Küçük İnsanlar kişileri…

1
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Bir söz vardır, duymuşsunuzdur: Küçük insanlar kişileri, normal insanlar olayları, büyük insanlar fikirleri konuşurlar...

Bir aile ziyaretinde canlı yayın haberleri izleme fırsatı buldum. Haberleri okumaya alışkın birisi için biraz garipti. Hele bir de, haber veren kanal iktidara yakın bir kanal olunca daha da garipti.

Yayında akan konuşmalar, söylemler ve müzik eşliğinde ele alınan konular etkileyiciydi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çektirdiği fotoğraflar ve bunların sosyal medayada paylaşılması. Ankara’da çıkan Suriyeliler gerginliğinin özellikle ‘fetöcü’ gruplar tarafından kışkırtıldığı. Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü ve bu yürüyüşle ilgili alaycı ifadeleri içeren yayınlar.

Şaşkınlığımı gizleyemedim.

Bir anda odanın ortasına düşen cümlelerle irkildim:

‘Koçum benim ya. Adam bu adam’.

Bu ifadeler, cumhurbaşkanı Erdoğan için sarfedilmişti. O an aklıma geldi, yukarıda ifade ettiğim cümle.

Popüler kültürle, internetle zihinleri uyuşturulan insanların en doğal özelliği idi, şahıslara bağlanmak ve kutsamak.

Avrupa’da olduğu gibi, Türkiye’de de öyle olduğunu düşünüyorum. Şahısları konuşanlar ve kutsayanlar..

Bu yüzden zaten eski bakan Ömer Dinçer’in makalesi sebebiyle, birçok insanda oluşan şaşkınlık.

Eleştiri geldiğinde ya chplidir, ya hdpli, ya fetöcü… Akp tarafından gelince anormallikle irkilen insanlar…

Kutsanan kişiler konuşulmakta sürekli.

Diğer kesimin içinde de aynı durum yok mu?

Kutsanan kişinin kutsanması karşısında, illa da o kişiye düşmanlık. O gitmeden hiçbir şey düzelmeyecek düşüncesi.

Nedense hep kişiler, insanlar konuşulmakta.

Birey bazında önemlidir bu cümle.

Sizler de tecrübe etmişsinizdir mutlaka. Dedikodu yapılır, kişiler konuşulur. İnsanlar kişilere bağlanmak isterler. Dini alanda da bu vardır. Kişilerin ilahlaştırılması yüzünden olmadı mı, bugün fetö olayı diye mağdur olan yüzbinlerce insanın durumu.

Bir cümle vardır: Şeyh uçmaz, mürit uçurur. İşte o şeyhin görevi de, müridini uyarmaktır.

‘Ey müritlerim, Yaratıcı uçması için kuşları yaratmıştır. Ben kuş değilim, beni uçurmayın’.

Bireylerin zihin seviylerini ortaya koyması bakımından önemli olan bu cümle, aynı zamanda toplumlar için de geçerlidir.

Toplumlar neleri konuşurlar.

Kişileri mi, fikirleri mi?

Toplum, bireyler tarafından oluşur. Bireyler kişileri konuşunca, toplum da kişileri konuşmaya başlar. Türkiye’de de durum böyleydi.

Partiler, dernekler kişileri konuşuyorlardı. Bir taraf sonuna kadar Erdoğancılık yaparken, diğer taraf da sonuna kadar anti-Erdoğancılık yapmaktaydı.

Bir anda bir gelişme yaşandı: Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet yürüyüşü.

Grup toplantısında kişileri konuşmayı bırakarak, bir olayın başaktörü olmuştu.

Kişi boyutundan, olay boyutuna geçilmesi birçok artılar kazandırdı Kılıçdaroğlu’na ve chpye.

Kim bilir belki de, memur ve emekli zammında bile etkili olmuştur, bu yürüyüş…

 

Daha önce de aynısını yaşamamış mıydık.

2002’de kurulan Ak Parti, fikirlerini ifade ederek, bunları hayata geçirme projeleri ile toplumun önüne çıkmıştı.

Ki hatta, bunu rahmetli Erbakan hayatta iken yapmıştı. ‘O’na bayrak açan gençler’ olarak ortaya çıkarak.

O zaman konuşulanlar: Fikirler ve bu fikirlerin yaşanan hayatta uygulanması, yani olaylardı.

Ne zaman ki, fikirler ve olayların yerini ‘kişi’ almaya başladı, akpde sorunlar yaşanmaya başladı.

Bugüne baktığımızda kişinin kutsanması en üst seviyeye ulaşmış durumda. Bundan rahatsız olup, değişmesini temenni edenler, umut edenler yok değil. Var tabii ki.

Başta ifade ettiğim gibi, bunun değişmesi, şeyhin müritlerini uyarması sayesinde olacaktır.

Şeyh, müritlerini uyarır mı?

Bilemiyoruz.

Chp, bu olayıyla ve olayları ele almaya başlamasıyla ümit vermekte.

Bir basamak yukarı çıkarak, inandığı fikirleri daha fazla dile getirmesi gerekir.

Sol bir parti olduğunun farkına vararak, bu fikirleri yaşanan hayatın içinde nasıl uygulayacağının tezlerini sunarak ve toplumu kucaklayan bir tavır alarak işe başlayabilir.

Anti-Erdoğancılık yada ‘bütün hayır cephesi bana yeter’ düşüncesi ile değil; toplumun bütününe hitap eden fikirler, tezler ve projeler geliştirerek siyasette farklı bir pencere açmayı başarabilir

Ben kimi yazarlar gibi, yada insanlarımız gibi düşünmüyorum.

‘Chp, önce geçmişiyle yüzleşsin, chp önce geçmişine baksın’ demiyorum.

Neden mi?

Çünkü Akp de toplumu kucaklayan, yeni fikirler sunan, yeni tezler hazırlayan bir parti durumundan; statükoyu koruyan, değişimlere kapalı ve sadece kendini-kendi taraftarlarını kucaklayan bir parti haline geldi.

Akpde bu değişim olduğuna göre. Pekala chpde de olabilir.

O zamanlar akp için de söyleniyordu aynı sözler. Geçmişle bağdaştırma, geçmişle suçlama gibi. Bundan dolayı meşhur ‘milli görüş gömleği çıktı’ cümlesi dillendirilmişti. Ama ne zaman bundan vazgeçildi, işte o zaman yükselişe geçildi.

Aynı durumu chp de yaşayabilir.

Bunun için akıllıca davranılması gerekir.

Unutmayalım ki; ‘Akıllı insanlar, başkalarının tecrübelerinden faydalanan insanlardır’.

Sevgi ve bilgiyle kalın…

1 YORUM

  1. Şu andaki Şeyh! bu kutsanmadan o kadar memnunki asla çıkıp “Beni uçurmayın”demez tam aksine irtifayı yükseltmeleri için emirler verir.Çünkü şu an itibarıyla fabrika ayarları bozulmuş ,millete vaadedebilecek birşey kalmadı.Ancak kutuplaştırıcı hamasetlerle ayakta durabilecek şekilde.
    Memur zam meselesinin bu olayla alakası yok.Çünkü bu daha önce alınmış bir karar.2017 yılı için %3+%4.Fark gibi görülen hükümetin bir lutfu veya icraatı değil.İlk 6 aylık enflasyon farkı.Sözleşme gereği

CEVAP VER