapamayı öğrenmiş ve Tevrat’ın deyimiyle Tanrı’ya benzemeyi başarmıştır.

İslâm’da şeytan, salih insanları baştan çıkaramaz ve bu insanlar her bakımdan meleklerden de üstündürler.

Peygamberimiz kendi ahlâksal ülkülerini, ulusunun ve aralarında yaşadığı Hıristiyanlarla Musevîlerin temel inançları üzerine inşa etmiştir.

O bu yolla karşılaşacağı zorluk ve engelleri azaltmak için, halkın öteden beri bağlanmış olduğu batıl inançlara desteklik eden imgelerle terimleri kullanarak, kendi ülküsüne daha anlaşılabilir bir renk vermek istemişti.

Bu zorunluluk; onun, “Halka, akıllarının seviyesine göre söyleyin” şeklinde ifade ettiği İslâm ilkelerine de uygundur. Ülkelere beldelere gönderdiği valilere; sözlerini telkin ederken esasen ilm-i siyasetin de zirvelerinde geziyordu.

Neredeyse tamamı din-iman adı altında şeytanlık eğitimi almış, ayaküstü kırk yalan söyleyen, maddiyat-menfaat dışında hiçbir değeri olmayan, Kuran’la aldatan, evrenimize kötülük saçan insanlar var.

Siyasetçilerden yılan siluetine bürünmüş nice insan var. Halkın nabzına göre propaganda yapmaktalar. Şeytani dehalarıyla, siyasetlerine ve günlerini gün etmeye devam etmektedirler.

Ortadoğu’da, İslam coğrafyasında, mezhep savaşlarında, inananların sömürülmesinde, açlık, kıtlık, yokluk, tehcir, göç, ihanet, emperyal ajanlık olaylarının arkasında hep bu tip insanlar vardır.

Bunların kimliği, kişiliği, fikri, inancı, ırkı, dini, mezhebi yoktur. Tek putun önünde secdeye gelir, o put ne derse “o” olur, biat ederler.

Bediüzzaman Hazretlerinin siyasetçilerin bukalemun hallerinden esinlenerek söylediği söz, tarihe mal olmuştur. “Euzu billah mineşşeytani ves siyase” yani “kovulmuş şeytanın şerrinden ve siyasetten sana sığınırım.” der…

Fizikleri ve kıyafetleri günümüze, zihniyetleri milat öncesine aittir!

Villeneuve adeta günümüz siyasetine ve siyasetçiye ışık tutar. İçimizde dolanan yılan kılıklı insanlar, dışarıya aksetmiştir.

Lakin; halk “aklının seviyesinden” bu durumun farkında değildir. Bu veciz hali Villeneuve müthiş bir cümleyle özetler.

“Şeytanlarımızı göremiyoruz; zira biz kendimizi göremiyoruz.”

2 YORUMLAR

  1. Sayin Veysi Dundar,
    Okuyucularla irtibat icin kullandiginiz bir e-mail adresiniz var mi?

    Sayin site yonetimi,
    Bu soruyu kendisine iletebilir misiniz? Aslinda bu soru ve istegim tum Ocak Medya yazarlari icin gecerli.

CEVAP VER