Üslup..!

0

Birçok hususta yöntemin esastan önce geldiği söylenir.

Bu ne kadar geçerlidir, ne kadar kabul görür, bilinir, uygulanır, biraz karmaşık tabii..

Özellikle, usul, hukukçuların kendi alanlarını önemsetmek için kullandıkları bir cümle olduğu da düşünülebilir..

Usulünce söylenmeyen bir söz, eleştirinin, içeriği ne kadar kıymetli ve doğru olursa olsun, bir anlam ifade etmediğini ve muhatabına da ulaşmadığını günlük hayatımızda sıkça görüyor ve tecrübe ediyoruz..

Adabına uymadan yazılan herhangi bir yazının veya kitabın içinde, son derece yerinde düşünceler olsa bile, zaten zor zahmet okumaya çalışan bireylerin çok daha çabuk sıkılmalarına, heveslerinin kaçmasına, okuma ve öğrenme isteğinden dahi uzaklaşmasına şahit oluruz.

Aslında çoğu zaman sanırım hepimiz de aynı şeyleri yaparız.

Yüksek sesle, bağıra çağıra yapılan bir tartışmadan veya bir toplantıdan herhangi bir sonuç çıkmayacağını, herhangi bir verim elde edilemeyeceğini, aslında hepimiz biliriz ama sinirlerin gerilerek, öfkelerin daha da arttığını, sonuçta da tahammülsüzlüğe yönlendirildiğimizi de göz ardı ederiz..

Bir topluluk içinde, aynı anda ve birden çok kişinin konuşmasına, kimsenin karşısındakini dinlememesine, duymamasına, hatta çoğu zaman duymak için çaba dahi sarf etmeyip, adeta içindeki öfke ve nefreti boşaltmak istercesine, kendini haklı çıkarma mücadelesi içine girdiğine de şahit oluruz..

Aslında toplum olarak, hemen hemen her konuda esasa dair yığınla sorunumuz olduğundan kimsenin kuşkusu da yoktur sanırım…

Eğer usulünce konuşmayı, usulünce yazmayı, usulünce derdimizi anlatmayı, dinlemeyi, kendimizi savunmayı, başkalarını suçlamayı öğrenemezsek, toplumsal sorunları ele almayı ve doğru teşhisler koymayı, çözüm önerileri sunmayı ve de doğal olarak toplum ve geleceğimiz için ortak kararlar üretebilmeyi de maalesef ki beceremeyiz…

Önce gelmesi gereken usule uyulmazsa, ardından gelen esasa ulaşmak nasıl mümkün olsun..!

* *

Niye bu konuya değinmek istedim!

Çünkü, ülkemizin ve çevre coğrafyamızın hali ortadayken, adeta bir ateş çemberi içinde mücadele veriyorken, son birkaç gündür yine kayıkçı kavgasına girişildiğini, haklı haksız konusuna dahi girmeden, neden, niçin, nereden demeden, politik suçlu arama derdine girildiğini gördüğümden, bunu da her fırsatta, her muhalif(!) görülen kişilere karşı ve aynı üslup ile yapıldığına inandığım için kaleme almak istedim.

Haddim olmayarak, “Türkiye Cumhuriyeti Tarihi” alanında Prof. Dr. ünvanlı Semih Yalçın hocanın, yine “Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler” alanında Prof. Dr. ünvanlı, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu için sarf ettiği sözleri ve daha önceki bazı kişiler için de zikrettiği sözlerle birleştirerek, üslup konusunu sizlere hatırlatmak istedim sadece…

Koca koca hocaların, siyasetçilerin sözlerini dikkatlerinize sunuyorum..!

* *

“Uygulamaya koyduğu aptalca, ahmakça ve afaki politikalarla zarar veren..”

“Suçüstü basılmış, yüzsüzlüğünün kurbanı.”

Kimliksizliğinin ve kötü niyetinin esiri olmuştur.”

“Siyaset düşüğü

“Siyaset safrası”

Küllenmiş varlık

“Siyaseten mevta

Ahlaken imha

“Fikren ve vicdanen yok hükmünde”

Dipsiz Davutoğlu”

“Kendisinin halt ve pislikleri..”

“Kuyruğunu kıstırıp susacağına..”

