Farklı açıdan Erdoğan-Trump görüşmesi ve Trump’ın resmi ziyaretleri

2
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Washington’da beklenen görüşme gerçekleşti. Sonunda Trump ve Erdoğan karşı karşıya geldiler ve kazasız belasız görüşme sona erdi.

Kazasız belasız diyorum da, protesto eylemi yapmak isteyenlerle vuku bulan kavga da, tarihi zirveyi gerçekten daha da tarihi yaptı.

Hadi Türkiye’de alıştık korumaların insanları tekmelemesine ve dövmesine, ama aynı durum orada da olunca, açıkçası ben ‘pes doğrusu’ dedim.

Ne kadar da kavgacı bir milletmiş bu Türkiye’liler.

Neyse, huylu huyundan vazgeçmez derler, Allah iki grubu da islah etsin. Ne diyelim.

Dış politika hakkında yazmak uzun yılların birikimini gerektiriyor.

Eskiden bir laf vardı: Ağzı olan konuşuyor diye. Ben şimdilerde bunu, bir derece ileriye götürdüm ve artık şöyle diyorum: Ağzı olan uzmanlık yapıyor.

Genel yayın yönetmenimiz Fehmi Koru’nun da dediği gibi, artık herkes dış politika hakkında yazar-çizer oldu. Dedim ya, herkes uzman.

Ben dış politikaya, ortadoğu güç dengelerine, kim kiminle konularına girmeyeceğim.

Görüşmeyi izlediğimde gözüme takılan, bana görünen konuları ele alacağım.

Daha önceki seferler olduğu gibi, yan yana oturulan iki koltukta iki başkanı da gördüğümde, aklıma ilk gelen şey şuydu: İkisi de, rahatsız ama rahatmış gibi davranma hali.

Birbirlerini iyi tanıyorlar, belki bu yüzden olsa gerek.

İnsanın, karşıda gördüğü özellikler, daima kendinde olan özelliklerdir.

Bana göre, ortak yanları olduğu için öyle bir enerji yayıyorlardı.

Nedir bunlar:

  • İkisi de, ticaretten gelen kişiler. Erdoğan da, Trump da ticaretten gelen insanlar. Kazanmayı hedef alan psikoloji içindeler. Çok fazla konuşmadan, bir an evvel sonuca ulaşma düşüncesi. Bu özellikleri onların politikalarına da yansıyor. Erdoğan’ın yatırım çalışmalarını sürekli vurgulaması ve ülkeye kazandırdıklarını sürekli ifade etmesi de, onun bu özelliği sebebiyle. Köprüler, duble yollar vs.vs.
  • İkisi de, sokağın nabzını tutmayı iyi biliyor ve halkı etkileyecek konuşmaları nasıl yapacaklarının farkındalar. Bundan dolayı da üst perdeden konuşmaların, racon keser tavırların insanları etkileyeceğinin farkındalar. Günümüzde insanların psikolojisi bu şekilde işlemekte çünkü. Değer verene önem vermeme, kötü davranana karşı bağlılık ve çekinmeyle karışık itaat.
  • İkisi de, popülist politikacı sınıfındalar. Değerlerin yok olup, reytinglerin, ‘like’ların ve popülist olmanın tavan yaptığı bir dönemi yaşıyoruz. İkisi de bunun farkında.
  • İkisi de, yönetimde kimseyi takmadan hareket etmek istiyorlar. Ayrıca kendilerine ve topluma düşman belirleyip, o düşmana karşı birlik olma psikolojisini kullanarak, halkı arkalarına alma eğilimindeler. Trump için terörcü İslamcılar ve İslam ülkeleri. Erdoğan için malum, aykırı olan her ses ve görüş.

Koltukta oturup objektiflere poz verirlerken Trump, rahat bir tavır sergilercesine ‘güç bende’ imajını veriyordu. Bir bacağını diğerinin üzerine atarak oturmadı. Halbuki daha önceki başkanlar (Bush, Obama) hemen o pozisyonu alırlar ve beden dili ile rahat oldukları imajını vermek isterlerdi. Erdoğan da karşıdakini bekler ve birkaç saniye sonra aynı şekilde otururdu. Bu sefer öyle olmadı.

