Algı Manipülasyonu ve Eğri Yolun Sonu

3

Devesiyle birlikte çölde yürümekte olan bir bedevi, güçlükle yürüyen, susuzluktan dudakları kurumuş bir adama rastlamış. Adam bedeviyi görünce su istemiş. Bedevi devesinden inmiş ve adama su vermiş.
Suyu içen adam birden bedeviyi iterek deveye atladığı gibi kaçmaya başlamış. Bedevi arkasından bağırmış:
“Tamam, deveyi al git; ama senden bir ricam var. Sakın bu olayı kimseye anlatma!”
Bu isteği tuhaf bulan hırsız biraz duraklayıp, nedenini sormuş:
“Eğer anlatırsan” demiş bedevi, “bu her yere yayılır ve insanlar bir daha çölde muhtaç birini görünce yardım etmezler…”

İnsanları eğri yolun encâmından (sonundan) sakındırmak her kendini bilen insanın vazifesidir.

Bizler aslında bu dünyaya; ne mal ne mülk ne kat ne yat sahibi olmak için değil, olaylara, hayata şahit olmak, şahitlik etmek için geliyoruz. Kapladığımız etki alanı kadar, mesulüz.
Boş anımızda beş dakika kafi gelir yaratılıştaki mucizeleri görmeye. Özellikle mükemmeliyet ve bize ikram ve ihsan ediliş şekli, aşamaları tamamen mucizevi bir süreç. Ve biz buna istesek de istemesek de şahit oluyoruz. Ne mutlu düşünebilene, görebilene, tefekkür edebilene.

Siyaset merkezindeki yönetme içgüdüsü ve hükmetme şehveti, iktidarda durdukça kabarır. Devamlılık arzeder ve hep orada bulunmayı salık verir, aşılar.

Dolayısıyla belli bir noktaya gelen siyasi erk, sosyal merkezdeki her türlü oluşumu kendisi için potansiyel tehlike olarak algılar ve onlara her türlü tacizi, tehdidi, yaftalamayı, cefayı yapmakta beis görmez.

Muhalif kişi ve kurumların hedef alınması ve onların itibarsızlaştırılması için her yolun mübah olduğu bir dönemdeyiz.

Bireyin zihnindeki iyi, doğru, güzel gibi kavramlar algı manipülasyonu ile yanlış, tehlikeli, kötü gibi kavramlarla yer değiştirebilir. Her şeyi olduğunun zıddı şeklinde göstermek mümkündür.

Bunun en tipik örneğini El Kaide’nin İkiz Kulelere yapılan saldırıyla ilişkilendirilmesi sonrası 11 Eylül (2001) saldırılarında yaşamıştık. El Kaide piyon ve taşeron bir örgüttü. Ve ihale tüm Müslümanlara çıkarılmıştı. Müslüman terörist, terörist de Müslüman olmuştu.

Algı operasyonu için hedefe konan muhalif kişi kim olursa olsun, gerçeklerden çok uzak bazı görseller ve yazımlarla hedef kişi önce itibarsızlaştırılıyor, aşağılanıyor ve kişiler nezdinde değersizleştirilmeye çalışılıyor.

Akıl sistemi devre dışı kalınca kişi amaca uygun bir şekilde inanıyor ya da inandırılır ve yönlendirilir. En etkili algı operasyonları “tehdit algısı” üzerine kurulur.

Kimi hatipler ya da provokatör kişiler de benzer bir teknik kullanırlar. Kişilerin duygularını, değer verdikleri sembollerini, manevi değerlerini kullanarak manipülasyon yaparlar. Bunda öyle başarılı olurlar ki; dediğinizi, yazdığınızı anlamak bile istemezler. Oysa beş dakika vicdan-ı sulh ile düşünse yazara ya da dillendirene hak verecektir.

Dünkü yazımı okuyan eski Refah Partili çok sevdiğim bir büyüğüm bana; “Hayırdır yazılarına bakıyorum, 2019’da CHP den adaylığı garantiledin herhalde, hayırlı olsun diyelim” diye yazdı. Yazarın orada yazdığı hakkaniyet içerikli hiçbir satır merakını celp etmemiş.

Devlet, millet, din gibi değerler bu esnada etkili bir şekilde kullanılır. Bu değerler maneviyatla ve görsellerle desteklenir. Özellikle okumayan, hemen inanan, fikri altyapısı zayıf olan kitlelerde yönlendirmeler yapmak, algı operasyonlarına oynamak çok kolaydır. Böyle kişilerin duygusal sistemini harekete geçirmek bir cümle mesabesindedir. Kitleleri heyecana getirip harekete geçirmek, şiddet doğurmak bir kıvılcıma bakar. Fevri davranacak çok insan vardır. Bu tip kötü örnekleri dün yıldönümü olan Madımak’ta, 12 Eylül’de çok gördük.

Bana köşe yazılarımda dile getirdiğim hakkaniyetli satırları yazdıran şey vicdanım ve aklımdır. Duyguları ile hareket eden kişiler bile bir gün illaki durup  düşünecekler. İnsafları galip geldiğinde ne kadar ciddi bir hata yaptıklarını fark edeceklerdir.

Çünkü kullanılan söylemlerle hiç alakası olmayan ülke ve vatan sevdalısı 80 milyon insanın hiçbiri benden ve benim gibi düşünen muhalif isimlerden daha dindar, benden daha vatansever değildir. Ben algı operasyonlarıyla yapılmak istenene kanmıyorum. Hepsi bu özette. Duygular geçicidir, ama akıl ve vicdanın hükümleri her daim kalıcıdır. Ve yıpratıcıdır.
Düşünen ve vicdanını kullanan hiç kimsenin yazdıklarımıza gönül koymasına gerek yoktur. Allah sağduyumuzu artırsın.

Yazının başındaki menkıbede devesini kaybeden iyi niyetli bir bedevi, gibiyim. Niyetim halistir.

Onun için ben de Yunus Emre’nin sözüyle diyorum ki; bilmeyenler ne bilsin bizi; bilenlere selam olsun!

3 YORUMLAR

  1. Dediğim gibi kitap yazsan okuruz, yorumlarımız ulaşmıyor sana ama ülkenin gerçeği bu, hiçkimse görünen kişi değil bu ülkede. Herkes davranışını karşıdakine göre ayarlıyor standardı yok, yani bırakmak istediği intibaya oynuyor her daim. Sinan bey bence sen kendine bir internet sayfası aç, orda daha fazla yaz:)

  2. Kutlarım Sayın DÜNDAR. Muhafazakar bir yapıdan gelen biri değilim ancak yazılarınızı zevkle okuyorum. Zira vicdanı yansıtan her yaklaşım bu ülkede su gibi ekmek gibi ihtiyaçtır. Bunu en halis şekilde yansıtıyorsunuz. Selam ve saygıyla.

  3. Yuregin saglikli zihniyetin daim olsun insallah. Yurudugun yolacik kalemin keskin dilin yumusak ve ilik olsun. Dogruyu yazmak, soylemek ve guzeli yasamak dinin ve guzel ahlakin geregidir. Yalan olan uc gunluk dunyada gerisi teferruattir.inanan inandigi gibi yasamali. Allaha emanet olasiniz.

CEVAP VER