Afrin; Hangi Hasletimize Tuzak Barındırıyor?

0

İnsanın öğüt almasını engelleyen şey, kendisini herkesten büyük görmesidir. Bilmez ki; doğru öğüt, ayıbın örtüsü ve iffetin süsüdür.

Üç sıfat insanın helak olmasını sağlar: Kibir, hırs ve haset…

İblis Allah katından, kibirinden ötürü kovuldu. Yani kibir aslında işi, dinini yok etmeye kadar götürür.

Hırs ise nefsin helakine yol açar. Adem hırs yapınca, şeytana kandı ve yasak meyveden yedi, sonrasında da cennetten çıkarıldı.

Kabil’in Habil’i öldürmesi haseti yüzündendir. Dolayısıyla haset, kötülüğün ilk sacayağı ve tuzağıdır.

Kim bu hasletlerden uzak durursa, şeytanın her türlü şerrinden uzaklaşmış olur.

Bu girizgahtan hareketle; ülkemizin sınırlarını, iman, namus ve adaletini koruma amaçlı başlattığımız operasyon; aslında içten içe Abd’nin ve Rusya’nın çıkarlarını savunmaya dönüktür.

Aptalca bir kararla kılıç sallamaya gönüllü olunan, hem kendi kanı hem başkalarının kanının akıtıldığı güne lanet olsun.

Kardeşi kardeşe kırdırma geleneği, göz göre göre önümüze kadar getirildi. Dört bin ila beş bin tır dolusu silahı Abd bu bölgeye boca etti. Rusya da bir o kadar silahı buralara yığdı. Hem savaşı sürdürdü, hem de silah sattı. Şimdi binlerce silah devlet olma hevesiyle Türkiye’ye karşı kullanılacak. Türkiye de kendi sınırlarını koruma refleksi ve Kürtlerin kurduğu koridoru yarma adına operasyona mecbur ediliyor.

Mesele burada kime tutsak olduğumuz..!

Abd’nin, Rusya’nın ve dahli olan herkesin insan avını uzaktan seyrederkenki tavrı; benim kadar herkesin adalet duygusunu incitmiş ve inançlarda sarsılma meydana getirmiştir. Her türlü izah vareste kalır, nakıs olur.

Bu bölge, bu kentler hatta mahallelerde birbirine komşu olan Türkmen, Kürt ve Araplar daha bir kaç yıl öncesine kadar beraber yaşayan ve birbirinden alışveriş eden bir toplumdan müteşekkil iken; şimdi çetrefil ölümcül ve toprağından kan fışkıran bir mezraya döndü.

Dökülen bunca kandan kimse hayır beklemesin. Bunca kanın bölge insanına kazandıracağı tek şey, ahlardır, vahlardır, beddualardır; yaşamaktan bereket, huzur, saadet, mutluluk bulamamaktır.

Eğer ne elde edeceğini bilmeden, hatta bir şey elde edip etmeyeceğini bilmeden yola koyulursan, mesuliyetini artırmış olursun.

Sınırımızdan 10 km içeride oluşturulması muhtemel koridoru yardığımızı varsayalım (ki Türkiye için kolay bir cenk halidir, ama çok insan için katl manasına gelecek bir operasyon olur), 15 km ya da 20 km içeride başka bir koridor daha oluşturulması da söz konusudur ileriki zamanlarda. Ama bu sınır illerimizi savaşa gebe bırakacak bir tehlike barındırıyor.

“Bir buyruğun altındaki mühür kime ait olursa olsun, sen o buyruğun gereğini yerine getirmeden önce vicdanına danışacaksın!”

Böyle böyle bizi ateş çemberine çekmeye çalışmadıklarının garantisi nedir?

Karacahilken okuryazar olmuş bir insanın yeniden karacahil olması olanaksızdır.
Ölü yıkayıcının elindeki ölü gibiyiz. Bizi öldürün, bizi yıkayın ve bizi gömün saçmalığını yaşıyoruz.

Bölgenin kardeş unsurlarını, birbirine kırdırmaktan başka bir netice maalesef mümkün görünmüyor. Kendi problemlerimizi, dışarıdan elinde silah ile gelen büyük güçlerin çözmesini talep etmek, kendi ayıbımızdır.

Gerçek egemenlik, insanlar üzerinde kurulan değil, yürekler üzerinde kurulandır. Kırk senedir ne Pkk bitti, ne örgüt mensupları. Şimdi de genişleyen bir yelpazede Ypg, Pyd gibi unsurlar devrede.

Buradaki tüm unsurların, savaşmaktan başka çareler üretmeleri, tüm bölgenin hayrına olacaktır. Bu durumda kaybeden, o silahları buraya getirenler olacaktır.

CEVAP VER