Manifesto, Mhp çıkmazı ve Gençler

0
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Ak Parti il Kongresi’nde ‘Seçim Manifesto’su açıklandı.

Acaba dedim neden bu kelime seçildi? ‘Manifesto’

Toplumdaki algısı nasıl olmuştur ve de toplum ne tepki vermiştir? Bundan dolayı özellikle mi seçildi acaba diye düşündüm.

Yoksa Sezen Aksu’nun parçasından mı esinlendiler diye de aklıma geldi.

Almancada fiil şekli ‘manifestieren’ ve anlamı da: ‘Kendini tanıtmada açık ve net hale getirmek, kendini tanıtmak için göstermek’ de diyebiliriz.

TDK ne açıklama yapmıştır diye de baktım:

‘Bildiri’.

‘Toplumsal bir hareketin siyasal inanç ve amaçlarının açık ifadesi’.

Bazı yayın organlarında ‘yeminli ifade’ anlamı da kullanılmış. Zaten Tayyip Erdoğan da ‘ahdim olsun’ nidasıyla bir bakıma bu yeminli ifade anlamını öne çıkarmış oldu.

Burada aslında ince bir mesaj mı var? Ahidleşme. İslam tarihinde vuku bulan ‘Akabe Biatları’ina atıf mı var diye aklıma geldi. Tabi bunlar çok ince algı ayarları. Birisi de çıkıp, bu kadar üzerine düşünülmemiştir de diyebilir.

Bu ince algı ayarları zaten doğrudan söylemekten daha etkilidir. Bilinçaltına yapılan dolaylı mesajlar gibi…

Biz daha görülür, daha açık net olanı ele alalım.

Aslında manifesto, toplumda tam olarak bilinmeyen ve kendini net bir şekilde açıklaması gereken bir siyasi hareketin ya da partinin yapması gereken bildiridir. Bu bağlamda bu konumda olan parti de İyi Parti’dir.

Manifesto kelimesinin seçilmesi, bence bir bakıma da İyi Parti’ye bir mesajdır.

‘Sizin yapmanız gereken bir imkanı ve fırsatı biz yaptık’ mesajı verilerek açıkça ‘size gol attık’ demek gibi.

Normal düşünen, mantıklı ve makul olan insanlar için durum şöyledir:

Bir parti zaten 16 yıldır yönetimde ve iktidarda olduğu dönemlerde birçok faaliyette bulunmuş. Toplumda bu partiyi tanımayan ve bilmeyen yok.

Yeni bir seçim için açıklama yapılacaksa eğer bu, şu şekilde olur: ‘Şimdiye kadar yaptıklarımız, bundan sonra yapacaklarımızın teminatıdır’.

Ama böyle olmadı.

Böyle olmamasını ben şöyle örneklendireyim: Bir çift düşünün, 16 yıldır evliler. Kadın erkeğin davranışlarından illallah demiş. Kafaya koymuş, adamdan ayrılacak. Erkek de bunu bir şekilde öğrenmiş, ne kadar ciddi olduğunu da anlamış. Ve kadına diyor ki: ‘Çok değerli eşim, ahdim olsun ki; bundan sonra herşey çok farklı olacak, seni bundan sonra kırmayacağım. Elini sıcak sudan soğuk suya sokmayacağım’.

16 yıl sıkıntı çeken kadının önünde iki seçenek vardır: Ya inanır, ya inanmaz.

Bu manifesto konusu biraz buna benziyor.

İki seçim arasında kalan kadının sezgileri hangi tarafa ağır basarsa, kadın ona karar verir.

Toplumlar da, çok genel anlamda, kadın sezgileri gibi hareket ederler. Çünkü toplum kendini koruma üzerine kuruludur. Gelecek nesilleri düşünür, dengelere bakar, kendi gücünü gözden geçirir ve bir karar verir.

