Ahlâk Sükut Ederse

3

Bu dünyada hepimiz bir masal misaliyiz. Bir varmış ile başlayıp, bir yokmuş ile biten.

Halil Cibran “Allah düşündü, ilk düşüncesi melekti. Allah konuştu, ilk konuşması insandı” der.

Herkes oyuncudur şu hayatta, sadece yönetmen bellidir. Senaryoyu sadece O bilir. Spontane yaşanır hayat, Allah neyi denk getirirsedir yaşanan. Balıkçı’nın dediği gibi rastgeledir hayat.

Hayatının sonu gelmiş ihtiyarlar ile, hayatının başındaki bebekler bir destekle yürür.

Herkes sevdiği insana akrabasına kardeşine bakar gibi baksa hayata; hayat bu kadar acı vermezdi insana.

Allah’ın yarattığı ile bildirdiği arasında uyumsuzluk yoktur. İnsan kötülüğü seçmeye gücü olduğu halde iyiyi seçmekle, insan olur. Allah ahlakı tamamlamak üzere gönderdiği Peygamber ile ahlakı net olarak tarif etmiştir.

Al Capone, neden gangster olduğunu şöyle izah eder:
“Çocukken her akşam yatmadan önce ve aklıma geldiği her an Tanrı’ya bana bir bisiklet vermesi için dua ederdim. Bir gün Tanrı’nın çalışma tarzının bu olmadığını anladım. Ertesi gün gittim, kendime yeni bir bisiklet çaldım ve her akşam yatmadan önce Tanrı’ya günahlarımı affetmesi için dua ettim.”

Ahlak uzmanı Richard Taylor insanların ahlak yasalarının olmadığı bir doğal ortamda yaşadıklarını hayal ederek şu şekilde bir kurgulama yapar.

Söz konusu eylemler muhâtaba zarar verecek olsalar da herhangi bir hayvan tarafından başka bir hayvana yaptığındaki durumdan daha adaletsiz veya ahlaksız değildirler.

“Bir kartal denizden balık yakaladığında onu öldürür, ama cinayet işlemiş olmaz.
Başka bir kartal ilkinin pençelerinden balığı yakalayıp almış olsa, onu çalmış olmaz.
Çünkü bunların hiçbiri yasak değildir ve hayal ettiğimiz insanlar için de aynı hususlar geçerlidir”

Auguste Comte insanların her alanda daha ileriye gittiğini ima eden bir teorisyendir.

Oysa modern icatlar Dünya Savaşlarına neden olmuştur. Dolayısıyla teknoloji bizi her alanda iyiye, faydalıya, doğruya ve güzele götürmüyor.

Tarihte benzer uygulamalar olduğu iddia edilse de terörizm modern bir terimdir, gaz odaları modern bir terimdir, kimyasal silahlar da modern bir terimdir; dolayısıyla insanlığın her icraatı sadece daha ileri teknolojiye geçişi sağlar. Kimi icatlar faydasından daha büyük tahribatlara neden olabilir.

İlerleme teknolojide mümkündür, ama o da tartışmalıdır. Çünkü bu durumda piramit gibi bir yapının nasıl yapıldığını açıklamakta zorluk çekilir. Piramitlerin insan dışı güçler tarafından yapıldığını iddia edenler bile olmuştur. Bu da bir tenakuzdur. Teknolojide bile istisnalar olabilir. Asıl istisna ahlaki değerler anlamında insanın hep ileri gitmediğidir.
(Emre Dorman, Din Neden Gereklidir?)

Bence ahlak tamamen doğuştan vardır. Zira aşağıdaki örnekleri başka türlü açıklamak, bana mümkün görünmemektedir. “Çocuklara işkence kötü ve yanlıştır” veya “Fakirlere yardım iyi ve doğrudur” şeklindeki ahlaki yargılar tamamen doğuştan vardır.

İyi ve kötü, doğru ve yanlış, adaletli ve adaletsiz başta olmak üzere empati, aldatanı saptamak, kasıtlı kasıtsız ayrımı yapmak gibi ahlakın temellerini oluşturan veya ahlaki değer ve eylemlerde önemli yeri olan bu soruların hepsi veya bir kısmı doğuştandır. (Caner Taslaman / Ahlak Felsefe ve Allah)

Nazi Almanyası toplama kamplarından sağ kurtulmuş bir okul müdürünün her eğitim yılının başında öğretmenlere ve öğrencilere şu şekilde bir hatırlatma yaptığı aktarılır.

“Kamptan sağ kurtulanlardan biriyim. Gözlerim hiçbir insanın görmemesi gereken şeyleri gördü.

“İyi eğitilmiş ve yetiştirilmiş mühendislerin inşa ettiği gaz odaları, iyi yetiştirilmiş doktorların zehirlediği çocuklar, işini iyi bilen hemşirelerin vurduğu iğnelerle ölen bebekler, lise ve üniversite mezunlarının vurup yaktığı insanlar.

“Sizlerden isteğim şudur: Öğrencilerinizin insan olması için çaba harcayın. Çabalarınız bilgili canavarlar ve becerikli psikopatlar üretmesin. Okuma yazma ve matematik çocuklarınızın daha fazla insan olmasına yardımcı olursa ancak önem taşır.”

Allah birbirimize yaptıklarımızdan dolayı bizi affeder mi diye soruyorum bazen kendime. Sonra da etrafa bakınca Allah’ın buraları terk ettiğini düşünüyorum. Bunca zulüm, bunca kan, bunca gözyaşı, bunca ölüm ve hepsinde insanlar suçlu. Ne haliniz varsa görün dercesine!

İnsanlar Allah’ı terkettiğinden beri musibetler hep artmıştır.

Aklını yitirenler kişiliğini terk eder, karakterini kaybedenler ahlakını yitirirler. Velhasılı Hallacı Mansur’un dediği “Ene’l Hak” sözü gibi Allah yoksa bir insanda; ahlak da namus da sükut eder.
Söz değersizleşir. Yalan geçerli akçe olur.
Geriye; kan, gözyaşı ve zulüm kalır.

Yanlışlarımızı doğrularımızdan daha büyük bir coşkuyla savunmamız ne gariptir!
Gerçekten bu kadar kötülük, bu kadar vicdansızlık karşısında büyük bir şaşkınlık yaşıyorum. Vicdanı, insafı, ihtimamı, insanlığı, kadir kıymet bilmeyi bir tarafa bıraktık. Ahlâk sükut etti…

(Artık Fener’in de bir Avrupa Kupası var. THY Euroleague Final Four finalinde Yunan ekibi Olympiakos’u parkeye gömen takımım Fenerbahçe Şampiyon oldu. Teşekkürler Fenerbahçe. Başarıların daim olsun).

3 YORUMLAR

  1. Evet bence de doğru olanı “ahlak sükut etti” lafıdır. Maalesef siyasal islam denen, aslı ise macchiavellciliğin din yedirilmişi olan zihniyettde,dini anlayışımızdaki ahlakı yok etti.Artık din adına sözüyle başlanan herşey her şekilde icra edilir oldu,bizzat Allah ın emrine aykırı olsa da.Allah a rağmen siyasal islam…

  2. Yazının başlığını görünce aklıma Devekuşu Kabare’de Metin Akpınar’ın unutamadığım bir repliği geldi…MAALESEF AHLAK SÜKUT ETMİŞ…😊

CEVAP VER