Trump’ın, ellerini bacaklarının arasında birleştirerek oturması, kendi tarzını uygulama isteğiydi bence. Beden dili ile mesaj vermeye gerek yok, benim tarzım bu diyordu.
Erdoğan da bundan dolayı, daha önceki seferler gibi bir bacağını diğerinin üzerine alarak oturmadan rahatlığa rahatlıkla karşılık vermek istedi sanırım.

Sizin de dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama Erdoğan’ın yüzü ve bakışları çok donuktu.

Eskiden yüzünde pozitif enerji yayan gülümseme olurdu. Ama şimdi donuk, negatif enerji yayan, zoraki gülümseme vardı sanki.

İkili basın açıklaması da ilginç geldi bana.

Milisaniye hesabı yapmadım ama; Trump üç dakika onbeş saniye, Erdoğan dokuz dakika bir saniye süren demeçlerde bulundular.

Burada da, dikkati çeken ayrıntılar ilginçti.

Trump’ın klasik, mecburi misafir ağırlama tarzı gibi eskiden yaşanan ortak iyilikleri söylemesi,

Kore savaşını hatırlatması,

Türk askerini övmesi,

Ve kısaca terör örgütleri hakkında birkaç cümle.

Erdoğan, milli görüş geleneğinden geldiği için, milli görüşçülerin konuşma sırası şeklini muhafaza etti.

Selamlama, katılanları selamlama, teşekkür, başlangıç, konuya girme, nazik davet, tekrar teşekkür ve temenniler.

Sanırım bu yüzden Erdoğan’ın konuşması daha uzun sürdü.

Bu uzun konuşmada, Trump bir hayli sıkıldı. Ha bitti, ha bitecek der gibiydi. Zoraki gülümsemeler, kollarını sürekli kürsüye dayamalar, uzadığı için sıkıldığını gözler önüne seriyordu.

Onun için çok önemli değildi belli ki.

Onun için önemli olan, konuşmasında da ifade ettiği gibi, Türk askerinin cesareti, savaşma kabiliyeti…

Demek ki, onun aklından geçen, Türkiye sadece bu noktada işe yarayacak.

Erdoğan’ın konuşmasını uzun ve ayrıntılı bulmuş olsa gerek, Trump sözü tekrar alarak açıklamalarda bulundu. Son noktayı koyan taraf olmayı istedi sanırım. Sonra da kendi tarzına uygun şekilde salondan ayrıldılar.

Gelişmeler ne olur bilmem. İran’a yaptırım mı, üçüncü dünya savaşı hazırlığı mı…

Ben şuna inanırım: plan yaparsınız, ama bir gelişme olur, herşey değişir.

Üçüncü Dünya savaşı çıkacak düşüncesi ile olaylara bakarsanız, bütün gelişmeler sizi o sonuca götürür. Olayları ‘şu olacak, bu olacak’ gözüyle değerlendirmemek lazım.

Muhtemel gelişme şu ki; Trump ilk ziyaretlerini Suudi Arabistan’a ve İsrail’e yapacak.

Ee tabii zeki adam!

Dine, ırka bağlamadan, bana göre insanlar üçe ayrılır:

Birincisi: plan yapan, genel-geçer kurallara uyan, toplumu ve toplumun değerlerini düşünen akıllıca davrananlar.

İkincisi: güçlü kim bilen, ona göre hareket eden; toplumda aşırı negatiflik olmazsa kuralları takmayan, çiğneyen, akıllı olduğunu göstermeye çalışıp, diğer insanları enayi gören zekice davrananlar.

Üçüncüsü: Akıllı olup, akıllıca davranan ama zekilik yapanlar olduğunu farkedince de, onlar gibi şeytani zekaya bürünebilen akıllıca davrananlar.

Trump, zekice davranan biri olduğundan, Suudi Arabistan’ı arkasına almak için ziyarette bulunacak. Amiyane tabirle müslümanları kafalamayı düşünüyor.

Tabii bir de İsrail ziyareti.

İş dünyasını iyi bildiği için, yahudileri de arkasına almak istiyor.

Ama zekice davranmasını yahudiler iyi anlarlar, buna dikkat etmesi gerek.

