Türkiyem!

2

Ben böyle tanımadım seni “Türkiyem”.

Suriyeli sığınmış zavallı bir anneye tecavüz edip, öldüreceğini bilmiyordum.

Kadıncağız üstelik 9 aylık hamile ve bir de 10 aylık çocuğu var.

Kim bu adamlar!

Hangi ileri eğitim sistemi bu adamları bu hale getirdi. Bu adamlar annelerinden, babalarından, çevrelerindeki diğer insanlardan, öğretmenlerinden, mahalle hocalarından, mahalle kahvecisinden, mahalle berberinden, fırıncıdan, bakkal amcalardan, mahalle büyüklerinden, vicdan nedir, merhamet nedir, adamlık nedir, ne bileyim hiç bir değer öğretilemedi mi bu zavallılara. Türkiye böyle bir ülke mi artık. Bu adamlar “ensar” öyle mi? Hiç kimse yok muydu bu adamlara merhamet duygusunu aşılayacak Türkiye’de.

Bütün Türkiye bu olayda ayağa kalkamadı, bu ümitlerimi daha da kırdı, geleceğe dair.

Ben çocuk yaşında Kosova iç savaşını yaşamış, amcamın Türkiye’den satın aldığı uydu aparatı ile çocuk yaşında Türk televizyonlarını izleyerek içimde Türkiye sevgisi ve gelecek ümitleri büyütmüş, gazeteci olunca da bu millet için birşeyler yapmaya gayret etmiş biriyim.

Yüreğimde, beynimde Türkiye için zerre kadar kötü birşey oluşmasına, rüyamda bile Türkiye’ye kötü bir şey olmasına izin vermedim.

Ben Kosova iç savaşında, daha çocuk yaşında, Sırp çetniklerinin annelerimize, kız kardeşlerimize tecavüzleri ile sarsıldık. Benim hafızamda tecavüzcü denilince “Sırplar” yerleşiktir.

Türkiye televizyonlarında uzun zamandır duyduğum “yerli” ve “milli” kavramları bu olay olunca bana ne kadar sahte geldi, biliyor musunuz? Ben Türkiyeye gidip geldiğim zamanlar görüyordum, zavallı Suriyeli kadınlara cinsel istismar yapıldığı aleniydi. Sokak bu vaziyetteydi. Kalbim burulurdu. Bu millet bunu nasıl yapıyor diye düşünürdüm.

Anne ve eş, Rabbimin kadına verdiği çok kritik roller. Toplumu, geleceği, hamur gibi şekillendirecek “kadınların” reva görüldükleri muameleye bakın!

Daha da kötüsü kadıncağıza tecavüz edip, öldüren bu adamlar için, ancak kahve muhabbeti kadar gündeminde yer veren Türk toplumuna, millete dini bilgiler vermeye çalışan az çok ileri gelen hoca efendilere, eli kalem tutan yazar çizerine, medya mensuplarına, tüm anne ve babalara, hangi sıfatı yakıştıracağımı kestirmekte çok zorlanıyorum. Zira doğru olduğuna karar vereceğim “kavram” Türkiyem hakkında vereceğim karara veri oluşturacak.

Ya hüsran, ya ümit.

Sayın cumhurbaşkanım R. Tayyip Erdoğan beyefendi, biz Kosova toplumu, zalimlerin arasında var olma mücadelesi verirken, siz bizim ümidimiz ve ışığımızdınız. Biz Sırp zulmüne maruz kaldıkça, siz bizi ayakta tuttunuz. Kadınlara reva görülen bu zulme tedbir alınız lütfen. Buna ancak sizin gücünüz yeter.

Bu gibi meseleler, yetersiz önem verilirse, toplumun ahlaken çürümesine zemin hazırlar.

Sayın cumhurbaşkanım R. Tayyip Erdoğan beyefendi, Balkanlara gelen Osmanlı orduları ile ilgili anlatılan başarı hikayelerinde geçen, yerli halka muameleye ilişkin örnekler, bizlerin Türk toplumuna ilişkin kanaatlerimizin oluşmasında son derece etkili olmuştur. Bu etkinin kaybolmasına izin vermeyiniz.

Elbette ben size akıl verebilecek yaşta ve başta değilim, ama bir hanım gazeteci olarak, bu milletin evladı olarak, kurduğumuz medeniyetleri bilen bir gazeteci olarak diyebileceğim, “elinizi ayağınızı öpeyim, bu milletin çürümesine izin vermeyin.”

Millet değerlerini yitirirse, gelecek adına hiç bir medeniyet ışıltısı da kalmayacaktır.

Bu mesele Suriye savaşından da önemlidir.

Bu millet çok topraklar almıştır. Gene alır. Ama şimdi topraktan çok ahlaka, değer yargılarına, sağlam karaktere ihtiyacımız var. Herşeyi kaybedebiliriz, ne olsun tekrar kazanırız. Ama şahsiyetmizi kaybetmişsek kazanabilir miyiz bilmiyorum.

Ben evladınız yaşındayım. Ama bunu demeden edemem. Bu milletin değerlerinin yitmesine izin vermeyin. Elbette kastım “gerçek değerler”. Bu değerlerimizi koruduğumuzda kaybettiklerimizi tekrar kazanırız, endişe etmeyin. Sizin de bildiğiniz gibi bir toplumun gerçek değeri “kadını”dır. Anne, eş, kardeş olan “kadın” en yükseklerde tutulmalıdır. Kadınını kaybeden toplum, vatanını, namusunu, şahsiyetini yitirir.

9 aylık hamile ve ayrıca 10 aylık çocuğu olan “garip” bir kadına tecavüz edenler bu milletin pislikleri olmalılar. Bunu söylemek yetmez. Bu toplum bu bilince ulaştırılmalıdır.

Sayın Cumhurbaşkanım Recep Tayyip Erdoğan beyefendi, Allah rızası için bu meseleye dikkat veriniz. Millet olarak çürümemeliyiz. Siz bu milleti korumazsanız samimi olarak söylemeliyim, Balkanlarda ne kadar müslüman kalır, çok endişe ederim.

Ben yine de ümitliyim bu millet “anne”sine bunları reva görmez.

 

2 YORUMLAR

  1. Ah Adelina Sfishta ah ESKİ bizi ne kadarda güzel anlatmışsınız ve resmetmişsiniz. Maalesef üzülerek,mahcup bir şekilde kahrolarak ve ümitsiz, endişeli bir bekleyiş içindeyiz. Günden güne geçmişinden kopan, geçmişine kinlenen ve rahatlıkla atalarına sövebilen bir nesil yetişti TÜRKİYEMİZ’ de sebebi mi? Eğitimimize bakın ve inceleyin lütfen, eğitimde dünyada ilk,orta ve yüksek öğretimde kaçıncı sıradayız. Kendi konuştuğu dili düzgün yazamayan,dil bilgisini öğretemeyen bir eğitim sistemimiz var. Bakın dizilerimize ne kadar milli ve bu dizilere göz yuman yetkililer güya milli, ne desek boş olan bu necip millete oldu ve oluyor…

  2. Sn. Hanımefendi; beni ağlattınız. O bahsettiğiniz güzel Türkiye hiç var mıydı bilmem ama var idiyse bile çok geçmişte kaldı. Sokaklarımız ahlaken çürümüş insan kokuyor artık maalesef.

CEVAP VER