Fahrettin Paşa’nın Bilinmeyenleri

0

Mustafa Kemal’in “daha sağlığında adını tarihe altın harflerle yazdırmış kumandanımızdır” dediği büyük komutandır Fahrettin Paşa. Soyadı kanunu ile “Türkkan” soyadını almıştır. Kısaca hayatını anlatayım.

Bulgaristan, Rusçuk’ta doğdu, 93 harbi’nden sonra ailesiyle birlikte İstanbul’a yerleşti. Harp Okulunun ardından Harp Akademisini bitirdikten sonra 1891’de Kurmay Yüzbaşı olarak Osmanlı ordusuna katıldı. Balkan savaşında, Çatalca savunmasında ve Edirne’nin geri alınışında görev aldıktan sonra, 1. Dünya Savaşı başladığında 4. Orduya bağlı 12. Kolordu Komutanı olarak Musul’da bulundu. 1915’te 4. Ordu komutan vekilliğine getirildi. Bu bölgede iken hem tehcire tabi tutulan Ermenileri yerleştirme işiyle uğraştı, hem de Urfa, Zeytun, Musadağı ve Haçin’de Ermeni isyanlarını bastırdı.

Ardından savunması için Medine’ye gönderildi. Savunma uzun sürdü. Etrafları kuşatılmış, yokluk içinde ellerinden geleni sonuna dek yapmışlardır. Çamurlu su içmiş, hurma çekirdeklerinden ekmek yapmışlardı. 2 yıl 7 ay süren savunma sırasında askerler yokluktan  çekirge bile yemiştir. Kimi zamanda karınca yuvasındaki buğday tanelerine bile ihtiyaç duymuşlardır.

[Tarihe geçen meşhur “çekirge talimatnamesi” aynen şöyledir;

Çekirgenin serçe kuşundan ne farkı var ? Yalnız tüyü yok. O da serçe gibi kanatlı ve uçuyor. Bitkilerle besleniyor, temiz ve taze şeyler yiyor. Hem de tiryaki ve keyif sahibi, tütün ve limondan zevk alıyor. Ayrıca Hicaz, Asur, Yemen ve Afrika bedevilerinin başlıca gıdası çekirgedir. Bedeviler sağlamlıklarını ve zindeliklerini yedikleri çekirgeye borçludurlar. Çekirgeyi develer de büyük zevkle yiyorlar. Dizlerinin bağı çözülenlere, basurlulara ve romatizmalılara şifadır.]

Savunma sırasında askerin günlük tayını ise oruç olmayı gerektirecek fakirlikteydi.

Sabah: hurma çorbası

Öğle: yok

Akşam: 4 adat hurma

Dolayısıyla sadece düşmanla değil, açlıkla, susuzlukla ve sıcakla da çarpıştılar.

(Bunları yazmak kolay, o şartları anlamak için o anı yaşamak gerekir.)

Etrafı çevrili şehre hiçbir yerden yardım gelmiyordu. Hastalık, açlık ve susuzluk had sahaya ulaşmıştı. İlaç yoktu. Sıtma, dizanteri, humma, verem salgındı. Fahreddin Paşa bunlarla mücadele ederken Osmanlı yenilmiş, Filistin düşmüştü. Osmanlı ordusu kuzeye çekilmeye devam ediyordu. Bu arada mağlubiyeti kabul eden ve düşmanları ile Mondros Mütarekesi’ni imzalamak zorunda kalan Osmanlı İmparatorluğu son yıllarını yaşıyordu. Mütareke şartlarına göre Medine, Mekke Şerifi Hüseyin’’e teslim edilmeliydi.

Savaşın ardından Medine’yi teslim almak için gelen, İngilizlere ve himayelerindeki Mekke Şerifi Hüseyin’in oğulları Ali ve Faysal’ın adamlarından oluşan birliklere; “Osmanlı’dan emir gerekir” karşılığını vermiş, emir gelince bunun bir Osmanlı zabiti ile getirilmesini aksi takdirde şehri teslim etmeyeceğini belirtmiştir. Emrin Osmanlı zabiti ile gelmesinin ardından Osmanlı zabitini zindana attırmış ve emri kabul etmediğini, Medine’nin dinen önemi olduğunu ve ancak Şeyhülislamın emri ile şehri boşaltabileceğini bildirmiş; Şeyhülislamın fetvası kendisine ulaşınca da işgal altındaki topraklarda bulunan Şeyhülislamın iradesinin ve emirlerinin geçerli olamayacağını, Medine’deki Osmanlı Sancağını kendisinin indiremeyeceğini söyleyerek şehri yine teslim etmemiştir. 

72 gün sonunda kendi askerlerinin bir sabah kılıcı yanında olmadığı bir anda kendisini omuzlara alarak Ravza-yı Mutahhara’dan (Peygamberimizin mezarı) zorla dışarı çıkarması sonucu teslim olmuştur.

Teslim olduktan sonra İngilizler tarafından önce Mısır’a sürüldü. Kahire halkının Paşanın şehre gelişine karşı yoğun ilgisinden korkan İngilizler onu daha sonra Malta’ya sürgün etmiştir. 2 yıllık sürgün hayatından sonra milli mücadeleye katılmak için Ankara’ya dönmüş, Kazım Karabekir Paşa’nın yanında savaşmıştır. Savaştan sonra Atatürk tarafından Afganistan Büyükelçiliği’ne atanmıştır. 1936 yılında emekli olan Fahrettin Paşa, 1948’de hayatını kaybetmiştir.

İslam dünyası için manevi açıdan çok değerli olan 81 parça kutsal emanetin Vahhabilerin ve İngilizlerin eline düşmesine mani olup, İstanbul’a yollamayı başarmış ve bu kıymetli hazineleri Topkapı Sarayı’na kazandırmıştır. 

(Hz.Osman’’ın ceylan derisine el yazmalı Kuran’’ı. 5 adet eski el yazması Kuran ve 4 adet Kuran cüzleri. Değerli taşlarla bezenmiş, altın kaplamalı 5 adet Kuran kabı kutsal emanetlerden bazılarıdır.)

Arabistanlı Lawrence’ın “Çöl Kaplanı” lakabını taktığı, büyük Türk kumandanıdır Fahrettin Paşa. (1868-1948) Eski bir yapımcı olarak acizane tavsiyemdir, Ömer Muhtar gibi hayatının film yapılması gereklidir. İlgililere duyurulur.

CEVAP VER