Merkez Bankası Hala Bağımsızlığını Koruyor

0
1990 yılında İzmir'de doğdu. Lisans ve yüksek lisansını ekonomi alanında Sabancı Üniversitesi'nde tamamladı. Şu anda UPenn'de doktora çalışmasına devam etmektedir.

AK Parti hükümeti en büyük savaşlarından birisini faize karşı veriyor. Özellikle son birkaç yılda hükümetin yetkili kişileri hemen hemen her konuşmalarında faizin kötülüğünden bahsediyor ve faizlerin düşmesi gerektiğini söylüyor. Hatta bu söylem o kadar sertleşti ki faiz arttırılması gerektiği söyleyen yakında vatan haini ilan edilebilir. Bunun sonucunda da Merkez Bankası’nın da eli kolu bağlanmışa benziyor; nitekim faizi arttırmak istese bile hükümet buna sıcak bakmadığı için gerekli müdahalelerin zamanında yapılamadığı iddiasını bazı yorumculardan duyuyoruz.

Geçen hafta Merkez Bankası gecelik faiz oranını arttırdı. Bir haftadır hükümet nasıl tepki verecek diye bekliyorum. Haberlerde gözüme bir açıklama çarpmadı. Google’da arıyorum, her zaman açıklama yapan kişilerin isimlerinin yanına “faiz” anahtar kelimesini de ekleyerek, ama Merkez Bankası’na yanlış yaptığını söyleyen bir yetkili çıkmadı. En sonunda dün Cumhurbaşkanı Erdoğan “faizler mutlaka aşağıya çekeceğiz” dedi, ama bu sürede faizlerin yükseldiğinden dem vurmadı.

Dünkü konuşmadan başka bulabildiğim tek yorum Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gedikli’den geldi, faiz arttırımının açıklanmasının ardından Merkez Bankası’nın fiyat istikrarını sağlamak için yapılması gerekenleri yapıyor dedi. Başka kimsenin yaptığı açıklamayı duymadım. Halbuki ertesi günkü konuşmalarda faizin nasıl enflasyona yol açtığını anlatmalarını bekliyordum. Olmadı. Peki ne değişti?

Aslında MB faizi arttırdı diyoruz, ama aslında MB kullandığı araçlardan sadece bir tanesinin faizini arttırdı: geç likidite penceresinin (GLP) faizini. Bu kelime eskiden pek kullanılmazdı, herhalde çok kişi de bu oranın ne olduğunu umursamazdı. Çünkü MB’nin asıl aracı, bir haftalık reponun faizi. Hatta öyle ki repo faizi demek yerine ona “politika faizi” deniyor. İşte MB “politika faizi”ni arttırmak yerine GLP faizini arttırdı.

Şimdi gelin aşağıdaki grafiğe bakalım. Grafik bize bu yıl içerisinde MB’nin piyasaya hangi yollarla borç verdiğini gösteriyor. Mavi kısım repo ihalelerinin hacmini, sarı kısım ise GLP kullanımının hacmini gösteriyor. Tahmin ediyorum ilk gözünüze çarpan ocak ayının sonlarına doğru mavi kısım yok olurken sarının hiç yokken bir anda bütün alanı kaplamaya başlaması olmuştur.

Fark ettiyseniz “politika faizi” kelimesini tırnak içerisinde yazdım. Eğer karşınızda konuşuyor olsaydım da iki parmağım ile yine tırnak işareti yaparak söylerdim “polika faizi” kelimesini. Çünkü artık sadece adı “politika faizi”. Son 3 aydır bu yoldan borç verdiği kimse yok MB’nin. Onun yerine alternatif bir yol olarak GLP’yi kullanıyor.

Repo al-sat anlaşmasıdır. Yani MB likide ihtiyacı olan bankadan, bankanın sahip olduğu bir varlığı (mesela devlet tahvilini) bir hafta sonra geri satmak üzere alır. Böylece kısa süreli paraya ihtiyacı olan banka elindeki duran varlığı likide çevirmiş olur. İşte bu al-sat arasındaki farka repo faizi diyoruz. Normalde MB bu yolla bankalara para sağlarken artık bundan vazgeçti, yerine pek de alışık olmadığımız bir yönteme başvuruyor, GLP. Yani bankalara gün biterken teminat karşılığı bir gecelik kredi sağlıyor, bugün veriyor yarın faizi ile geri alıyor. Diğer bütün yolları kapattığı için de bankaları buna biraz mecbur bırakmış oluyor.

