Deniz Baykal

0

68 kuşağının sembol ismi Deniz Gezmiş idam edildiğinde çok kişi çocuğuna Deniz ismi vermişti. Bunlardan biri de öz dayımdır. Deniz ismini körpe yaşında idam edilen gençten almıştı. Deniz Baykal da idam edilmeleri yönünde görüş belirtmişti.

Hemen hemen her bayramda memleketi Antalya’ya giden CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal, bayram namazlarını da dedesinin geçmişte imamlık yaptığı Tekeli Mehmet Paşa Camii’nde kılardı.

Son bayram namazı cami çıkışında Baykal, bu bayram “sıla-i rahim anlayışının tozlu raflardan indirilmesi gerektiğini” belirtmiş ve “Bütün yöneticileri, iktidarı, siyaset yapanları, herkesi sıla-i rahim yapmaya çağırıyorum. Bugün Türkiye’nin bir sıla-i rahim yapmaya, milletçe kucaklaşmaya ihtiyacı olduğunu düşünüyorum” demişti. Adeta herkesten helallik istercesine.

Üçüncü ameliyatına girdi dün. Durum kritik. Kendisine Allah’tan acil şifalar dilerim. Türk solundaki yeri ve önemi yadsınamaz. Her ramazan orucunu eksiksiz tutar. Cuma namazları ve bayram namazlarını da kaçırmayacak kadar da inançlı ve dinine sadık.

Kimileri kasetlerle açığa çıkan durumu için bir dünya söz söyleyebilir.  O durumu yaşaması kendi takdiriydi. Söz söylemek de ağzı ve dili olan herkesin hakkı. O durumu yaşamış olması siyasi linç yaşattı kendisine. Atatürk-İnönü-Ecevit gibi tarihi liderlerden sonra, CHP genel başkanının bir seks skandalı ile anılmasına sebep olmuştur. Olaydaki en büyük gayri ahlaki unsur, vekil adaylarına karar veren yegane kişi iken vekil yaptığı bir kişi ile ilişki yaşamış olmasıdır. Küstürdüğü vekillerden biri de Ertuğrul Günay’dı hatırlarsanız. Günay, AKP’nin Kültür Bakanı oldu daha sonra.

Hiç bir CHP’liyi mutlu edemedi desem yanılmış olur muyum bilmem. Ferhan Şensoy onun için; “yakında CHP’yi C, H ve P şeklinde üçe bölerek muradına erecek” demişti vakti zamanında.

2000’de Galatasaray’ın UEFA Kupasını kazanmasını fırsat bilerek; CHP’yi siyasetin Galatasaray’ı yapacağını söylemişti. Kimi partililer de “Romanya’dan ya da İtalya’dan başkan getireceği günü iple çekiyoruz” diyerek kendisiyle istihza etmişlerdi.
2000’deki son seçimlerde, kendisini ziyarete gelen Mesut Yılmaz’a “sizin adınıza çok üzülüyorum, seçim anketlerine göre barajı aşamıyorsunuz” demiş ve karşılığında “peki sizin durumunuz nedir?” sorusuna karşılık “biz Fazilet Partisinin 3 puan önündeyiz” karşılığını vermişti. Kaderin cilvesine bakın ki; o seçimlerde CHP meclise girememişti.

Botoks, estetik derken yüzündeki doğal çizgilerin bile kaybolduğu genç değil ama yaşsız bir garip surata sahip olmuştu. Siyasetçilerin gençleşmesinden bahsederken kimse bunu kastetmemişti.

Baykal hep eleştirirdi. Öyle ki; o dönem (2003) Başbakan olan Erdoğan’ın attan düşmesi konusunda bile ciddi ciddi eleştiriler yapmıştı. En azından ben o yorumlara yarılmıştım. At için CHPli yakıştırması bile yapılmıştı. Bir başka yorum da Erbakan’dan gelmiş ve “At şahsiyetli bir atmış, üzerinde tutmadı’’ demişti.

Erdoğan da “ben zaten inecektim” demiş, at Hakkari’ye sürülmüş, seyisi de vatandaşlıktan çıkarılmıştı, diyerek bu faslı kapatayım.

Hakikaten de ucuz atlatılan ciddi bir kazaydı.

Baykal, Türk siyasetinin İbrahim Üzülmez’idir. Sol kanatta kafa önde mütemadiyen ileri geri arı gibi koşup, hiç bir şey yapamayan ve topu hep saçma yerlere nişanlayan Sabri Reyiz’dir.

Sol siyasette yolsuzluğu belgelenmiş hiç bir liderin olmaması beni hep hayırla yad etmeye sevk etmiştir merhumları. Bülent Ecevit, Erdal İnönü gibi. Deniz Baykal da öyledir. Kemal Kılıçdaroğlu da…

Kimi zaman siyaset kendi içinde bir balans kuramaz. Siyasetin dışından balans kurma mecburiyetleri ortaya çıkar, ortalık karışır. Baykal, siyaseti siyasetçilerle dizayn etme eğilimdeydi hep. 27 Nisan muhtırasında Onur Öymen’in altına imzamızı atarız beyanını yanlış bulmuştu.

Baykal’ın muhalefet hayatı boyunca en çok kullandığı cümle “böyle bir şey olur mu?”dur. Erdoğan’ınki de; “işte bütün mesele bu”dur.

Demagoji konusunda grandmaster mertebesindedir Baykal. Baş örtüsünün serbest bırakılmasını dillendirmiş, baş örtüsü emrini anayasa kuralı haline getirmek şeklinde çarpıtmaktan çekinmemişti. Onu da haşiye olarak düşeyim. Şöyle demişti;
“17 yaşına gelmiş bir genç kızın dini inancı gereği başını örtme hakkını nasıl elinden alabilirsin? Üniversitede dini anlayışa saygı; lisede yok! böyle bir şey olabilir mi?”

Erdoğan’ın “üç kaz teslim edin, akşamında ikisi eksik gelir” babındaki cümlenin benzerini Baykal şöyle kurgulamıştı Erdoğan için ve “kediye ciğer emanet ederim, sana laikliği emanet etmem” demişti.

Neoliberalizm – Siyasal İslam ortaklığının hegemonik konumunu konsolide etmek amacıyla tasarlanmış olan yeni anayasa girişimine karşı çıktığı için sosyal demokrat olmamakla itham edilmişti.

Kendi adıma Deniz Baykal; konuşurken devamlı sanki laf arasında beni dolandıracak bir tüccarmış havası veren kişidir. Yazımı burada noktalıyorum. Kendisi hakkında yazılacak kitap dolusu bilgi var.
Onun bir sözü ile bitereyim:
“Önemli olan Başbakan olmak değil, adam olmaktır. Adam gibi adam olmaktır.”
Rabbim şifa ihsan etsin.

CEVAP VER