Seçim sürecine girildi ve toplum kararını verecek. Ancak bir nokta var ki, toplumun huzuruna dinamit döşemekte. Yaralarını sarmaya çalışan toplumun yaralarının kabuğunu kaldırarak oraya tuz basmakta. Bu yara kapanmasın diye sanki özel gayret sarfetmekte. Yara kapanmasın, sürekli yenilensin ve mümkünse kangrene dönüşsün ve böylece sürekli örnek verilecek travma halini alsın.

Ne demek istediğimi anlamışsınızdır.

100 bin imza konusunda Mhp’nin ifadeleri. Bahçeli’nin fevri ve aşırı yıkıcı söylemi.

Neden, ne amaçla gibi sorular insanın aklına geliyor.

Toplumumuzun normalleşme sürecini dinamitlemesi sebebiyle de, Ak Parti için bir çıkmazdır, Mhp.

Mecburlar mı ki Mhp’ye. Belki de mecbur bırakılmışlardır. Seçim ve oy oranları için değil bu ifadem, belki de geçmişteki bazı olay veya olaylar sebebiyle mecbur bırakılmışlardır.

Neden mi böyle söylüyorum.

Fetö terör örgütü araştırılsın, bu konu geniş çaplı sorgulanıp irdelensin diye verilen gensoruları sürekli engelleyen bir Mhp var ortada.

Bu konu 100 imza konusuna taşınacak kadar çok önemli ise, her alanıyla meclis araştırması yapılsın demez mi insanlar? Neden engelliyorsunuz?

Aslında normal zihinle baktığımızda o kadar garip ilişkiler, ilginç olaylar var ki; ama sanki birileri normal zihinle bakılmasın diye özellikle anormal şartlar oluşturma derdindeler.

TV kanallarındaki tartışma programları da, sanki zaman geçsin kabilinden yapılıyor ve sorunların özüne inilmek istenmiyor havası hakim.

Ve Gençler.

Gençler bu konularla ilgili değillermiş. Gençler TV’lerdeki tartışma programlarını takip etmeyip, köşe yazılarını okumayıp, kendi dünyalarında yaşıyorlarmış.

TV’lerdeki tartışma programlarının katılımcıları zaten hep aynı. Hepsi de, anlaşmış gibi, değişime kapalı, toplumu kamplaştıran, gençler ne düşünür derdinde olmayan, öğreteceksek biz öğretiriz havasında olan insanlar.

Gençler internet ortamında dünya ile bütünleşmiş halde yaşıyorlar. Muhafazakar kesimden olan gençler de öyle, sol kesimden olanlar da, ya da kendini ‘öylesine biri’ olarak tanımlayanlar da…

Ülke dünyadan kopuk olduğu için de, gençler sizleri dinlemiyor ve anlamıyor.

Gençler sizin eski tecrübelerinizle kalıplaşmış ön yargılarınızı duymak istemiyor. Sol asla sağla olmaz, sağ asla solla olmaz. Manifesto, seçim yarışı, iktidar oyunları, hırs budalalığı ve bitip tükenmeyen düşmanlıklar.

Gençler bunlardan bunalıyor, anlayın artık.

Gençlerin istediği belki de Sezen’in şarkısındaki gibi bir Manifesto:

Niye herkes bu kadar ciddi

Okunmamış kitaplar ama ciltli

Asık asık yüzlü insanlar

Ta yüreğine kadar kilitli

Ne gülümseme ne günaydın yok

E tabi üçüncü sayfada olay çok

Haberler hep son dakika şok şok

Yaşamak inadına hemen şimdi

Niye herkes bu kadar ciddi

Okunmamış kitaplar ama ciltli

Asık asık yüzlü insanlar

Ta yüreğine kadar kilitli

İçimdeki o oyun bahçesi

Ne oyası ne boyası ne de maskesi

Hadi kapa gözünü bir hayâl kur

Lala lala lunapark sahnesi

Hadi kop gel parti parti

Lol Lol

Dize getir aşk kalbi kalbi

Lol Lol

Hadi bu neyin harbi harbi

Yaşasın hayat

Budur manifesto!

Yaşasın hayat

Manifesto budur….

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın.

 

(Sezen Aksu’nun affına sığınarak alıntıladım)

CEVAP VER