Değerlerle Değer Olmak!

0

“Zaman için deniyor ki! Yaşamaya zaman ayırın, zira zaman bunun için yaratılmıştır.
Vakit öldürmek, intihar demektir. Çalışmaya zaman ayırın, muvaffakiyetin bedeli budur.

Düşünmeye zaman ayırın, iktidarın kaynağı budur.

Eğlenmeye zaman ayırın, sağduyunun kaynaklarından biri budur.

Etrafınızdakilere nazik davranmaya zaman ayırın, saadete giden yol budur.

Hayal kurmaya zaman ayırın, dünyanın dertlerini kısa bir zaman unutmak için en tatlı çare budur.

Etrafınıza bakmaya zaman ayırın, günler insanın egoist olmasına müsaade etmeyecek kadar kısadır.

Gülmeye zaman ayırın, ruhun musikisi budur.

Çocuklarla oynamaya zaman ayırın, bu zevklerin en büyüğüdür.

Terbiyeli olmaya zaman ayırın, bu cemiyet insanının sembolüdür.”

Peki ama nasıl?

* * *

Vaktiyle ergin bir şeyh, yıllarca yanında yetiştirdiği müridini imtihan etmek ister.

Onun eline iri bir pırlanta verip:

-Oğlum, der. Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.

Mürit elinde pırlanta bir bakkal dükkanına girer ve;

-Şunu alır mısınız? diye sorar.

Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği için mücevheri alır, elinde çevirir, sonra;

-Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın, der.

Mürit teşekkür edip çıkar. Bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği mücevhere ancak bir beş lira vermeye razı olur. Üçüncü olarak semerciye gider:

-Buna ne verirsiniz? diye sorar.

Semerci şöyle bir bakar.

-Bu benim semerlere iyi süs olur. Bundan “kaş” dediğimiz süslerden yaparım. Buna on lira veririm, der.

Mürit en son olarak kuyumcuya gider. Kuyumcu mücevherleri görünce yerinden fırlar.

-Bu kadar büyük pırlantayı nereden buldun? diye hayretle bağırır ve hemen ilave eder.
-Buna kaç lira istiyorsun?

Mürit sorar;

-Siz ne veriyorsunuz?

-Ne istiyorsan veririm.

Mürit;

-Hayır veremem, diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:

-Ne olur bunu bana sat. Dükkanımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.

Mürit emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istedikleri anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.

Şeyhinin yanına dönen mürit büyük bir şaşkınlık içinde macerasını anlatır. Şeyh sorar:

-Bundan ne anladın?

Müridin verdiği cevap çok doğrudur:

-Bir şey ancak değerini bilenin yanında kıymetlidir.

Şeyh ilave eder.

-İşte oğlum sen de, sana verdiklerimi, bildirdiklerimi ve öğrettiklerimi, onun kıymetini bilmeyenlere verme.

Eğer bir kimseye mutlaka vermek istiyorsan, önce vereceklerinin kıymetini tanıt, onlara saygıyı öğret, sonra ver.

Niceleri vardır ki, nadide güllerden meydana gelen şahane gül bahçesini, dikenli otlardan meydana gelmiş otlar sanır da çiğner geçerler.

***

Kıssadan Hisse…

Sevgili dostlar. ‘Şahsi hürriyete giden en esaslı yol, kendinizi meydana çıkaracak kuvvetlerin meydana çıkmasına yardım etmektir. Faal olunuz! Sorumluluk kabul ediniz!

Bu yalnız seçime gitmekle olmaz. İnandığımız şeyler için çalışmakla olur.

Her türlü engellemelere rağmen eğer siz bunu yapmazsanız, siz kendi kaderinizi, faaliyet gösteren başkalarının eline teslim etmiş olursunuz.’

Eğer siz;

özgüllüğünüzü hatırlamaz da, değerlerle değer olup, değerlerini unutanlar gibi olursanız, unutmayın ki tarih de sizi unutur…!

CEVAP VER