Sade vatandaşın hayatı…

0
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Sade vatandaşın hayatı ne kadar önemli.

Önemliyse eğer, kimin için ve neden önemli.

İnsana ve topluma dair bilimlerle uğraşınca, insan çok daha fazla düşünüp çok daha fazla gözlem yapıyor.

Hatta tarih sayfalarında geriye dönük gözlemlerini ve araştırmalarını tekrar tekrar yapma ihtiyacı hissediyor.

Popülizm diyoruz, populist yaklaşımlar diyoruz. ‘Halk ne derse o olur’ dersek en basit şekliyle, gerçekten halk ne derse o mu oluyor.

Halkı oluşturan sade vatandaşların dediği mi oluyor?

Acaba sade vatandaşın hayatı gerçekte önemli mi ki, onlar adına konuşuluyor.

Sade vatandaşın hissettikleri, beklentileri, korkuları, anlayışları, dini düşünceleri, zihinsel yapıları, dünyaya bakış tarzları, giyim-kuşamı, hobileri kısaca herşeyi yönlendiriliyor.

Belki de Erdoğan’a kızgınlık bile bu yüzden.

‘Eskiden biz istediğimiz gibi yönlendiriyorduk, sen nerden çıktın?’ kızgınlığı var.

Sade vatandaşın fikirleri yönlendiriliyor.

Kimisi sağcı oluyor, kimisi solcu oluyor. Kimisi liberal oluyor, kimisi ırkçı oluyor.

Günümüzde okulda başlıyor bu yönlendirme.

Eskiden Solcu ve Atatürkçü olunuyordu, şimdi dinci ve ırkçı olunuyor.

Türkiye’deki kavga da bu. Halkı biz şekillendiriyorduk, başımıza Erdoğan çıktı.

Kendisine kızılan Erdoğan da sade vatandaşı yönlendiriyor. Ona kızanlar da zaten bu yüzden kızıyor.

Eski kitaplardaki bilgilerin yanına İslam’a uygun yeni bilgiler eklense, kavga çıkmaz. Ama yeni müfredat eskiyi atıp, yenileri ekliyor ki; sade vatandaşı (Halkı) yönlendirsin.

İzmlere bakıyoruz, bir hayat şablonu ile insanları kandırıyor. Fakirlik edebiyatı yapan izmlerin önderleri zenginlik içinde yaşıyor.

Erdoğan’a kızıp yanlış yapıyorsunuz diyen Chp sanki çok mu doğru yapıyor. Hayır…

Sade vatandaşı solculuk kıskacı içine sıkıştırıyor. Dinin önemi yokmuş gibi davranarak sade vatandaşı dinden soğutuyor.

Peki ya İslamcılar.

Yaratıcı’nın verdiği özgürlük alanını daraltıp, sade vatandaşı çıkmaza sokuyor. Korkutarak, yıldırarak şekillendirmeye çalışıyor. Başörtüsü diye diye ne hayatları kararttılar. Din diye diye toplumu böldüler.

Nerede kulun günah işleme özgürlüğü ve hakkı?

Peygamberlerden sonra bütün dinleri değiştiren de din adamları değil mi?

Hristiyanlık ve Yahudilik’e ağzına geleni söyleyen sözde en dindar olan insanlar ve hocalar, sanki kendileri İslam’ı değiştirmiyorlar mı?

Ya tarihteki devletler, imparatorluklar. Onlar sanki çok mu farklı. Hayır.

İnsanlara sunulan bir hayat, öğretiler ve onları yönlendirme-istediği şekle getirme.

Hem batıdaki devletler, imparatorluklar öyleydi ve hem de doğudaki.

Bugün özlemle adından bahsedilen Osmanlı, sanki farklı mıydı?

Hayır, değildi.

Sade vatandaş için yani halk için İslam ve tarikatlar. Peki ya Osmanlı Sarayı’nın içi?

Orada iş farklı.

Batı’da durum farklı mıydı. Hayır değildi. Batı’da imparatorluklar sade vatandaşı kullandı ve kendine köle yaptı.

Peki bugün Batı’da sade vatandaşın hayatı önemli mi?

Yaşanan tecrübelerden sonra daha rahat, özgürlükçü olsa da, batıda da sade vatandaşın hayatı yönlendiriliyor.

Örnek bir hayat önüne sunuluyor ve sade vatandaş o örnek hayatı yakalamak için koşturup duruyor.

Almanlar için derler ya, iş çok önemlidir, işlerine önem verirler ve sürekli çalışırlar.

Çok mu seviyorlar çalışmayı, ondan mı? Hayır.

Sunulan hayatı yakalamak ve elde etmek için sürekli çalışmak zorunda bırakılıyorlar.

Bahçeli ev alma, yeni model araca sahip olma, yılda iki-üç defa tatile gitme, öğlenleri dışarıda sıcak yemek yeme, akşamları biralarını alıp keyif yapıp futbol izleme yada TV dizileri takip etme ve haftasonu dışarıya eğlenmeye gitme.

Kimse aslında sade vatandaşı/ insanı düşünmüyor….

Bu yüzden yok mu ya çekmeceler…

İnancın varsa, bilimselcilere göre basitsin.

İnançsızsan, dincilere göre kafirsin.

Alkol kullanıyorsan ayyaşsın.

Avrupa’da Türksen Erdoğancı, müslümansan İslamcı terörcü..

Yahudiysen İsrailci. Hristiyansan (müslümanlar açısından) üçlemeci..

Giyimine özen gösteriyorsan kokoş.

Cinsellik önemli ise senin için sapık.

Din merkezdeyse İslamcı.

Sosyal adalet önemlidir dersen komünist.

Kürt vatandaşlarımız dersen pkkcı.

Kim sade vatandaşı /insanı gerçekten düşünüyor?

Belki de sadece ve sadece Yaratıcı, Allah, Rab, Mutlak Varlık, Tam olan Enerji, parçaların sahibi Bütün…

Adını ne koyarsanız O.

Hayatı yaşarken huzurlu ve mutlu ol ve iyi insan olmaya çalış.

Günah işlersen de affederim.

Ama isteyerek, bilerek kötü olma, kötü insan olarak kendini kabul etme.

Beni tanı, beni bilmeye çalış.

Senin şartlarını ben biliyorum, içinden neyi geçirdiğini de biliyorum.

Şartların içinde İYİ İNSAN OL… diyerek, insana/sade vatandaşa özgürlükler içinde insan olma hakkını tanıyor.

Ah be sade vatandaş!

Herkes senin üzerinden güç savaşı yapıyor, bir de sen kendi gücünün farkına varsan…

Sevgi ve Bilgiyle kalın…

 

 

CEVAP VER