Genel Af mı Gerekiyor Hasta Tutuklular İçin?

0

28 Şubat davası sonuçlanmıştı geçtiğimiz haftalarda. Mahkeme heyeti, aralarında dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı ve Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir’in de bulunduğu 21 sanığa müebbet hapis cezası vermiş, ancak bu isimler, yaşları ve sağlık durumları göz önüne alınarak temyiz süresi boyunca hapis yatmayacakları şeklinde görüş belirtilmiş, 68 sanık da beraat etmişti.

Yaşı daha da ilerlemiş hasta ve tutuklu bir çok insanımız hapishanelerdedir. 28 Şubat davalıları için sağlanan imkan başka yaşlı ve hasta tutuklular için de sağlanmalıdır. İnsan olmanın, insanımıza değer vermenin hakkıdır bu. 78 yaşında Sise Nine diye bilinen kişinin varlığından hepimiz haberdarız. Tutuklu gazetecilerden de yaşı ilerlemiş ama hapis yatanlar var. Sağlık ve ilaç sıkıntısı olan Altan Kardeşler, Ali Bulaç, Nazlı Ilıcak gibi…

Ülkemiz hapishanelerinde 400 civarı ağır hasta tutuklu bulunduğu kamuoyunun bilgisi dahilindedir. Bu hastaların cezaevi koşullarından dolayı sağlık durumlarının hızla kötüye gittiği ve cezaevi koşullarında tedavilerinin yapılamadığı bilinen bir  gerçektir.

Ki, en sonuncusu da geçtiğimiz günlerde FETÖ’den tutuklu olan ailelere destek olsun diye içli köfte yapıp satmaktan hapisle ve örgüt üyeliği ile cezalandırılmış SLE hastası öğretmen Halime Gülsu… İki defa komaya girdiği ve tahliye edilmediği de yazılanlar arasındaydı. Cezaevi şartlarının zorluğundan vefat etti. 12 kişilik koğuşta 21 kişi kalıyorlardı.

Hapishane şartlarının kötülüğünü dile getirmeye gerek yok ama göz önünde bulundurmanız için kısaca şunları yazmam kafi gelecektir: Bir kişinin hastalığı koğuştaki herkesi etkiler. Yaşayabilme standartlarına aykırı bir ortamdır burası. Kasvetli, boğucu, nefessiz, güneşsiz, sağlığa aykırı ne varsa mevcuttur dört duvar arasında…

Bir başka acıklı örnek daha, bu defa herkesçe bilinen öğretmen Ayşe Çelik ile ilgili. Diyarbakır’dan, hatırlanacağı üzere telefonla katıldığı Beyaz Show adlı televizyon programındaki konuşmasında, ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılarak 20 Nisan’da cezaevine konulmuştu. 4 Mayıs’ta da tahliye edilmişti. Ayşe öğretmen ile ilgili yeni bir gelişme daha yaşandı. Ayşe Çelik’in infazına 6 ay ara verildiği ve yeniden cezaevine gireceği ortaya çıktı.

Bunlar iç burkan hakikatler. Üzücü gerçekler. Bunları insanımızın yaşaması bir tarafa, böyle bir ihmalin duyulmasını bile içe sindirmek vicdana sığmayacak büyüklüktedir.

Gelelim son örneğe. Beyoğlu’ndan komşum olan demokrasi, özgürlükler savunucusu ve barış yanlısı kimliği ile 78’liler Girişimi Sözcüsü ve HDP Parti Meclisi üyesi Celalettin Can’ın durumuna. 3 ayı aşan tutukluluk döneminde hastalıkları ilerlemiş durumdadır.

Celalettin Can, ömrünün 20 yılını bu ülkenin hapishanelerinde geçirmiş, bunun sonucunda ciddi sağlık sorunları yaşamış ve 2010 yılında ağır kalp ameliyatı geçirmiştir.

Ki, Celalettin Abi barış yanlısı bir kişi olarak 2013’te barış için müzakere sürecinde “İç Anadolu Akil İnsanlar” grubu üyesiydi. Yasal ve devlet görevi olarak, Akil İnsan vasfıyla yaptığı bir barış çalışması sebebiyle, konjoktür değiştiğinde yine devlet tarafından bu kez terör suçlusu olarak hapsedilmesi toplumsal vicdanı ve güveni zedelemektedir.

Hayati tehlikesi olan 400 civarı ve bir o kadar da çocuklu kadın tutuklumuz vardır. Bu tutukluların temel insan hakları kriterlerine aykırı durumlardan kurtarılmaları için Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut’un dile getirdiği “ Genel Af” mı bekleniyor?

Çalışmaları, yazıları ve faaliyetleriyle Türkiye’de demokrasinin gelişmesine, barış ortamına ve insan haklarına katkıları bulunan tüm tutukluların, bu arada yaşlıların ve çocuklu kadınların da derhal serbest bırakılması gerekmez mi?

Velhasıl Attilâ İlhan ile bitireyim:

Bunca yıl sönmemiş umudum,
Nisan değilse Mayıs…
Perşembe değilse Pazar…

CEVAP VER