İslam ve İbadetler: Oruç

2
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Sevgili Gençler, kendini genç hissedenler ve ileride genç olup merak içinde yeni bilgiler öğrenmek isteyecek bugünün çocukları.

Oruç; Yaratıcı’ya yakınlaşma, içsel arınma ve temizlik amacıyla, Allah’ın ayetlerde tavsiye ettiği ibadete verilen isimdir.

Oruç, sadece İslam’da değil Hristiyanlık’ta, Yahudilik’te ve bütün dinlerde vardır.

İslam ve İbadetlerle ilgili yazılarımıza başladığımızdan beri söylediğimiz bir konu var ve tekrar ifade etmekte yarar bulunuyor: Dinler ve ibadetler, insanlar içindir.

İslam’ın savunuculuğunu üstlenen birileri sürekli ifade etmekteler ki; ‘ibadetler, Allah’ın emridir, bu yüzden yerine getiririz’.

İbadetler, Yaratıcı’nın insanların faydası ve iyiliği için tavsiye ettiği fiillerdir.

‘İbadetler, sadece Allah’ın emri olduğu için yapılmalıdır’ düşüncesi ile eda edildiğinde, insan o ibadetten alması gereken faydayı, feyzi ve içsel arınmayı elde edememektedir.

İşte bu sebepledir ki; toplum, ibadetleri robot gibi yerine getiren ama o ibadetlerdeki arınmayı gerçekleştiremeyen sözüm ona dindarlarla doludur.

Orucu dört maddede ele alacağız:

  1. Oruç neden vardır:

Oruç, bütün inanışlarda ve dinlerde vardır. Ayetlerde de ifade edildiği gibi:

‘Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi, oruç, size de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki sakınırsınız’ (Bakara, 183)

Yaratıcı, yarattığı insanları en iyi tanıyandır. Bundan dolayı da, insanın insanlığını bulmasını ister. Oruç da bizim kendimizi bulmamıza ve sonra da Yaratıcı’ya ulaşmamıza sebep olur. Yaratıcı, ayetlerde orucu yoksulu doyurmakla birlikte zikreder.

Parası olanlar için (karşılıksız olarak) paralarından fakirler için vermek nasıl zor ise, parası olmayan için de ceza olmak üzere oruç tutmak öyledir.

Parası olanın oruçla bu kefareti ödemesi doğru değildir.

Oruç, insanın içindeki ‘üflenen ruh’un farkına varması için gereklidir.

  1. Orucu nasıl anlarız ve bize ne faydalar sağlar:

Oruç, insanın açlığı ile düşünmeye, tefekküre başlamasıdır. İnsan olduğunun farkına varmasıdır.

‘Bu dünyada neden varız, neden yaşıyoruz, dünya sisteminde yerim ve görevim nedir’ gibi çok önemli soruları düşünmeye açılan kapıdır.

Fiziksel olarak; vücudun zararlı toksinlerinin atılması ve temizliğidir.

Ruhsal olarak; inancı için-ruhsal arınması için az yemekle daha fazla tefekküre girmektir. Diğer bütün mistik inanışlarda olduğu gibi, aç kalmak insanı maddi dünyadan ruhi-manevi alana götürür.

Dünyada açlıkla mücadele eden insanları anlamamıza sebep olur ve onlar için dünyadaki adaletsiz sistemin değişmesi için bizi çaba sarfetmeye iter.

‘Kendini keşfetmen için az yemek ve az uyku’ denmesinin sebebi de budur. Oruçla aç kalan insan, içindeki manevi dünyanın kapılarını açar ve meditasyon yapar gibi huşu içinde ibadet eder.

İradesel olarak; orucun diğer faydası da insanın irade ve zihin gücünü keşfetmesidir. İradenin, insanın içindeki gücün ortaya çıkması, hele bugünkü dünyada çok önemlidir. Bundan dolayı oruç ibadeti özellikle önemlidir.

  1. Zaman bakımından:

‘…Fecir vakti, sizce beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yiyin….’ (Bakara, 187)

Oruç için yapılan sahurlar için öğretilen hep dakika hesabı olmuştur. Sahurun vakti dakikasal bir hesap değildir. Ayette de geçtiği gibi, ‘beyaz iplik siyah iplikten ayrılıncaya kadar yiyin’ ölçüsü bizim için kıstastır. ‘Ama hava baya aydınlanması lazım’ diyenler olacaktır. Evet, çok doğru, havada o aydınlanma olacaktır.

Diyanet yada din adına konuşanlar neden farklı diyorlar?

Açıkça söyleyelim: Bu durum, oruç tehlikeye düşmesin diye ihtiyatlı davranmadır. Yani insanların orucu için başkasının karar vermesidir’.

Sevgili gençler, tutacağınız orucun sahur vaktine de siz karar verin. İmsak vakti oldu diye yiyip-içmeyi kesmeyin.