*

“Aşağı mahalle lafçıları gibi..”

Yetersizlik, hilekarlık, düzenbazlıkları yüzünden..”

“Siyasi yancı

“Birtakım siyasi atıklar..”

“CHP’nin yancılığına soyunmuşlar..”

“CHP’nin “etrafını saran ve masadaki mezeleri tırtıklayan yancı oluşumu..”

“Olabildiğince nasiplenmeleri için çerez tabakları sürekli dolu tutulanlar..”

“Siyasi yancıları “fındık” ve “fıstık” ile besleme planı..”

“Muhalefet, “haminnenin yamalı bohçası”ndan farksız..”

“Kargaşa inşaatına taş taşımak”

“İçinden ülkücü katillerinin yetiştiği ideolojik akımlar ve grupların masasında kendilerine siyasi gelecek arayan bahse konu ilkesizler..”

“Bütün siyasi atıklar ve merdutlar..”

“Sınanmış kişiler”

“Tarih cahili”

“Usta bir karıştırmacı”  

“Hoyrat bir medya tetikçisi” 

“Düşmanlığını sakız gibi ağzınıza sıvayıp dişlerinizi göstere göstere, tükürüğünüzü akıta akıta çiğnemekten yılmadınız.” 

“Çölde kalmış müflis (iflas etmiş) bezirganın serap görmesine benziyor.” 

“Siz kendinizi akıllı, alemi saf ve enayi mi zannediyorsunuz?” 

“Siz önce kendi mabadınızı (altınızı) temizleyin, sonra başkalarınınkini yıkamaya çalışın e mi..” 

“At gözlükleriyle deve kervanı süren bahtsız bezirgandan farkınız yok..”

*

“Sadece zavallı yaşlı bir adamın musalla taşında nihayete erecek beyhude beklentisi..”

“Bağını şaşıran ibibiğin acı acı ötüşüne benzeyen..” 

“Kocamış, tüyleri dökülmüş ve gözlerine inme inmiş..” 

“Galiba rüya görürken bir yerleri açıkta kalmıştır..”

*

“Pohpohlama ve ajitasyonla CHP’nin kayığına bindirilmiş..”

“Atatürk’ten kalan zengin birikimin mirasyedisi ve Cumhuriyet’in yüz karası..”

“CHP’nin kayığına binmek, siyaseten imamın kayığına binmekten farksızdır..”

“CHP, illetli ve siyaseten zürriyeti kesilmiş bir partidir.”

“Kelam ve kalemlerini fitne ve bozgunculuğa tahsis etmişlerdir.”

“…tahtadan atın beş acemi süvarisi ve bunların arkasına taktığı bir avuç kurşun asker; arkalarına aldıkları gizli destekler ve teşviklerle saldırılarını sürdürmektedir..”

“Kıyamet öncesinde eşeğiyle yandaş toplayan deccal misali kapı kapı dolaşıp siyaset simsarlığı yaparken..” 

“Merdut ve kovulmuşlardan mürekkep müzmin muhalefet..”

“CHP mahfilleri, ne kadar MHP atığı varsa kucağına oturtmuş bulunmaktadır.” 

“Hayatlarını MHP’de fısk ve fücur çıkarmaya adamış bulunan atıklar güruhunun önde gelen isimleri..”

“Darbe girişiminin yaşandığı gece lideri ortalıktan sıvışmış bir CHP’nin mutfağında pişen kokmuş köfteler..”

* *

‘Edebi küçümsemek, haramı küçümsemeye götürür. Haramı küçümsemek saygıyı terke götürür. Saygıyı terk etmek ise şükrü terk etmek demektir. Şükrü terk etmenin de imandan ayrılmaya sebep olacağından korkulur. Kulun imanı yalnız edeple doğru olur. Edepsizlik ise ilâhi bilginin azlığından ileri gelir.’ 

‘Edepten mahrum cümle, hayırlardan mahrum kalır’

 ‘Edepten mahrum olanlar, “hak” dergahından kovulurlar’ 

“Edep aklın suretidir” Hz. Ali

“Edep, ilimden önce gelir” Hz. Ömer

“İnsanın ilim ve edebi, en büyük varlığıdır. Eskimez, çürümez, kaybolmaz” Hz. Mevlana

CEVAP VER