Amaç gençleri kandırmak

0
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Gençlik, hayatta bir kere kazanılan muhteşem bir zaman aralığı. Yorgunluğun bilinmediği, negatifliklerin görülmediği, hedefe odaklanınca zafere kolayca ulaşıldığı bir dönem. Duyguların en üst seviyede hissedildiği ve yeterli donanıma sahip olunmayınca, birçok hatanın da yapıldığı önemli bir hayat dönemeci.

Günümüzde gençler istedikleri bilgiye ulaşıp, kendilerine ait yorumları ve değerlendirmeleri de istedikleri gibi yapabilmekteler. Bu, çok büyük bir imkan. Böyle bir ortamda gençler için en önemli olan, onlara gerçekleri sunabilecek cevap anahtarlarını bulabilecekleri temel şablonlar.

Temel şablon bir bakıma mihenk taşı. Altının kalitesini belirleyen mihenk taşları gibi, gençlerimiz için de mihenk taşları gerekiyor. Her türlü bilginin havada uçuşup birbirine karıştığı bir dünyada, nelerin önemli olduğu ve kimlerin asıl olduğu en açık haliyle gençlere aktarılmalı.

Bunlar olmadığı gibi, daha da kötüsü olmakta.

Gençlerin kandırılması…

Bunun en etkin iki yolu bugün acımasızca kullanılmakta: Dini ve Milli duygular.

Neden acımasızca. Çünkü gençlere acımadan, onların hayatlarında onarılmayacak yaralar açılmakta.

Macaristan’da seçimler yapıldı ve aşırı sağcı parti seçimleri kazandı. Başındaki Orban, anayasayı değiştirecek güce ulaştı.

Orban ve partisi bunu nasıl başardı?

Aşırı sağcılıkla, mülteci ve yabancı düşmanlığıyla, Avrupa Birliği karşıtlığı ve Hristiyanlık değerleri üzerine bina edilen söylemlerle.

Binlerce insan sokaklara dökülüp, protestolar yaptı, ama olan oldu, sağcılar kazandı.

Avrupa’da hızla yükselen milliyetçilik de gençleri hedef almakta. AB karşıtlığı, mülteci ve yabancı düşmanlığı ve milli duyguların ilahlaştırılması.

Peki bu nasıl karşılık buluyor.

Gençlerin tecrübesizliği, zihinlerinin karışık olması ve en temel şeytani dürtü: Habil ile Kabil’i karşı karşıya getiren ‘sen daha üstünsün’ kandırmacası.

 

Bu kandırmacayı daha da sağlamlaştırmak için de artık çocuklar hedefte.

Almanya’da Türklerin yoğun olduğu bir bölgede bir cami, Çanakkale zaferinin yıldönümü için program hazırladı ve bu programda çocuklar gösteri yaptılar. İnternetten paylaşılan görüntüler Eyalet Hükümeti’ni harekete geçirdi.

Asker üniformaları giydirilen çocuklar, oyuncak silahlarla marşlar eşliğinde gösteriler yaptılar. Asker eğitimi veriliyor edasıyla yapılan sunum, eminim velileri çok gururlandırdı.

Aile Bakanlığı konuyu ele alarak, Gençlik Dairesi (Jugendamt) tarafından incelemeye alınacağını ifade etti.

Bu önemli. Çünkü Gençlik Dairesi’nin şakası yoktur. Bunu bilen cami yönetimi de suçu tek bir kişinin üzerine yıktı. Etkinlik onlar için de süpriz olmuş. Bu ne biliyor musunuz. Kocaman bir yalan.

Yanlışlık 1. Çocukları şiddete meyilli yetiştirmek. 2. Almanya’da, yaşanılan ülkenin değerlerine saygı duymadan abartılı milliyetçilik yapmak. 3. Cami yönetimi olarak alenen yalan söylemek. 4. Alman makamları karşısında inandırıcılığı yitirecek işler yapmak.

 

Bu olaya benzer bir olay da ‘Can Feda’ filminin gösterimine yasal engelle ortaya çıktı. Filmin sakıncalı bulunmasına itiraz eden birçok vatandaşımız durumu protesto ettiler. Filmin tanıtımında geçen bir cümle önemli: ‘Vatan toprağı biz neredeysek orada başlar’…

Bu cümle, uluslararası hukuk açısından doğru mudur?

Bu cümle, sınır tanımaz bir milliyetçiliği körükleyerek acaba ne noktalara vardırır?

Bu cümle ile gençleri bileyerek acaba hangi hedefe ulaşılmak isteniyor?

Bu filmin Almanya’da gösterilmesiyle esas amaçlanan nedir?

Bu filmin, Almanya’da yaşayan gençlere getirisi nelerdir?

Bu ve benzeri filmleri yapanlar, yapanları destekleyenler, gençlerimize iyilik mi yaptıklarını düşünmekteler?

Bu ve benzeri filmleri yapanlar, yapanları destekleyenler, milliyetçilikle gençlerimizi kandırarak Peygamberin sözlerine isyan ettiklerini biliyorlar mı?

 

Sevgili Gençler,

Şu soruları düşünmenizi tavsiye ediyorum:

Abartılmış milliyetçilik sizin hayatınıza ne kazandırıyor?

Abartılmış milliyetçilik sizin geleceğinize ne kazandıracak?

Abartılmış milliyetçilik sizin iş imkanlarınızı mı arttıracak, ileride aile kurmak istediğinizde size maddi kazanç mı sağlayacak, ülkenin ekonomisini mi uçuracak, dünyaya sistem sunma gücünüzü mü kuvvetlendirecek?..

Hiç birisi olmayacak.

Sizlerin milli duygularınız kuvvetlenip, sizler bilenirken; birilerinin koltukları, konumları, maddi güçleri artacak ve sizler gaza gelmiş gençler olarak alkış tutmaya devam edeceksiniz.

Vatan-millet-sakarya edebiyatı yapanlar kendi çocuklarını yurt dışında okuttu, okutuyor ve diğer aile fertlerini de okutmaya devam ediyorlar.

 

Mihenk taşı demiştim.

Din için mihenk taşımız: Şucu bucu olmak değil, Allah’ın hoşnut olacağı biri olmak. Hak-görev dengesi İslam anlayışını benimsemek. İslam’ın sistem düşüncesini dünyaya aktaracak çalışmalara ortak olmak.

Milliyetçilik için mihenk taşımız da ‘Veda Hutbesi’nden:

‘Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem’in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerinde, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah’tan sakınmadadır. Allah yanında en kıymetli olanınız O’ndan en çok sakınanınızdır.

Azası kesik siyahî bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah’ın kitabı ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz’.

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın.

CEVAP VER