Nefret Söylemi-Kavga ve Negatiflik her alana sirayet etmiş…

0
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Kahve almak için yaklaştığım büfede birkaç Türkiye kökenli insanımız, hararetli bir şekilde bir konuyu tartışıyorlardı.

Almanya’da yaşadıkları için kendi dillerinde konuşmak onlara ayrı bir rahatlık veriyor doğal olarak. Onları duyup anlayabilecek kişiler de sadece Türkiye’liler. Bu yüzden rahat olsalar gerek.

Daha da yakına gelip, konuştuklarını daha net duymaya başladığımda, ister istemez kulak misafiri olmuştum.

‘Hayvandan daha kötü bu insanlar’.

‘Doldurdular dört milyonunu da, herifler hayvanlar gibi çoğalıyorlar’

‘Hakkımızı yiyorlar. Ş…..siz herifler’.

Vatandaşlarımızın bu kadar derin hislerle bahsettikleri kişiler, ülkedeki Suriyelilerdi. Ülke dediğim de, Türkiye, Almanya değil yani.

O an şaşkınlığımdan donakaldım.

Kendileri de başka kültürde, başka ülkede yaşayan ve yabancı konumunda olan insanlar, Türkiye’ye gelmiş Suriyeliler hakkında bunları düşünüyorlardı. Düşünmekle kalmayıp, kelimelere döküp dillendiriyorlardı.

O andan itibaren çevremdeki insanlara, TV’lerdeki yayınlara, internet ortamındaki haberlere ve sosyal medyadaki mesajlara daha da dikkat kesildim.

Nefret söylemi her yere sirayet etmiş. Herkeste bir negatiflik. Sürekli kavga, kargaşa ve gerginlik hali…

 

Suriye’deki savaş, körfez ülkelerindeki gerginlikler, Avrupa’da G20 zirvesi sebebiyle şahit olduğumuz şiddet, ABD’deki yeni başkan ve ucube fikir ve davranışları, Türkiye’deki ortam…

Hangi ülkede, nereye baksak negatiflik, olumsuzluk.

Kapitalizm için çok söylenirdi, düşman olmadan yaşayamayan bir sistem. Sürekli bir düşmana ihtiyacı var diye. Bugün hem insanlara, hem ülkelere bakıyoruz, bundan hiç farkı yok.

Şiddet ve nefret söylemi, sevilen bir hal almış artık.

TV programları, diziler yada benzer programlar kavga olursa reyting yapıyor.

Şiddet varsa izleniyor. Herkes birbiriyle kavgalı ve bu durum sürekli artarak devam ediyor.

Fatih Terim bir lokantada kavgaya giriyor.

Ahmet Hakan, 11.Cumhurbaşkanına aklınca laf sokup, terbiye veriyor.

Almanya-Türkiye Konya ve askerleri ziyaret konusundan dolayı tartışma içinde.

Türkiye’de sürekli bir anlamama isteğiyle oluşan kavga ortamı.

Alt kültür Avrupalılar yabancılardan rahatsız.

Seviyesizlik, basitlik, kavgacı olma ve nefret söylemi heryerde.

 

Ne oldu peki insani değerlere?

Ya dinlerin emirleri yada etkileri?

Dinine bağlı insanların örnek davranışları?
Hz. Peygamber’in hadisi aklıma geldi: ‘Tebessüm sadakadır’.

Güler yüzlü olmak, tebessüm etmek hakikaten sadaka olmuş.

 

O negatif hisleri, bakışları hissediyorsunuz sürekli. Bu negatif enerji birleşiyor kocaman kollektif bir enerji oluyor.
Bu yığın içinden çıkamıyorsunuz, çünkü hayatınızı idame etmeniz gerekli. Her bir köşe başında buluyor sizi bu negatif enerji.

İyi insan olarak kalmak istiyorsunuz. Ama yoğun bir baskı halinde üzerinize üzerinize geliyor bu kötü-negatif enerji. Hayatın içinde ezilmemek için, siz de kötü yanınızı göstermek zorunda hissediyorsunuz. Neden?

Çünkü işler o şekilde yürüyor.

Şerrinden korkulur insan olursanız, prim yapıyor.

Nefret, düşmanlık, kaba söylemler, kavga, şiddet prim yapıyor.

 

Kibarlık, beyefendilik, hanımefendilik, diğergamlık, sabır, hoşgörülü olmak, affetmek, gülümsemek, iyiyi düşünmek gibi değerler artık görünmez olmuş.

Israrla bu değerleri yaşayıp, yaşatmak isterseniz, saf konumuna düşüyorsunuz.

Çünkü genel kültür şiddetten yana.

 

Bu rahatsızlığı sadece ben mi hissediyorum diye yokluyorum bazen.

Kimisi tamamen kabullenmiş, sistem böyle bu şekilde olmak zorundayım der olmuş. Kimisi de, aynı dertten muzdarip ama çıkış yolu bulamuyor.

Düşünüyor muyuz, nereye gidiyor bu insanlık diye.

Güç savaşları sadece devletlerin değil, fert olarak insanların hayatının tam ortasına girmiş.

‘İnsan insanın kurdudur’ her yere sirayet etmiş vesselam…

 

Düşünürken aklıma geldi de.

Hani şu yardım kuruluşları var ya.

Kurbanlarda, ramazanlarda yardım toplayıp, fakirlere ulaştıranlar.

Onların olması bile etkili bu insani değerleri unutmada. Oraya verilen yardım, bağış insanı rahatlatıyor.

İnternetle tek bir tuşla yardım yapıyor, bitiyor. Hayatın vahşi sisteminde yaşamaya devam ediyor insan.

 

Eskiden kurbanlar evlerde kesilirdi.

Kan akıtmak insanın içindeki vahşiliği ortaya çıkarır, legal yollardan rahatlama olurdu.

Artık kurbanları da bağışlayınca insanlar, içindeki vahşeti çıkaracak legal yollarını kaybetmiş oldular.

Bu vahşet her yere sirayet ediyor. Vahşetin toplumda artmasıyla da şiddet seviciliği başlamış oldu.

Peki, ya normal olarak hayatını yaşamak isteyenler ne yapacaklar?

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın…

CEVAP VER