Ya Korkulan Olursa!

1

AK Parti, varlık sebebi olan vesayet düzenine karşı gelmesiyle ve de seçmenin de bu karşı gelişi desteklemesi sonucunda bugünlere, bu güçlü konumuna gelmedi mi?

Vaatler peş peşe, ümitler sıra sıra, demokratik atılımlar ardı ardına gelmedi mi?

Geldikçe de karşılığını seçmenden, sandıklardan, milli iradeden almadı mı?

Merkez ve sağ siyasilerin neredeyse tamamının dilinden düşürmediği “iktidar oluyoruz ama muktedir olamıyoruz” tabusunu dahi yıkıp atmadı mı AK Parti?

Yeterince ve de ülkemizin hiç de görmediği bir muktedir gücü elde etmedi mi?

Elde ettiği bu gücü de kullanırken, 27 Nisan 2007’de vesayet savaşlarını başlatıp(!), “e muhtıra” karşısında alışılmamış bir dik duruş göstermedi mi?

Peki bunları yaparken de; İçişleri Eski Bakanı Efkan Ala’nın “Hz. Peygamber Mekke”nin fethinde gururlandı, biz gururlanmayacağız” dediği gibi, gerçekten gurur yapılmadı mı?

AK Parti Düzce Milletvekili Fevai Arslan’ın dediği gibi: “Erdoğan Allah’ın tüm vasıflarını üstünde toplayan bir lider” midir de?,

Bunlara rağmen seçmenden karşılığını da her seçimde oylarını yükselterek bu milli iradeden aldı ve alıyor…

Yapılan tüm değişimlere, yeniliklere, demokratik adımlara, hizmetlere rağmen, yapılan yanlışlıklara, hatalara, bugün FETÖ adı verilen zihniyettekilerle olan geçmişteki ittifaklara, aldanmalara, kandırılmalara rağmen bu seçmenin AK Parti kredisi sürmedi mi?

Vaat edilen seçim barajlarının kaldırılmasının veya düşürülmesinin dahi gerçekleştirilmemesine rağmen bu seçmen yine de desteklemedi mi?

Dünya 5’ten büyüktür de!, Türkiye 1’den küçük müdür?

Yani hala AK Parti İstanbul Milletvekili Oktay Saral’ın dediği gibi: “Erdoğan için her gün 2 rekat şükür namazı kılmaya” devam mı edilmeli!

“Fani” kavramını unutalım mı?

**

Ya devran döner de bunca görmezden gelinenler görülürse?

Göz yumulanlar artık yumulmazsa?

16 Nisan referandumu ile umulan yeni siyasal düzenin yetkileri, eğer eski muktedirlerin, ya da bugüne kadar kazanım görülenlerin hepsini yıkıp atacak bir gücün eline geçerse?

Onlar da seçim-meçim, irade-mirade tanımaz da, seçilmiş belediye başkanlıklarına, kurumlara kendi kayyumlarını atarlarsa..!

Onlar da kendi havuzlarını oluştururlar da, bugünün varlıklılarını yokluğa, zenginlerini fakirliğe mahkum ederlerse..!

Kim mi “onlar”!

“Onlar”; daha da derin ötekileştirilen, kutuplaştırılan, hainleştirilen(!) tüm kesimler…

Ya olursa! Ya her şeye, her önleme rağmen gelirlerse!

İstediği yargı mensubunu istediği yere, istediği zamanda gönderirlerse..!

İstemediği kararları çıkaran yargı mensuplarını sürgüne gönderir, istediği kararları çıkaran mensupları da yüceltirlerse..!

Üniversite rektörlerini, rektörlerin yerleştirdiği akraba-i taallukat’ın koltuklarını liyakatsizlerle ve kendilerine yakın olanlarla doldururlarsa..!

STK’ları, sendikaları kendilerinden yaparlarsa..!

Eğitim sistemini, okulları, sil baştan düzenlerlerse..!

İnanç ve iman ile “İslam’a yeniden bir güncelleme” yaparlarsa..!

Bugünü fırsat gören, tarikat, cemaat, vakıf, dernek ve bazı kesimlerin ifşa olmasını fırsata çevirir de, gerekli gördükleri güncellemeleri sağlamaya çalışırlarsa..!

Şimdiki muktedir zihniyetin kolayca ötekileştirdiği gibi, onlar da ötekileştirir, düşmanlaştırır, kendi hainlerini tanımlar, ilan eder ve haklarında gerekli güncellemeleri sağlamaya çalışırlarsa..!

Bu iktidar döneminde kamuda işbaşı yapan tüm insanları da, bir günde işinden gücünden ederlerse..!

Malına mülküne el koyulur da, pasaportları dahi iptal edilirse..!

Sadece kendilerine değil de, ana babasına, çoluk çocuğuna dahi aynı muameleyi uygulamaya devam ederlerse..!

AYM bile iptal dese, beğenmediği kararları uygulatan kendi yargıçları, savcıları, emniyet güçleri yaratırlarsa..!

Her gün KHK çıkararak, TBMM’nin aynı şekilde çalışmasını(!) sürdürürlerse..!

Liste ise oldukça uzun…

Ne kadar iç karartıcı değil mi!

Ya korkulan olursa..!

1 YORUM

CEVAP VER