Şimdi grafiğin altındaki sekmeyi sola doğru kaydırın, hiç bir yerde sarılık göremeyeceksiniz. Çünkü 2011 yılından bugüne kadar MB’nin bu yoldan vermiş olduğu borç sayısı iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar. Ama şimdi tek yöntemi bu.

Aslında bakarsanız dahiyane bir yöntem. Kimseye çaktırmadan, “politika faizini” sabit tutuyor ama realitede onu atıl bırakarak faizi yüksek başka yöntemlerle piyasaya borç veriyor, böylece faizi göstermeden arttırmış oluyor. Nitekim geçen ay yine bunu yapmış, “politika faizi” yerine GLP’yi arttırmış, Sayın Gedikli ise alttaki twiti atmıştı:

“Politika faizini” artırmayarak faizi arttırmadığı ilizyonunu sağlamış yani MB. Dolayısı ile hükümet GLP’yi faizden saymıyor ve onun artımını önemli görmüyor olabilir. Ben de burada biraz ispiyonluyormuş gibi olmuş olabilirim. Ama faizin bu yöntemle artığını anlamak için MB’nin twitter hesabını takip etmek yeterli aslında. Sanıyorum ki hergün faiz oranları ile ilgili bir grafik yayınlıyorlar. Ben de aşağıdaki tabloya onun en önemli verisini aldım: ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti. Yani tek bir faiz oranına bakmak yerine, MB’nin kullandığı çeşitli faizlerin kullanım yoğunluğuna göre ortalaması. Aşağıdaki grafikteki sarı çizgi bize bunu gösteriyor.

Yıl başında %8.3 düzeyinde olan faiz oranı ocak ayının ortasında yükselme eğilimi göstermiş, yavaş yavaş artmış, geçen haftaki karardan sonra haftayı %11.8 ile kapatmış. Yani son dört ayda faiz yüzde 3.5 artmış.

Şimdi tarihi biraz geriye saralım, üst soldaki düğmeden bir yıllık zaman dilimini seçelim. Geçen yılın Mayıs ayından Kasım ayına kadar bir azalış görüyoruz. Bir yıl içerisinde gerçekten faizler %8.5’ten %7.5’e kadar düşmüş, ama sonrasında ise yüzde 11 seviyesinde.

İşte bu durumu gören hükümetteki yetkili kişilerin buna itiraz edeceklerini düşünüyordum. Ama yanılmışım, sadece faizin enflasyona neden olduğunu, yakında da düşeceğini duyuyoruz. Ama elimizdeki veriler bize tersini söylüyor, faiz yükselmeye devam ediyor.

Bu durumu iki şekilde yorumlaya biliriz. İlki, MB bu işi çaktırmadan yapmayı başarıyor ve sessiz sedasız faizleri yükseltiyor. Dolayısı ile de hükümet MB’nin “politika faizini” sabit tutmasını yeterli görüyor. Bundan dolayı da sert söylemler görmüyoruz. İkinci seçenek ise MB bağımsızlığını sağlamlaştırmış durumda, dolayısıyla hükümet MB’nin aldığı kararlara karışmıyor.

İlki neredeyse imkansız, MB hergün yukarıdaki grafiği yayınlıyor, diğer yorumcular da bu grafiği çeşitli yerlerde yorumladılar. Artık MB’nin gizli şekilde faizi arttırdığı sır değil. Belki iki ay önce bu geçerli olabilirdi, ama artık gizlilik kalmadı. O zaman ikinci seçenek doğru olmalı. Yani MB bağımsızlığı sayesinde hükümet bu duruma ses çıkarmıyor. “Faizler yakında inecektir” dediklerine göre de faizleri indirmek için başka yöntemleri var, mesela yapısal reformlar olabilir.

Bu duruma bakarak çekincesi olanlara “MB bağımsızlığını koruyor” diyebiliriz.

O zaman geriye bir soru kalıyor: MB neden hala normal yollardan değil de alışılmadık yollardan faizi arttırıyor?

İkinci grafiğe başka veriler de ekledim. Grafiğin hemen sağ tarafındaki kelimelere basarak o verileri de grafiğe ekliyebilirsiniz. Mesela “USD/TRY” dolar kurunu, “ticari”, “tüketici” ve “USD ticari” de bankaların ilgili konulardaki ortalama faiz oranını grafiğe ekleyecektir. Niyetim onları da yorumlamaktı ama yazı uzadı, ama yine deilgilenenler için onları da buraya ekledim. Benim yorumum da başka bir yazıya kalsın.

CEVAP VER