Mekke’de Hoca Taşlamak

3

“Hakikat iki kişiye muhtaçtır: biri söyleyen diğeri de anlayandır” der Halil Cibran.
Dillendireceğim şey hakikattir, ama ne kadar tasdik edilir, malumu ilam edenlerce belli olur.

İsmailağa cemaatine mensup insanların birbirlerini menfaatleri icabı hacemat etmeleri normal de, bunun ta Mekke’de şeytan taşlamaya giderken birbirlerinin şeytanı olmaları enteresan oldu.

Bu eleştirileri yaşayarak tecrübe ettik. 28 Şubat sürecinde Aczimendici’lerde gördük. Bunu 15 Temmuz da FETÖ’de gördük. İsmailağa Cematinde patlak veren kavgalarda gördük. Ve medyaya yansımamış başka cemaat yapılanmalarında bir dünya yanlışlar olduğu da muhakkak. Üst akıldan muvazzaf olduğu aşikar Adnan Hoca grubu da eklenebilir, kapladığı hacim ne kadardır tahmin yüretemiyorum.

Namaz kılarken cemaat olmayı anlarım da, fert olarak dini yaşamak mümkün değil midir?

Bir camiaya dahil olma mecburiyeti mi var?

Din adamlarına olan güven insicamını bozmuştur. İnsanlar yanlış yola sürüklenmektedir. Hacı hoca takımının bu dine verdiği zarar, Allah katında kayıtlıdır. Haricen de cemaat adına himmet toplayan, üfürükçü muskacı vb fiiliyatta olanların da İslam’ın kadr-ü kıymetine verdiği tahrifat ölçülemeyecek boyuttadır.

Bakara 79. ayette kul için feryad vardır ve der ki kutsal kitap:

“Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, ‘Bu, Allah’ın katındandır’ derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline!”

Din adamları sadece İslam’da değil, diğer semavi dinlerde de zarar veren kişiler konumundadırlar. Tevbe suresi 31. ayette şöyle buyruluyor:

“Yahudiler Allah’ı bırakıp bilginlerini, hahamlarını; Hıristiyanlar da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesîh’i rabler edindiler. Halbuki onlara sadece tek ilâha kulluk etmeleri emrolundu. O’ndan başka tanrı yoktur. O, bunların ortak koştukları şeylerden uzaktır.”

Medyaya yansımıştı. Fetö’nün kasalarından birinin onlarca kadının arasında köpük banyosu yapması, Cübbeli’nin villası, jeepi, jet ski macerası, İsmailağa Cemaatinin önde gelen isimlerinden Şefik Kocaman ile liderlik kavgası, hatta Kocaman’ın bıçaklanması vakıası, Aczimendi grubunun lideri Müslüm Gündüz’ün ekranlara yansıyan Fadime Şahin hadisesi, Adnan Hoca grubunun ekranlarda arz-ı endam eden taverna tarzı dini sohbetleri…

Bu örneklendirmeleri çoğaltmak mümkündür.

Tevbe suresi 34. ayette Allah şöyle sesleniyor:

“Ey iman edenler! Muhakkak ki ahbardan (hahamlar) ve ruhbandan birçoğu, insanların mallarını bâtıl olarak yerler ve onları Allâh yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü depolayıp gizleyen ve onları Allâh yolunda infak etmeyenlere gelince, onları acı bir azap ile müjdele!”

Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk’ün beyanları geldi aklıma. Seveni var sevmeyeni var. Ama bu konu için yaptığı tespitleri yer ile gök kadar sahih. “Böyle yaptınız mı, Nuh’a söyleneni söylerler size. Çıkarın bunları burdan. Başımıza bela oldu bunlar” demişti. “Ezel ve ebed arası şaşmaz ve değişmez koordinatlar vardır Kur’an’ın buyurduğu. Bu koordinatlara gelmeden bu millet iflah olmaz” sözleriyle noktalamıştı beyanını.

Kur’an’ın şaşmaz doğruları vardır. Bunlar değişmez kanunlardır. Allah’ın emirlerine uymak kafidir. Diğer türlü farklı farklı yorumlarla dine getirilen sadece tahrifattır. Bölüne bölüne dinin getirildiği hal, İslam coğrafyasının bulunduğu hali, özetle anlatmak kafidir.

Bu zihniyetler İslam dininden ne kadar uzak olduğumuzu ve kafalarınca kendi uydurdukları batıl fikirlerle İslam’ı nasıl afyonlaştırdıklarını açıkça göstermektedir. İslam coğrafyasının kan gölü olmasında bu tiplerin yadsınamaz dahli vardır.

Bugün gelinen noktada müslümanlık sadece bir etiket. Etiketi kaldırıyorsun altında kafire dair tüm sıfatlar çıkıyor. Mezhepler arası birbirini kırdırma da hakeza. Ortalık kan revan. Yalan üçkağıt zina faiz yolsuzluk devlet malını gasp pedofili eşcinsellik İslâm ülkerinde almış başını gidiyor.

Allah bizi bu tiplerden ve dini siyasete alet edenlerden halas eyleye…

3 YORUMLAR

  1. Genelde yaptiginiz gibi cokca “idealist” bir yaklasim olmus. Insanlarin ihtiyaci “ic huzuru”. Bunu da fazla bir “yuk altina girmeden” yapmak isterler. Cemaatler insanlara bu rahatligi saglar.

    Lutfen “Karamazov Kardeslerdeki” “Buyuk Engizotor” bolumunu okuyun, her seyi aciklar.

  2. Adını hatırlamadığım bir şair, karısı rebeka tarafından aldatılan mişon efendinin acı intikamını anlatır. Mişon efendi, karısı ile sevgilisi işini bitirip çıktıktan sonra, yatak odasına girer ve yatağı bir güzel doğrar balta ile….
    Bugün yüreksiz kalem erbabının, doğrucu Davud edasıyla, kendilerini savunma imkanı kalmamış cemaatlere ver yansın ederek, islamın günümüzdeki önemli yaralarına neşter vuran cerrah triplerine girmelerini gördükçe, mişon efendi aklıma geliyor.
    Coşkuyla tezahürat yapasım geliyor :
    Vur mişon vur
    Namus aşkına
    Sadakat aşkına
    Cesaret aşkına
    Erkeklik aşkına
    Delikanlılık aşkına
    Gün senin günün, vur ki namusumuz temizlensin….
    Şu meş’um yatak pare pare olsun…
    Yürekler soğusun
    Alem kahraman görsün…..
    Helallll olsun

CEVAP VER