Üç bin yıllık geçmişi olan bir millet. Tarih boyunca malları, paraları ve ilmi birikimleri yüzünden sömürülen, sonra da sürgün edilip, kıyıma maruz kalan insanlar.

İtiraz edenleriniz olur belki bu yazdığıma. Ama tavsiye ederim, objektif bir kaynaktan okuyun yada izleyin.

İlmi ve maddi birikimleri için nasıl olumlu karşılanıp, birikimleri ellerinden alınınca nasıl canlarına kıyılıp, kıyıma uğradıklarını.

Bundan dolayı zaten, şu an İsrail çok önemli. Vatansız yaşanan üç bin yıldan sonra…

Trump’ın da, onlara destek olma (İsrail’in güvenliği) şovuyla oraya giderken, aslında kafasında başka şeyler olduğunu bilenler, bilir.

Menfaati için İsrail’i ziyaret etme gibi zekice plan içinde olduğunu, mesela.

Trump zekice davrananlardan.

Tayyip Erdoğan hakkında yorum yapmayı da sizlere bırakayım. Sizler de zihninizde değerlendirme yaparsınız.

Ben yorum yapmaya imtina ettim. Neme lazım, korumaların nasıl tekme-tokat insanlara giriştiklerini görünce….

 

Sevgi ve bilgiyle kalın….

 

2 YORUMLAR

  1. Sinan bey bu güzel tesbitlerınizi ve bilgilerinizi bizlerle paylaştığınız için teşekürler.
    Museviler gerçekten çok organize ve akıllılar, Trump ide iyi tanıyorlar.
    Onlari kandırmak için damadını kullandığını onlar farkındalar, bunlari sosyal medyada her zaman paylaşiyorlar.
    Trump Müslümanlari kandirir fakat Hiristiyanlar ve Yahudileri asla kandıramaz.
    Bunu görmek için uzağa gitmeye gerek yok zengin Arapları nasıl kullandıği zate göz önünde ve ortada.
    Turump İrani yenmek için bu üç dini kullanmak istiyor çünkü onun Dubai gibi ülkelerde en büyük rakipleri İranlılar.

    Bizim kavgacılığımıza gelince, bu cahilliden mi kaynaklaniyor? Böyle değilse neden kaynaklandığını bulabilsek iyi olur bizden geçtide belki gelecek nesillere faydası olur.

    ” Bizim korumalar”tam bir kahramanlar iyi bir savaş verdiler… Büyük elçimızde sağ olsun Amerkan polislerini iyi haşlamiş, onu için senetor MicCain onun sınır dişi edilmesini istiyor.
    Gerçektende tam bir “TARİHİ” ziyaret ve görüşme oldu.
    Amerkali polislere ne gerek vardı sadace bizim korumaların işini yarıda biraktirdilar.
    Neyise korumalarin hevesleri kursağinda kalmaz Tütkiyede ABD polisleri yok yarim kalan işlerini orda bitiriller.
    Ne sabırsız bir milletiz, siz bir devleti temsil ediyorsunuz bir olaya karışmadan önce Allah rızasi için vucutunuzdan değil aklınızı kullaninki hakli iken haksız duruma düşmiyesiniz!
    Biz nedense hiç bir yalnışımızdan ders çıkarmiyoruz ve her zaman tuzağa düşiyoruz.

  2. Iran’a karsi bir cephe olusuyor, bu dogru. Ama bunu Trump’in kendi kisisel/ticari/ailevi cikarlari icin yaptigini dusunmek biraz saflik olur. Asil olan ABD’nin Obama doneminin pasif, fazlasiyla iyimser ve tamamen barisci politikasindan geleneksel politikalarina donmesidir.

    Iran’a karsi olusacak cepheye ABD’den daha cok Suud’un ihtiyaci var. Trump gezisinin amaci bu cephenin Ortadogu’da “sokaktaki insan” tarafindan olumsuz algilanmasini onlemek ya da minimize etmek.

    Turkiye muhakkak bu cephede (ABD +_ Suud/Korfez Ulkeleri + Urdun, biraz daha hafifce Misir ve gizlice Israil’den olusacaktir) yer almali.

CEVAP VER