Selahaddin Eyyûbî ve Günümüz Siyasetçileri

3

Milattan yaklaşık 400 yıl önce Çin’de Efendi Shang, “hükümdar için güç her şeydir” diye yazmış. İnsanlar tembel, aç gözlü, korkak, düzenbaz, aptal ve dönektir. Onlarla başa çıkmanın tek yolu baskı uygulamak, korkutmak, ödüllendirmek veya cezalandırmaktır.

Bunları yazdığında Çin birbirleriyle savaşan yedi devlet halindeydi.

İki bin yıl sonra Machiavelli de, aynı koşullarda, İtalya’da birbirleriyle savaş halindeki ufak devletlerle ilgili olarak, güç acımasızca (olumsuz hatta aldatıcı biçimde) kullanılmadığı takdirde, devlet, barış ve ilerleme gibi şeyler olamayacağını ileri sürdü.

Teorik olarak, gök kubbe altında sadece “olana” ve “ölüme” çare yoktur. Kalan her şeyin şu veya bu yolla iyi-kötü bir çözümü olabilir. Fakat, bizler de hayali varsayımların değil, somut olguların şekillendirdiği bir çevrede yaşarız. Geleceğe de kurgulardaki küçük ihtimaller değil; liderlik, insan kaynakları, maddi ve manevi imkanlar ile kullanılan araçlar ve metodoloji yön verir. Sonuçta ise, teoride “mümkün olabilir” gibi görünseler bile, çoğu istek ve beklentiler pratikte gerçekleşmez.

Tarihin bir çok döneminde liderlik acımasız güç kullanımı ile eşdeğer tutulmuştur.
İki tip liderlik vardır. Çağdaş teorisyenlere göre başarının anahtarı iki tip liderliği birleştirmektir. Sert ve yumuşak olarak adlandırdığı iki gücü de kullanmak doğru olandır. Diğer türlü; sert mizaçlı Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yumuşak üslûbu ile Kemal Kılıçdaroğlu tekil bir yönetim şekli sergiler. Mesele iki tip liderliği harmanlayabilmektir.

Devlet Bahçeli de sert mizaçlı, Temel Karamollaoğlu ve Selahattin Demirtaş yumuşak mizaçlı birer yönetendir.

Meral Akşener’in 28 Şubat’taki dik duruşu öğrencilik yıllarımdan beri ülkeyi yönetebilecek güçte olduğuna inandırmıştır beni. Akşener anaç bir yapıya sahip bir lider. Tansu Çiller hükümetinde İçişleri Bakanlığı yaptığı dönemde “evvelinde ve sonrasında” Akşener’in gösterdiği mertlik, sabitlik, kararlılık ve samimiyeti ortaya koyacak dirayette bir elin parmağını geçmeyecek kadar belki lider vardır.

Bu haliyle, halkın gönlünde taht kurmuş ender insanlardandır Akşener. Necip Fazıl; “Adamlık meselesi cinsiyetle değil şahsiyetledir” sözünü sanki Akşener için söylemiştir…

Selahaddin Eyyubi, dosta düşmana hoşgörülü, cömert, ölçülü yaklaşan biriydi. İnancını savunmak için ne gerekiyorsa yaptı, fakat şiddeti en son çare olarak gördü. Bu özellikleri hem İslâm’ın birliğini sağlamasında hem de Hıristiyanların gözünde saygınlık kazanmasında etkili oldu. Eyyubi, iki tip liderliği birleştirebilen ender liderlerdendir.

Kimi zaman kılıç zoruyla yaygınlaşan İslâm yeterli bir hoşgörüye sahiptir. Haçlı seferlerinin aksine ikna yoluyla yayılan Hıristiyanlık ise vahşeti haklı gösterebilecek yeterli donanıma sahiptir. Tüm bunlar yoruma çok açıktır. Öldürmeyi gerekli kılan nedir? Sınırlar nerededir? Bir seçim yapılabilir. Selahaddin çoğu kez hoşgörüyü seçti, Richard ise vahşeti.

Kimse Selahaddin’in kılıç darbelerinden kaçamıyordu. Kılıcını her salladığında önünde geniş bir boşluk oluşuyordu. Kılıcı elinde yılmadan ilerleyerek orakla ekinleri biçer gibi biçerdi, cesetler yarım millik bir alanı kaplardı…

Haçlılar ondan öyle bir etkilendiler ki, onun gizli bir Hıristiyan olduğuna inanmaya başladılar…

Lider dediğimiz, düşmanına aynı tarafta savaştığını hissettiren, aynı amaca hizmet ettiğini düşündürtendir.

(24 gün devam eden ve bugün mitingle son bulacak olan Adalet Yürüyüşü, Türkiye kadar dünyada da yankı bulmuş ve siyaset anlayışımıza olumlu katkılar sağlamıştır. İlerleyen günlerde tezahürünü hissedeceğiz. Bu vesileyle, Gandhileşen Kemal Kılıçdaroğlu’nu liderliğinden dolayı tebrik ediyorum.

[En çok ihtiyaç duyduğumuz “birbirimize, farklı fikirlere saygılı olabilme olgunluğu”nu geri kazanma yolundaki çok önemli bir adımdı bu yürüyüş, bunu gerçekleştirenlere selam olsun.]

3 YORUMLAR

CEVAP VER