Ahmet Şık’ın Sözlerinin Düşündürdükleri

0

FETÖ yapılanmasını ifşa ettiği için yayınlanamayan kitaptan yargılanıp tutuklanan, şimdi de FETÖ’cü olmakla suçlanan ve Cumhuriyet gazetesi davasından tutuklu Ahmet Şık şu ifadeleri kullandı:

“Ben bir ateistim. Dolayısıyla beddua etmem. Din tacirliği yapan bir şarlatan hiç olmadım. Dolayısıyla bir kehanette bulunmadım. Ben böyle dindar olduğu iddiasındaki insanları görünce diyorum ki, bu kainatta bir cehennem olması şart. Ateistim ama bu kainatta zalimler için bir cehennem olmasını istiyorum.”

Bu sözler üzerine tefekküre daldım. Neredeyse ömrünün en önemli yaşlarını hapiste geçiren Şık; hesabını sor(a)madığı bu durum için adaletin vicdanen tesisi için, ahirette bari hesap sorulabilen bir yer olması gerek, diye bir hissiyatta olduğunu beyan etti.

Yeryüzünde tahakkuk etmeyen adaleti ne yapayım?

Ben de hesabını soramadığım demlerde hatırıma sol cenahça pek sevilmeyen Bediüzzaman Said-i Nursi’nin sözünü hatıra getirir ve terapi ederim kendimi:

“Cennet ucuz değil, cehennem lüzumsuz değil. O halde zalimler için yaşasın cehennem.”

Bediüzzaman ile hemen hemen aynı dönemde ama daha uzun yaşamış Yugoslavya Devlet Başkanı Mareşal Tito’nun (1892-1980) sözlerine kulak kabartmanızı istiyorum.

Türkiye Komünist Talebe Teşkilatının Başkanı sıfatıyla Tito’nun şeref konuğu olarak Belgrad’a giden ve onun son anlarına şâhit olan Salih Gökkaya; Mareşal’in  ölüm döşeğindeki itiraflarını şöyle anlatmıştı:

TİTO ölüm döşeğindeydi ve eski şa’şalı günlerinden eser kalmamıştı. Onun gözleri yaşlı, titrer vaziyetteki halini gördüğümde teselli vermek için, “Efendim! Ölüm sizi korkutmasın. Belki maddi olarak aramızdan ayrılacaksınız ama yaptığınız inanılmaz hizmetlerle kalplerde ebedî yaşayacaksınız” dedim.

Bugün yedi devlete bölünen Yugoslavya’yı kırk yıla yakın barış ve huzur içinde yaşatmayı başaran, ölümünden sonra ülkesinin hızla parçalandığı Mareşal Josip Broz TİTO’nun cevabı tarihe geçecek cinstendir:

“Yoldaşlar! Ben ölüyorum artık… Ölümün ne derece korkunç bir şey olduğunu size anlatamam. Anlatsam bile sıhhatli ve genç olan sizler bu yaşta bunu anlayamazsınız. Düşünün! Ölmek, yok olmak… Toprağa karışmak ve dönmemek üzere gidiş… İşte bu çıldırtıyor beni… Dostlarımızdan, sevdiklerimizden, unvan ve makamlardan ayrılmak… Dünyanın güzelliklerini bir daha görememek… Ne korkunç bir şey anlıyor musunuz?
Yoldaşlarım! Sizlere açık bir kalple itirafta bulunmak istiyorum:
Ben öldükten sonra toprak olacaksam, diriliş, ceza ve mükâfat yoksa, benim yaptığım mücadelenin değeri nedir? Söyleyin bana!
Yoldaşlarımın kalplerine gömülecekmişim veya unutulmayacakmışım, yahut alkışlanacakmışım. Neye yarar?
Ben mahvolduktan sonra beni alkışlayanların takdir sesleri, kabirde vücudumu parçalayan yılan ve çıyanları insafa getirir mi? Söyleyin bu gidiş nereye? Bunun izahını Marks, Engels, Lenin yapamıyor.
İtiraf etmek zorundayım: Ben Allaha, Peygambere ve ahirete inanıyorum artık. Dinsizlik bir çare değil.
Düşünün şu kâinatın bir yaratıcısı, şu muhteşem sistemin bir kanun koyucusu olmalıdır…
Bence ölüm de son olmamalıdır…
Mazlumca gidenlerle zalimce ölenlerin bir hesaplaşma yeri olmalıdır. Haklarını almadan cezalarını görmeden gidiyorlar. Böyle keşmekeş olamaz. Ben bunu vicdanen hissediyorum.
Öyle ki, milyonlarca suçsuz insana yaptığımız eza ve zulümler şu anda boğazıma düğümlenmiş bir vaziyette…
Onların ahlarına kulak verecek bir merci olmalı…
Yoksa insan teselliyi nereden bulacak?
Bunların bir açıklaması olmalı…
Marks bu mevzuda halt işlemiş. Uyuşturmuş beynimizi. Nedense ölüm kapıya dayanmadan bunu idrak edemiyoruz. Belki de göz kamaştırıcı makamlar buna engel oluyor. Ben bu inançtayım yoldaşlarım. Sizler ne derseniz deyin..!”

Tito, bu sözleri söyledikten sonra komaya girmiş ve bir süre sonra 88 yaşında hayata gözlerini kapamıştır.

Adalet tam manasıyla asla ve kat’a tecessüs etmemiştir. Ne Türkiye’de ne de dünyada. Hesabı sorulamayan milyonlarca durum vardır. Yürek şöyle teskin olur: “Ölüm bir yok oluş değildir. Ölüm sonun başlangıcı, ebedî hayata ilk adımdır… Yarın Hakkın divanı var. Orada hesaplaşacağız.”

CEVAP VER