İkinci kez BM Meclisi…!

0

Bilindiği üzere birkaç gün önce erken seçim kararı alınarak, 24 Haziran Pazar günü için Genel Seçimler ve Cumhurbaşkanı seçimi süreci başlatıldı.

Gerçi seçim süreci, yeni sisteme bir yandan anayasal ve yasal itirazlar sürdürülürken, bir yandan da 16 Nisan 2017’den itibaren zaten fiili olarak başlatılmıştı.

Bu sürece kadar iktidar partisi AK Parti’nin illaki bir hesabı olmakla birlikte, özellikle metal yorgunluğu bahanesiyle görünen bazı isimlerin değişim süreçlerini de beraberinde getirdi.

Bugünün ittifak ortağı MHP’de, birçok kesimi şaşırtan bir girişim ile MHP merkezi yönetimi ve sayın Devlet Bahçeli’nin de farklı bir hesaplaşmasına tanık olundu.

Tanık olduk olmasına ama halen de ne olduğunu, Bahçeli’nin bu keskin dönüşünün sebebini bu toplum öğrenemedi.

Gerçi Bahçeli’nin yirmi yılı aşan MHP liderliğinde verdiği siyasi kararların, keskin dönüşümler ve özellikle 2002’den itibaren AK Parti’ye yarayan söylem ve eylemleri, asıl görev ve amacının ne olduğunu anlaşılamaz hale getirdiği de bir gerçek..

**

İYİ Parti ile Meral Akşener gibi merkez sağ siyasetin yeni ve önemli bir aktörünün anketlerdeki yükselişi, teşkilatlanmalarındaki hızlı, etkili ve etkin çalışmaları, her ne kadar iktidar mensuplarınca küçümsenir gibi yapılsa da, adeta yoklar-mış gibi davranılmaya çalışılsa da, kuruluşlarından bugüne geldikleri siyasal konum ortada…

Bakalım bu konumlarının yerini sandıkta seçmen nereye taşıyacak!

**

Tabii bir de AK Parti’nin temelini oluşturan Saadet Partisi var ki, lideri Temel Karamollaoğlu’nun çok sert eleştirileri, ülkemiz iç barışına yönelik bir beka tehlikesine dair uyarıları, özellikle de AK Parti iktidarının toplumsal barışı zedelediğine yönelik itham ve söylemleri, aynı taban seçmenlerinde bakalım nasıl bir yöneliş, kayma yaratacak…

Tabii bir de yasal değişiklikle, MHP’nin hatırı hürmetine imkan tanınan ittifak avantajı ile baraj sorunu da olmayacak bir SP, illa ki “oyum boşa gitmesin” düşüncesindeki “milli görüşçü seçmen” tercihinin asli saflarına katılmasını bakalım olanaklı kılacak mı..!

**

HDP gibi son iki seçime damgasını vuran ve baraj sorunu ile karşılaşmayan bir Kürt siyasi hareketi, “seni başkan yaptırmayacağız” söyleminin hala arkasında olduklarını gösterecek mi? Yoksa hapisteki eski eş genel başkanları Demirtaş, milletvekilliği düşürülen şimdiki bazı vekilleri, kayyum atanarak iradelerine son verilen belediye başkanlıkları yüzünden bir yılgınlık, bıkkınlık mı yaşanacak..!

**

Peki, Cumhuriyeti kuran, birinci meclisin açılmasını sağlayan, 1921 ve 1924 olmak üzere Cumhuriyetimizin ilk iki anayasasını hayata geçirenlerin bugünkü temsilcisi olan bir CHP, bakalım ne yapacak..!

Sadece kendi partilerinden ziyade, “Cumhur İttifakı” dışındaki tüm siyasi parti ve temsilcileri ile, potansiyel seçmenleriyle, bakalım yeniden bir milli irade hareketi oluşturulmasına ön ayak olabilecek mi CHP?

Bu seçimde, gocunma, gücenme, ideoloji, inanç, kültür, siyasal düşünce birlikteliği gibi, ya da farklılığı gibi etkenlerle ittifak çalışmasında bulunmak, 24 Haziran seçimlerinden sonraki ülkemizin rejimi ile muhtemel gidilecek yerleri görememek olacaktır sanırım…

Yanlış anlaşılmasın!

En başta CHP olmak üzere, İYİ Parti, SP ve liderlerinin de ağız birliği yaptıkları gibi, şimdilik “ilkeler” üzerinden bir seçim atmosferine gidileceği malum..

