Akp = Din ve Dindarlık Düşüncesi ve Dejenere Olan Toplum ve Din

1
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

 

Yürüyüş sorunsuz bir şekilde sona erdi. Adalet adı verilen yürüyüşe çeşitli kesimlerden katılımlar vardı. Parti amblemi bile olmaması ve bu konuda özen gösterilmesi takdire şayan bir hareket.

Pankarta yazılan kavram, yani ‘Adalet’ esasen siyasi iktidarda bulunan partinin isminde geçen bir kelime.

Buna rağmen adalet için yürüyüş yapılıyor olması çok manidar.

Bu yürüyüşle alakalı çok kalem oynatanlar, yorumlar ve değerlendirmeler olacaktır.

Beni ilgilendiren konu aslında, olması gereken bir değer ve kavram için ekstra yürünüyor olması. 

‘Adalet, mülkün temelidir’. 

Adalet, insanları yönetmenin temelidir.

Akp’nin isminde adalet kelimesi varken, toplumdaki dindarlık oranı sürekli artıyorken, bütün halde bir ülkenin yönetiminde ve toplumun sağlığı için gerekli olan birinci ihtiyaç ‘adalet’ iken, adalete dikkat çekme adına yürüyüş yapılması, başlı başına üzerine düşünülmesi gereken bir konu.

Şöyle ele alırsak daha iyi anlaşılıyor sanırım, durumun anormalliği.

Büyük bir devlet, geniş bir ülke, toplumun her kesiminde okur-yazar insanlar var, siyasi partiler demeçler veriyorlar.

Konuşula konuşula kelime o kadar eskimiş ki, bu kelimenin tekrar hakettiği değeri bulması için, yaklaşık 500 km yürümek zorunda kalıyor insanlar.

Katılımcı sayıları alay konusu oluyor. Tek taraflı hayata bakmayı adet edinenler kavgaya giriyorlar. Bu kadar mı katılım oldu, şu kadar mı diye.

Hanımefendiler ve beyefendiler! Eğer ki, devlette, yönetimde ve toplum yapısında adalet olmuş olsaydı, ve Kılıçdaroğlu bu yürüyüşü başlatsaydı, alay konusu olur, insanlar onunla dalga geçerdi.

Dikkat edilmesi gereken yer burası.

Bu yürüyüşe katılımlar oldu. Basında yer aldı. İktidar tarafı yorumlar yaptı. Güvenlik güçleri görev yapmak zorunda kaldı…

Eğer adalet olsaydı, ilk önce Kılıçdaroğlu’nun ailesi ve yakın çevresi onu uyarırdı: ‘Kemal bey, sen napıyorsun. Adalet diye yürüyüşe kalkışman çok gülünç olur. Adalet denen kavram zaten yaşanıyor, yapma etme’ derlerdi.

Demek ki devlette, iktidarın icraatlerinde ve toplumda ‘adalet’ diye bir kavram yok.

Türkiye’de yaşıyor olmasa da, insan haberleri takip ederek, dost ve arkadaş çevresiyle konuşarak ve ülkede konuşulan konulara bakarak, o ülke hakkında bilgi sahibi olabilir, ben de öyle yapıyorum.

Toplumdaki şiddet, ahlakilikten uzaklık ve din adına yapılan yanlışlar ve yaşananlar huzursuzluğu gözler önüne sermekte.

Suriyeli kadının yaşadığı olayı harflere dökerken bile, ürpermekten diken diken oluyor insan.

Bu nasıl bir toplumdur?

Bu nasıl bir insanlıktır?

Dinden geçtim artık, İslam ile değerlendirme yapmaya bile imtina eder oldum.

Bıçak kemiğe dayandı ve artık dinden de öte, insanlık sorgulamasına başlar oldum.

‘Akp=din ve dindarlık’ diye diye din diye bir kutsal kalmadı. Her köşeye cami açmakla, sembolik değeri olan devasa camiler inşa etmekle, elit tarzda yaşanmaya çalışılan sözde İslami hayatla, türbanla, sakalla, herşeyi yeşile boyamakla İslam falan olmuyor…

Maddi imkanların artması ve iktidar ne müslüman bıraktı, ne ilim, ne İslam anlayışı.

İslam ve müslümanlık etiket sadece.

Toplumda huzursuzluk var. Toplumda şiddet var. Toplum normalden çıkarak anormal bir hal almış durumda.

Sloganlarla, basit dindar söylemlerle olan şey: sadece daha da kötüye gitme.

Eleştiride bulunanlara ‘fetöcü’ damgası vurmayla toplum daha iyiye gitmeyecek.

Çünkü eleştirenler fetöcü değiller.

Ben kendi adıma itiraf etmem gerekirse: Akp-Cemaat kavgası başlamadan önce, Almanya’dan değerlendirme yazıları gönderdiğimde, cemaat yapılanmasının tehlikeli hale geldiğini bildirdiğimde ne bir tepki, ne bir çalışma başlatılmıştı.

Şimdi de kalkıp, sürekli fetö, fetö, fetö deyip ahkam kesiyorsunuz.

Beş gün sonra muhtemelen şaşalı törenler, anma programları olacak. Hatta adalet yürüyüşüne karşı gövde gösterisi olsun diye direktifler bile verilmiştir. İstenen sayılar hedeflenmiş, katılımın en üst seviyede olması için emirler yağdırılmıştır.

Nereden mi biliyorum?

Milli görüş çalışmaları hep böyledir de, oradan biliyorum.

Camilerin durumları, eğitimin kalitesi, dinin ilmi olarak ele alınması hiç önemli değildir. Nedir önemli olan?

