İstiklal İstiklal Olalı Böyle Zulüm Görmedi

3
İstiklal Caddesi

Bu şehrin simgesidir. Osmanlı döneminde adı Cadde-i Kebir (Büyük Cadde), Grande Rue de Pera, nam-ı diğer şimdinin İstiklal Caddesi.
1800’lerden beri İstanbul’un en hareketli, en ünlü noktası. Bugün tanınamayacak halde.

“Birgün Üstad Yahya Kemal Beyatlı, arkadaşlarıyla eskiden otel şimdilerde pasaj olan Tokatlıyan’da otururken, caddeden kravatsız bir adam geçtiğini görmüş ve çok hayret etmiş” diye anlatılır.

Beyoğlu’na özelde caddeye 50’li yılların sonuna kadar beyefendilerin şapkasız çıkmadığı, İstiklâl Caddesi’nde yürüyen her hanımefendinin gayet şık olduğu ve dört dörtlük bir nezaketin hüküm sürdüğü söylenir durur. Ben şahit değilim. Zira yaşım müsait değil bunu dillendirmeye. Fırıncı komşum Özer abinin yaşı 80’in üstüdür. Ve bu durumu teyit eder. Yazdıkların doğrudur, mesnetsiz ve ucuz bir şehir efsanesinden ibaret değildir eskilerin İstiklal şıklığı, demiştir.

İstiklal Caddesi, Taksim Meydan’ından Tünel’e kadar uzanan, 2 bin metrelik tarihi bir caddedir. Buradan gün aşırı 2 ila 3 milyon kişinin geçtiği oluyordu. Bu sirkülasyon bir çok ülke nüfusundan bile fazladır. ‘Şapkasız ve kravatsız çıkılmayan’ bu muhitin, zaman geçtikçe şekli ve şemaili değişti.

Tarihi vasfını, kendine has mimari konseptini korumaya çalışsa da; Kelepir Kitap, Markiz, Lebon ya da Burç Pastanesi, Otto, Salt, Muammer Karaca Tiyatrosu, Emek Sineması, Robinson Crusoe 389, Nayah, ana caddedeki yerinden ayrılıp ara sokağa geçen İnci Pastanesi… Ve hatırlayamadığım diğer tarihi mekanlar. Birbir ya kapandı ya taşındı ya da ayakta durmaya çalışıyor. Yerlerini AVM’ler yuttu. O güzelliklerin ahı tuttu galiba, AVM’ler hep boş… Geçmiş geleceği yani moderniteyi yendi bu manada.

Ama bugün, ortaya çıkan görsel kirlilikten bahsedeceğim. Bir dönem şık hanımefendilerin ve beyefendilerin salındığı sokaklar, şimdi inşaat alanı. Cadde-i Kebirin önlenemez çöküşü devam ediyor. Cadde-i Sağir (küçük cadde) oldu. Aylardan beri süren kazı çalışmaları, kısa mesafe aralıklarıyla caddenin neredeyse her yerinde bulunan iş makineleri, kamyonlar, tırlar, dilenciler, cadde boyu kapanan dükkânlar, barların desibel sınırlarını aşan gürültü kirliliği, güvenlik sorunları, caddenin içler acısı halini gözler önüne seriyor. İstiklal Caddesi kalabalık, karmakarışık ve kimliksiz bir mekân halini aldı.

İstanbul’un merkezi, sosyal yaşamın, eğlencenin ve alışverişin kalbi Taksim’in son hali semti yaşanır olmaktan çıkarmış durumda. İstiklal Caddesi’nde kazılmadık yer kalmadı.

Dengesiz yönetim sergileniyor. 20 yıldan fazladır Beyoğlu’nda yaşarım. Son on yılda İstiklal’in yer kaplaması en az 3 defa değişti. Bir türlü dikiş tutturulamadı. Önce tramway yolunun sağında solunda paralel uzanmış ağaçları kesildi. Derken yerler koca koca mermerlerle kaplandı. Bir iki ay sonra taşlar yerinden oynamaya, kırılmaya ve çukurlar oluşmaya başladı. On senedir tamir edilemedi cadde. Kazmaya taş döşemeye çimentoyla yama düzeltmeye devam ediyoruz. Bugün emek veriyoruz. Yarın yıkıyoruz. Bir dünya müsriflik. Bugün her taraf toz içinde.