Takvimlerdeki güneşin doğma vaktine kırk dakikaya kadar yiyip-içebilme yetki ve hakkınız var, bunu unutmayın.

  1. Bugün oruç:

Evet, önemli olan konuya geldik. Bugün orucu nasıl tutacağız. Çalışırken, oruç tutmaya zorlanıyorum, ne yapmam lazım.

Sevgili Gençler,

İslam’ın geldiği dönem (her zaman ifade ettiğim gibi) tarım toplumu idi. İnsanlar tarlalarına gidiyor, ya da hayvanlarını otlatıyorlardı. O zaman yaşayan insanlar da kendilerine ait evlerde kalıyorlardı.

Bugün ise sanayi ötesi toplumu yaşıyoruz. Bugünün yeni kavramları o zaman yoktu. Nedir bunlar: Mesai saatleri, ev kirası, çalışma zorunluluğu gibi.

Bugün insanlar çalışmak zorundalar ve bu çalışma da mesai saatlerine göre olmaktadır. Kazandıkları ücretlerinin önemli bir bölümü de kiraya gitmektedir. Yani insanın çalışmayacağım deme gibi bir lüksü kalmadı. İş yerinde performansınızın azalması sizin hakkınızda olumsuz not almanıza sebep olmakta.

Bu sebeple, orucu tutamıyorsanız, oruç için belirlenen fidyeyi verip, içiniz rahat olarak başka bir zamanda (tatillerde olabilir) orucunu tutabilirsiniz.

Delil: ‘Zor dayanabilenlerin üzerinde bir yoksulu doyuracak kadar fidye (vardır)’ (Bakara, 184)

Fidye verince tekrar neden tutayım diye aklınıza gelebilir.

Kendiniz için. Kendi içsel huzurunuz, ruhsal sağlığınız ve arınmanız için.

‘Orucu gene de tutmak istiyorum ama saatleri çok zorluyor’ diyen insanlarımız da Mekke zamanına uyarak oruçlarını tutabilirler.

Mekke’deki güneş ve iftar zamanına bakarak Ramazan ayının heyecanını sizler de, içiniz rahat olarak yaşayabilirsiniz.

Her zaman olduğu gibi, bu yazılanlardan rahatsız olacaklar mutlaka çıkacaktır.

Sevgili Gençler, unutmayın ki, siz başkaları için ibadet etmiyorsunuz. Yaratıcı ve kendiniz için ibadet ediyorsunuz.

Başkaları laf ediyor, bana din satıyor diye kendi kararlarınızdan ödün vermeyin.

Unutmayın ki; Peygamber hadisinde şöyle demiştir: ‘Kolaylaştırınız. Zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz’.

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın.

2 YORUMLAR

  1. “Fecirde beyaz iplik siyah iplikten ayırdedilinceye kadar yeyin, için. Sonra orucunuzu geceye kadar sürdürün.” (Bakara, 2/187).

    Adiy b. Hâtim (ö. 60/680’den sonra) (r.a.)’dan şöyle dediği nakledilmiştir:

    “Yukarıdaki ayet inince, bir siyah, diğeri beyaz iki tane ip alıp, bunları yastığımın altına koydum. Sahurda bunlara bakıyor, birbirinden ayırdedilecek kadar tan yeri ağarınca yemeği içmeyi bırakıyordum. Sabah olunca, Resulullah (s.a.s)’a gidip yaptığım şeyi ona haber verdim. O, şöyle buyurdu:”

    “Senin yastığın ne kadar da büyükmüş! Ayette kastedilen, gündüzün beyazlığı ve gecenin siyahlığıdır. Bunları bir yastığın altına nasıl sığdırırsın’!” (Buhârî, Savm, 16).

  2. “İslam’ın savunuculuğunu üstlenen birileri sürekli ifade etmekteler ki; ‘ibadetler, Allah’ın emridir, bu yüzden yerine getiririz’.”
    Teorinizin dayanağı nedir?
    İbadet Allah emri olduğu için yapılmaz da ne için yapılır?
    ‘Ben kendimin iç huzuru için ibadet edeyim’
    Çok saçma. İç huzura ihtiyacım yoksa ibadet bana yok mu? İbadet Rab’be yapılmaz mı?

    Sayın yazar, bütün yazılarınızı okuyorum.
    Yüzde doksanına katılıyorum. Ama bu yazınız bazı kısımlarını- yukarıdaki gibi-Mekke’deki zamana uyarak oruç tutmak gibi-
    hatta fidye vererek tutmamak gibi- çok şüphe ile karşılıyorum?
    Siz orucu kaldırdı görünüyorsunuz. Biri (Mustafa Sağ-Evrensel Çağrı, Kuran’ın anlamı kitabında) namazı/salatı, melekleri ve pek çok bildiğimiz şeyi kaldırmış.
    Kuran’ı anlayacak kadar Arapça biliyormusunuz? Yoksa tefsirlerden mi yola çıkıyorsunuz?
    Selamlar.

CEVAP VER