Garip Bir Köpek

1

Siyasetten ve dünya gündeminden uzak soft bir makale yazmak istedim. Köşemin konuğu, hemen hemen her gün aynı saatte sokağımıza gelir. İş yerimin karşısındaki kasap dükkanının yolunu tutar. Kapının açıldığı saati de bilir. Öyle dan dun diye habersiz gelmez. Önce bir etrafı kol açan eder. Rahatsızlık verecek bir nesne, bir girişim var mı diye.

Sokak arasından geçen dişi köpeklere +18’lik bakışını da atar. 

Ne de olsa sokağımızın çapkınıdır o. Adı “Garip”. Adı kadar gariptir, mahzundur, sessizdir. Sempatiktir. Efendidir. Ses söz etmez. Kafasına vur, ağzındaki kemiği al cinsi, mülayim dünya tatlısı bir canlı. 

Karnı acıkınca gelir kasabın kapısına. Başını uzatır mermere. Öylece bekler. Kimi zaman yarım saat. Kimi zaman bir saat öylece bekler. Sessiz sedasız, nidasız, havlamasız. Normalde et doludur kasap, ama öyle haddini yurdunu hukukunu bilir ki, sanırsınız sözleşme imzalamış. Öylece tezgahtarın satılan etten arta kalan kemiği getirip önüne bırakmasını bekler. 

Sonra da kemiği ağzına aldığı gibi, dükkanın önünde kimseye rahatsızlık vermeden, kuytu bir köşeye doğru yol bulur. Orada rızkını kemirmeye başlar. Dost canlısıdır köpekler. Üç gün sevmeniz kafidir; ömür boyu seveniniz olur. İsterseniz kovun, yine gitmez, çok sadıktır. 

Allah hiç bir canlı ya da cansızı sebebsiz yere yaratmamıştır. İnsanlar kadar hayvanları, hayvanlar kadar bitkileri de sevin. Tüm canlıların insanlar üzerinde hakkı vardır. 

Diplomalıdır Garip. Haftanın altı günü uğrar kasabın kapısına. Pazar günü de gelmez hakikaten. Sanki izin günüymüşçesine bilir, kasabın kapalı olduğunu. 

Garip’ten hareketle; köpeklerin güzel hasletinden bahsetmekte, paylaşmakta fayda var. 

İyilik edeni bilir ve unutmazlar. Teslimiyetçidirler. Kemikleri bile kırılsa, çağrıldıklarında kuyruğu sallaya sallaya gelirler, sevgilisi tarafından çağrılmışçasına. Bu arada dişi bir ev köpeğimiz de var. Sahibi her sabah kahvaltıya gelir cafeye. Kapının önüne bağlar onu. Adı Lazy (tembel). Bizimki doğrulur, kasaptan uzaklaşarak, arka sağ ayağını kaldırıp bevl eder. Adrese not düşer. İnsanoğlu gibi gelip de kadını taciz etmez. Hayalıdır.

Kanaatkardırlar. Ne verilirse razı olurlar. Kasabın uzattığı kemiği bitirip, bir başka kemik beklediğine şahit olmadım. Dükkana sokulmaya çalıştığını da görmedim. 

Gelecek için bir düşüncesi ve hazırlığı ve esaslı bir bakımı olmadığından, zühd sahibidir. Yani dünyaya rağbet etmez. 

Yattığı ve gezdiği alelâde yerler olduğundan tevazu hissiyatını etrafına yayar. 

Sadık olur ve sahibini terk etmezler. Kovsa da bırakmaz, küsmez. 

Başkalarının nasîbine saldırmaz, taşkınlık göstermez, tecavüz etmez. Çekingen olurlar.

Yarını düşünmez, erzak biriktirmez. Tevekkülle o an bulduğunu yer, yarına tevekkül eder. Haftanın her günü aynı saatte eşref saatini denk getirir, kasabın kapısına gelir, boy gösterir, başını taşa kor, yaslanır.

Çok az uyuduklarından, uyanık halleri fıtratlarına da sirayet etmiştir. Uyanık olurlar. Gecelerin bekçisi olur, hırsızları tanır, haber verirler. 

En önemli hasletlerinden biri de edeb sahibi olup, had ve sınırlarını bilirler. İnsanlara en çok hizmet edenlerdendir. Terbiye edildiği zaman, tam bir liyakatla, çok büyük işler görür. Ev, keşif, bomba, mayın, tuzak, sürü, kızak, bekçilik ve yitik bulma… işlerinde hizmetleri çok olur. Miskindirler. Her yeri dolaşırlar. Bir şey verilirse alır, vermezlerse geçer giderler. 

Bir Şeyhin yanında pis bir köpek vardı. Şeyh o köpekten hiç çekinmez, değmesin diye eteğini toplamazdı. Birisi, ”Ey temiz ve ulu kişi” dedi, ”Neden bu köpekten çekinmiyorsun?” 

Şeyh cevap verdi: 

”Bu köpeğin dışı pis, halbuki benim içimdeki pislik görünmüyor. Onun dışında bulunup görünen pislik bu yoksulun içindedir ve gizlidir. İçim köpeğin dışı gibi pis olduktan sonra niçin ondan kaçayım? O da benimle bir!” 

Ey insan; bir köpek Allah katında böyle bir makama sahipse senin kendini köpekten üstün sayman haramdır. Kendini köpekten üstün görüyorsan, bilmiş ol ki, bu senin ezikliğindendir. Eğer böyle hakir bir halde toprağa atılırsan şüphe yok ki baş aşağı gidersin.

İnsandaki dik başlılık varken şüphe yok ki daha çok aşağılanır. Allah; kibirli olmayın diye buyurur. Başınıza gelmez dediğiniz ne varsa, yaşatır, sizi süründürür Allah. Ben gösterdiğim kibrin, ezasını ve cefasını çektim, çekiyorum. Bildiğimdendir yazdıklarım.

Bir avuç toprağız oysa ki. Yine toprağa gömüleceğiz, doğarken de göbek zarından arta kalanı, toprağa gömmedi mi herkes?

Toprak gibi tevazu, pak eder bizi kuzu kuzu… 

1 YORUM

CEVAP VER