Hoş Gelmedin Ey Şehr-i Ramazan

0

Hoş gelmedin Ey Şehri Ramazan!

Hoş gelmedin diyorum. Çünkü ne zaman geleceğini bilmiyorum.

Bugün mü geleceksin, yarın mı?

Bilmiyorum.

Eşe dosta sordum, ne zaman geleceğini. Kimi bugün dedi, kimi yarın.

Emin olamadım ve hazırlanamadım senin için.

Aşk olsun! İnsan gelmeden haber etmez mi hiç?

Hoş gelmedin Ey Şehr-i Ramazan!

Hoş gelmedin diyorum. Çünkü imsak kaçta olur, iftar kaçta, bilmiyorum.

Her takvim farklı bir şey söylüyor. Her hoca da. Orucum oldu mu, olmadı mı onu da bilmiyorum. Ya imsak girdi ve ben yemeye devam etti isem? Ya da vakit girmeden namazını kıldı isem?

Vakitsiz namaz, namazsız oruç mu olur?

Hoş gelmedin Ey Şehr-i Ramazan!

Hoş gelmedin diyorum. Çünkü daha teravih nasıl kılınır, onu dahi bilmiyorum. Sekiz rekât mı? On iki mi, yirmi mi?

Hızlı mı kılınır, yavaş mı? Jet hocalarla mı, hatim indiren hafızlarla mı kılacağız? Kimin arkasında kılacağız?

Siyasi propaganda yapan imamların arkasında kılınır mı namaz?

Ramazan’da da siyaset ve propaganda mı dinleyeceğiz?

Hoş gelmedin Ey Şehr-i Ramazan!

Hoş gelmedin diyorum. Çünkü kanlı bir şekilde geldin. Kanı sen mi getirdin yoksa? Kudüs’te onlarca Mü’min şehit edildi. Yüzlercesinin kanı döküldü.

Hiç de hoş gelmedin. Yemen’de bazı Müslümanlar diğerlerine bomba yağdırıyor ama kimse yahu neler oluyor!” demiyor.

Afganistan, Irak, Suriye, Filistin, Yemen, Libya, Mısır, Somali, Myanmar… Neredeyse bütün İslam memleketlerinde insanlar iç savaşların, bombaların ve bombardımanların altında oruç tutuyor. Hiç böyle oruç mu olur? Ne ile iftar eder bu insanlar, ne ile sahur?

Hoş gelmedin Ey Şehr-i Ramazan!

Hoş gelmedin diyorum. Çünkü mülteci kampları Müslümanların adeta ikinci adresi oldu. Adeta bütün İslam memleketlerinde zulmün iktidarı var. Kaçan kaçana. Mülteci kamplarında kadınlar, çocuklar ve yaşlılar Müslümanların hukuksuzluğundan, zulmünden kaçmış yaban ellere sığınmış. Ramazan’ı böyle karşılıyorlar. Hiç de hoş bir karşılama değil bu…

Hoş gelmedin Ey Şehr-i Ramazan!

Hoş gelmedin diyorum. Çünkü senin geldiğin bizim memleketimizde mağrurların saltanatı var. Mağrurlar mağdur ediyor oruç tutan insanları. Ayırıyor Kürt diye, Alevi diye, ona buna mensup diye. Oruç tutsalar bile iftar için bir bardak suyu çok görüyorlar. Hoş gelmedin çünkü insanlar açlığa mahkûm edilmiş. Çalışmak yasak edilmiş, yardım etmek de, yardım almak da. Muhtaçlara yardım edenlere terörist deniyor. Çocuklar annelerinden ayırılmış. Kadınlar kocalarından. Ne sahur var, ne iftar. İçeride kalsan açlık, çıksan izin yok. Ya içeride açlıktan öleceksin, ya da Meriç’te. Ölümlerden ölümün beğenildiği bir memlekete hiç de hoş gelmedin.

 

Hoş gelmedin Ey Şehr-i Ramazan!

Hoş gelmedin diyorum. Çünkü bak ve gör!

Sen geldin diye mağrurlar şaşaalı iftar sofralarında siyasi nutuklar atacaklar. Sen insanların ötekileştirilmesine sebep olacaksın. Toplum senden dolayı bir kez daha parçalanacak. Oruç tutuyorum diyenler, tutamayanlara saldıracak. Bazıları komşuları aç olduğu halde tıka basa yiyip uyumaya çalışacaklar. Ama çok yedikleri için uyuyamayacaklar.

Hoş gelmedin Ey Şehr-i Ramazan!

Hoş gelmedin diyorum. Çünkü “Nice oruç tutanlar vardır ki, yanlarına sadece açlık ve susuzlukları kar kalır…”,

Çünkü “… Ramazan’a ulaştığı halde mağfirete ulaşmayıp, burnu sürtünenler var.”

Ey Şehr-i Ramazan, benim sitemime bakma sen, yine de gel!

Hoş gel ve sefalar getir. Gel ve bütün dünyaya barış, huzur ve esenlik getir. Bayrama, cennet bahçesine girer gibi, afv u mağfirete ulaşmış olarak girmemize yardım et.

Hoş gel Ey Ramazan Ayı.    

Doğrudan iletişim için: @aagcakulu

CEVAP VER