Bir romandan parçalar: Selim Usta’nın hikayesi (32)

0
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

XXXII

İzmir

‘Tanrı’dan bize verilen parçayı geliştirerek, Tanrısallığımız’ın ne olduğunu bulmak mı acaba Kader…’

 

Topraksu, çarşıdaki işlerini halledip, eve geldiğinde bir hayli yorulmuştu.

Çarşıda gezmek, yeni yerler görmek, insanları gözlemlemek ve düşünmek…

Kendisine güzel bir masa hazırlayıp, akşam yemeğinde keyif yapmayı planlamıştı.

Kırmızı şarap, birkaç mum ve kebapçıdan aldığı vali kebabını çıkarıp, masayı hazırladı.

Yemeğe başladığında kamerayı açarak, annesi ve babasıyla da konuşmak iyi olur diye düşündü.

Mumlarla süslenmiş masada herşey çok güzel görünüyordu.

Annesi ve babası da kamerada kızlarını gördüklerinde çok sevinmişlerdi.

Özellikle babası kızıyla gurur duymuştu.

Güzel vakit geçirmeyi, anın tadını çıkarmayı babasından öğrenmişti.

İnsan ne kadar yalnız olursa olsun, kendisine olan saygısı, mutlu olmak için uğraşmaya değerdi.

Masanın ucunda açık olan bilgisayarıyla adeta ailesiyle birlikte yemek yiyor gibiydi.

Keyifle yediği vali kebabı ve öküzgözü şarabı, babasının kıskanması için yeterli olmuştu. Annesi yalnız gitmesine karşı çıkmış ama babası her zamanki gibi, kızına güvenmiş ve onu desteklemişti.

Teknolojiyle arası çok iyi olmasa da, Topraksu onu nerede ve nasıl kullanacağını çok iyi biliyordu.

Şarabını alıp, kanepeye uzanınca, ne izlesem diye düşündü.

Yalnız olup, anın tadını çıkarmak Topraksu için önemliydi. Hamlet’deki melankoli Dane olmaya ne gerek var derdi her zaman babası.

Hayata güzel ve olumlu bakmak, olumlu görmek ve hayattan lezzet almak onun için önemliydi.

Yalnız olsa bile…

Bilgisayarından film seçerken, şarabından da yudumluyordu.

Evet işte bu dedi kendi kendine.

Kader ajanları…

Kanepeye hafif uzanıp, hem filmin hem de şarabının tadını çıkarmaya başladı.

Daha önce de üzerine çok düşündüğü konuyu işleyen film, ne zamandır dikkatini çekiyordu.

Kader…

Alın yazısı diye insanları kandıranlar, özgürlüğe neden düşmandılar?

Babasıyla konuştukları konu da zihnindeydi: Kalpleri mühürlü olup, hiç inanmayacaklar için, kader neydi?

Dinlerde özgür irade neden engelleniyordu?

Yada kimler engellemek istiyorlardı?

“Tanrı’dan bize verilen parçayı parlatıp, Tanrısallığımız’ın ne olduğunu bulmak mı acaba Kader?” diye mırıldandı…

 

Sevgi ve Bilgiyle Kalın.

CEVAP VER