Toplantılarda hangi şehirden, hangi camiden kaç kişi katıldı….

Aynı zihniyet devam ediyor.

Biz yazılarımızda, Hz. Peygamber’in ‘Kolaylaştırın, zorlaştırmayın. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin‘ hadisini ele alıp, dinin daha doğru anlaşılması için dertlendiğimizde, reformist damgasını vuran şahsiyetler…

Din kolaylıştırılmıyor, sürekli basitleştiriliyor. Farkında mısınız?

Görünüşte din ve İslammış gibi sunulan hayat ve yönetimin olduğu ülkede cinayetler, tecavüzler, tacizler, haksızlıklar almış başını gidiyor.

İmam hatip okulu açmakla eğitim olmuyor.

Çünkü okullardakine öğretim deniyor.

Toplumda din varmış gibi gözükse de, dinin değerleri için eğitim yapılmıyor.

İlahiyat profesörleri bile rahatsızlıklarını dile getirmekte. (En son Faruk Beşer).

İlahiyat fakültelerinin ortaklaşa kuracağı bir dernek, toplumdaki din algısı ve dini değerlerin sağlıklı bir şekilde gelecek nesillere aktarılması görevini üstlenebilir.

Ama burada da şu sorun var:

Eleştirdikleri zaman fetöcü olacaklar. O damgayı yiyince de, iş yapamayacaklar. Eleştirmeden, iş yapma adına uğraşıda bulunsalar, bu sefer de ‘yanlışa yanlış’ demedikleri için doğruya ulaşamayacaklar.

Demek ki bu süreci mecburen yaşayacak ülke insanları.

Eleştiride bulunduğumda rahatsız olan bir yakınım şöyle sormuştu: ‘İyi de herkes hata yapıyor, neden bu eleştiri?’

Ona şöyle cevap vermiştim:

‘Ahmet, Mehmet hata yapar, bu onun hatası dersin. Ama kurumsal olarak şimdiye kadar dini değerleri önemseyen bir iktidar yoktu. Bir tek Erbakan hükümeti vardı, o da koalisyon. 

Şimdiye kadar zihinlerde olan, inanılan, ideal olarak içimizde olan ülkümüz vardı: Müslümanlar yönetime gelince herşey çok farklı olacak. Müslüman adildir, müslüman mütevazidir, müslüman lükse tenezzül etmez, müslüman akıllıdır, müslüman hukuktan yanadır, müslüman hukuku tesis edendir, müslüman  inanmayanların hukukunu bile gözetir ve bir sürü kutsalımız…

Onbeş yıldır iktidarda olan Akp, yetişmiş insan kıtlığından cemaati kullandı. Sonra tü-kaka terörist yaptı. Cemaatin ele aldığı bütün değerler şimdi yerle bir oldu. Kimse kalkıp da, İslami eğitimden, okul kurmaktan, sohbet yapmaktan bahsedemiyor. 

Akp tek başına iktidarda. 

Yukarıda saydığım inancımız, ülkümüz yok oluyor. 

Müslüman adil değilmiş, müslüman hukuku tanımazmış, müslüman inanmayanların hukukunu bile gözetmezmiş, müslüman lüks düşkünüymüş denir oluyor. 

Esas mesele bu….

İçimizdeki bütün değerler, idealler, hayata tutunmamızı sağlayan ideal yönetim düşüncesi, bütün bunlar yok oluyor. Bundan daha vahimi ne olabilir ki….’

Sevgi ve bilgiyle kalın…

1 YORUM

  1. Sayın Eskicioğlu, yazdığınızyı her bir yazıda aydınlatıcı ve çok önemli bilgileri bizlerle paylaşiyorsunuz, Allah razı olsun.
    Siz yazılarınızda gerçek İslam nedir ve Müslüman nasıl yaşamalıdır bilimsel olarak Ayetler ve hadislerle çok güzel anlatiyorsunuz.
    Sizi yazılarınızdan tanıdığım kadarı ile bir kaç lısanda biliyorsunuz, benim sizden bir rıcam olacak, bu bilgilerinizi diğer dillerdede bazı internet sitelerinde özet olarak yazabilirseniz İslam ve insanlık adına bilinmeyen bir çok bilgiyi diğer inançlardan olan insanlarında gerçek İslamı tanimalarına vesile olursunuz. İnanin bu gibi bilgilerde insanlığın çok ihtiyacı var.
    Ben şahsen şu anki Türkiyede islam adına yapılanların veya konuşulanların bir çoğunun içi boş tehlikeli ve zararli olduğu kanısındayım.
    Bir örnek, sayın Korunun yazılarına yapılan okuyucu yorumlarından bir yorumcunun
    okuduğum o yorum beni çok etkiledi AKP taraftarı olan birisi, “Adalet” yürüyüşne katılanlar hakkında yazılmış bir yorumdu (bence) o yorum o sitede yayınlanmaması gereken hakaret içerikli ve alaycı bir yorumdu.
    Fakat o yoruma ve onun gibi yazılan yorumları yayınlayan editöre en güzel cevabi Hamza Akyol isimli bir okuyucu yorumi ile cevap vermiş.
    Elhamdülillah Müslümanız diyip,kendimizden olmiyanlara hakaretin,iftiranın,tahamülsüzlüğün ve saygısızlığın her türlüsünü yapiyoruz veya yaziyoruz. Peki
    Müslümanlık ve insanlık bunun neresinde?
    Elineze ve ilminize sağlık,esen kalın.

CEVAP VER