Taksim’de İstiklal Caddesi’ne renk katan ve özelikle turistlerin yoğun ilgi gösterdiği nostaljik tramvay seferleri, altyapı çalışması nedeniyle 6 ay boyunca yapılmayacak.Tadilat başlayalı 2 ay oldu. Nostaljik Tramvay hattı kaldırıldı. Esnafın kendi arasındaki sohbetlerinde Tramvay Deposunun yapımı devam eden Caminin inşaat alanına ekleneceği için kullanıma kapatıldığı dillendiriliyor. Kendimce böyle bir durumun olmasına ihtimal vermiyorum. Haricen de Belediye Başkanı özel kalemine mesaj attım.

“Tadilatına başlamış olduğunuz nostaljik tramway hattının güzergahı meydanda bitmesin. Uzatılsın. Gezi parkının sağından dolansın, Divan’ın önünden meydana geri gelsin ve caddeyle birleştirilsin. 4-5 tramwayın aynı anda dolaşımda olmasıyla daha hoş bir görünümün hasıl olacağı şeklinde bir öneride bulundum” Makes bulur mu bilmiyorum.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi 26 yıldır aralıksız hizmet veren nostaljik tramvay hattının, cadde döşemelerine zarar vermesini kökten önleyen kauçuk malzemeyle kaplanacağını açıklamıştı.
Yeni ray döşeme sistemiyle İstiklal Caddesi’nin zeminindeki kırılmaların engellenmesi hedefleniyor.

3 dönemdir aynı Başkan burayı yönetmektedir. Caddede istikrar yok. İstiklal’de “İSTİKRARLI BİR İSTİKRARSIZLIK” var. Demek ki istikrar hep aynı partinin bir başına yönetmesiyle de sağlanmıyor.

Caddede dibe vuracağız deniyordu. Dibe vurduk hakkaten. Caddenin yarısı boş dükkan. Dibin dibi neresidir acaba?

Kendi mısralarımdır…
Kravatlı beyefendilere şık hanımefendilere artık pek rastlanmıyor,
İstiklal Caddesinde her şekilden ademoğlu salınıyor,
Zarif, nazif, nezih denen kimseler caddede pek yer almıyor,
Başıboş avaresinden, serserisinden, hippisinden, dilencisinden, tozundan geçilmiyor.

3 YORUMLAR

  1. Geçen hafta bizim de yolumuz düştü bu caddeye. Bir yıl belki daha uzun bir süre önce yine ziyaret ettiğimizi ve caddenin haline üzüldüğümüzü hatırlıyorum. Doğrusu bu zamanlarda bir yazarın, bir cadde için köşe ayırmasını önemsediğim için bunu dile getirmek istedim. Ancak bunu ilgili kişilerin ciddiye alacağını sanmıyorum.
    Eskiden biz tornadan çıkmış gibi duran insanlara kızardık. Şimdi çevreme bakıyorum da herkes aynı düşünüyor ve aynı tepkileri veriyor. Hayat para ve siyasetten ibaret. İnsanın, şehrin, medeniyetin hiç bir önemi yok. Hatta Allah’ın Dini bile bu ölçüler çerçevesinde algılanıyor kanaatindeyim.
    Bu cadde ve daha birçok yerin, meselâ önceki yaz gördüğüm çamlıca tepesinin acınası halini kardeşlerimize iletmenin işe yaramadığını düşünüyor ve sizin bu hatırlatmanızın kaale alınmasını umuyorum.
    Saygılarımla.

  2. Gercekten onemli bir konu. “Istiklal Caddesi” sadece gelisiguzel bir cadde degil. Ve orada olanlar genel “zevksizlik ve beceriksizligin” bir gostergesi.

    Bu arada sikca sizden farkli dusundugumu belirten yorumlar yazsam da yazilarini begenerek okuyorum. Mumkun olsa yazismak da isterim. Bir e-mail adresinizi verseniz.

CEVAP VER