Yalnız “Cumhur İttifakı” temsilcilerinin çabaları bu farklılıklarla bir araya gelmemeleri üzerine olacağı da alenen ortada.

Benim kastım bu siyasal söylemlere karşı nasıl bir hazırlık içinde olacakları veya olabilecekleri.

Malumunuz medya gücü neredeyse yüzde doksanlar üzerinde “Cumhur İttifakı”na çalışıyor…

Geçen hafta, CHP’nin, seçim sürecindeki ittifaklar için yaptığı açıklamalar ve Cumhurbaşkanlığı seçimindeki önereceği birliktelikler ile, adeta partiler üstü bir siyasete yöneldiği açıkça görülmektedir.

Neden partiler üstü diyorum?

Çünkü eğer gerçekten 24 Haziran seçimlerinde CHP’nin önerdiği gibi bir seçim ile başarı elde edilmiş olursa, 95. yıldönümünü kutlayacağımız TBMM’nin ikinci kez tüm görüşler, inançlar, ideolojiler ekseninde bir başarı ile, yeniden ve bir kez daha “Kuvayı Milliye” ruhuyla oluşturulan bir TBMM ile karşı karşıya kalacağız gibi..!

Yani ikinci kez “Büyük Millet Meclisi”…

Ve bu doğrultuda CHP’nin önerileri neler!

Mesela; 

  • “İlkeler İttifakı” çerçevesinde, demokrasi, adalet, kuvvetler ayrılığı, parlamenter sisteme dönüş tezleri savunulması gerektiğini söylüyor.
  • İlk turda yarışan adaylardan ilk 2’ye kim kalırsa muhalefetin ortak adayı o isim olacak.
  • İlk turda ilk 2’ye kalan ismin cumhurbaşkanı adayı olarak desteklenmesiyle birlikte, ilk turda aday olan diğer partilerin cumhurbaşkanı adayları, cumhurbaşkanı yardımcılığına aday olarak ilan edilecek.

İlk turda kaybeden adayların istememesi durumunda yine her partiden birer isim cumhurbaşkanı yardımcılığına aday olacak.

  • Tüm bu formüller, partiler arasında seçimden önce yapılacak centilmenlik anlaşmasıyla gerçekleştirilecek. Partilerin ikinci tura kalan adayı destekleyeceklerinin ve cumhurbaşkanı yardımcılarının kim olacağının, daha seçim süreci başlarken halka duyurulması seçeneği de gündemde.
  • CHP, seçimlerdeki ittifaklar için, diğer partilerin tercihlerine saygılı olacağını, İYİ Parti-SP-DP arasındaki ittifaka olumlu baktığını söylüyor. Muhalefeti oluşturan partiler arasındaki her türlü ittifakı doğal karşılıyor.

CHP, parlamento seçimine tek başına girmeyi planlıyor ancak, İYİ Parti’ye güçlükler çıkarılması ya da partiler arasında anlaşmazlıklar olması durumunda kendisinin de içinde olduğu bir ittifaktan kaçınmayacak.

Çünkü CHP’ye göre muhalefet partilerinin tümünün Meclis’te olması gerekiyor.

Baraj sorunu olan bazı küçük partilerin CHP listesinden Meclis’e taşınması da bir seçenek olarak konuşuluyor. Kolay bir seçenek olmamasına karşın İYİ Parti, HDP ve SP ile birlikte 4’lü ittifakın zorunlu görülmesi durumunda bunu da dışlamayacak CHP.

**

Görüldüğü gibi CHP’nin seçimlere yönelik önerileri ayrıştırmacı, dışlayıcı ve ötekileştirici değil, aksine birleştirici bir konumda.

Bu birleştirici önerilerine, İYİ Parti’nin seçime girmesine engel olunacak adımlar atıldığı takdirde, DP, SP ve seçimlere girmeye hak kazanan diğer bazı partilerin şemsiyesi altında olabileceği gibi, belki de TBMM’de grup oluşturabilmesine destek olmak üzere, İYİ Parti’ye geçici milletvekili transferi bile yapılması düşünülebilir..!

Sonuçta bu seçim, bazı AK Parti yetkililerin diliyle söylemek gerekirse AK Parti-MHP için de var olma “savaşı”..!

Madem ki seçim süreci bile bir savaş sayılıyor ve her şey mubah görülüyor, aykırı gelen birçok siyasal girişimlerin de yapılması neden olmasın!

Sonuçta 25 Haziran sabahında, bakalım nasıl bir Türkiye bizi bekliyor olacak!

Türkiye Cumhuriyeti ve TBMM nereye varacak!

CEVAP VER