24 Haziran’da DEVAM mı? Yoksa TAMAM mı?

0

Belki de değişime çok az kaldı.

Belki de hem değişime hem de dönüşüme çok az kaldı…

Belki de değişimin, dönüşümün tamamlanmasına çok az kaldı..

Şunun şurasında her bir değişimin de, dönüşümün de başlangıcına sadece 37 gün kaldı desek sanırım en doğrusu olacak.

Öyle ya, AK Parti’li iktidar yılları eğer 25 Haziran sabahından itibaren devam edebilecekse ve hatta yeni sistemle de 12. Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan yeniden Cumhurbaşkanı seçilebilecekse, 2002’den itibaren sürdürülen değişim, dönüşüm, ortaklık, ayrılma, küsme, barışma, aldanma, aldatma süreçlerinin de yeni bir sürece sokulacağı aşikar…

Kısa kısa olmak şartıyla, belli politikalarını değerlendirmek, gelinen ve gidilen yerden örneklemelerle değişimleri, dönüşümleri ve tamamlanması umulanları hatırlatmakta fayda var.

**

Mesela milli eğitim sistemimizin geldiği yer!

Çaldırılan sorularla yapılandırılan yeni liyakat(!) sahibi insanlar..

Sonra (her ne olduysa) kovulanlar, yok sayılan diplomalar, okulları kapatılarak hayalleri gasp edilen gencecik insanlar, mağdur aileler..

Projelendirilen(!) okul düzenlemeleri, proje okullar(!), yeni köklü okulları oluşturmak yerine, onlarca yıldır yeşeren köklü okulları köklerinden uzaklaştırma ve değiştirilme çabaları..

Nitelikleri bozulan, ayrıştırılan bir başka okullar..

Kapatılan, kapanmaya zorlanan, önemsizleştirilmeye çabalanan, tercih edilmeyen konuma itilmeye çalışılan fen liseleri, anadolu liseleri ile çember sistemi ile desteklenen(!) neredeyse her mahalleye açılan, isimleri değiştirilen imam hatip liseleri…

Niteliklileri niteliksiz, niteliksizleri nitelikli(!) ilan etme değişimleri, dönüşümleri ve olanın kime olduğuna dair en ufak fikri bile olmayan insanlarımızın dönüşmeleri…

Güçlü Türkiye’nin gücü TSK’nın eğitim ordularının lağvedilerek, harp akademilerinin, harp okullarının, askeri liselerin, astsubay okullarının kapatılmaları, 3-5 ayda yeni dönüşümlerine uygun ordu mensupları yerleştirme dönüşümleri…

Yerel yönetimlerde yapılan birleşmelerle, kapatılan irili ufaklı köyler, mahalleler ve beldelerin oluşturulmalarının tersine, ayrıştırılmak istenen, bölünsün, parçalansın diye dönüştürülen üniversiteler…

Kapatılan(!) dershanelerin okullaştırılmaları ve dönüşümleri ile eğitim sistemimizin ileri seviyelere(!) sürülmesi ..

**

Mesela “sağlık” sistemimizin geldiği yer!

Eskilere göre, sosyal güvencesi ayrı olsa da (SSK, Bağkur, Emekli Sandığı) eşit şekilde tüm hastanelerin hizmete açılmasının olumlu yönünü unutmadan, aile hekimliği oluşturulması ile en basit periyodik olarak ilaç yazdırmak durumundaki vatandaşlarımızın artık zorlanmadan ilaç yazdırabilmeleri, ilaçlarını alabilmeleri ve

Kuyruklar yerine sanal kuyruklar da olsa zaman ve fiziksel mağduriyetlerin giderilmesinde gelinen nokta..

Ama hasta garantili yeni sağlık sistemi dönüşümleri ve önümüzdeki yıllara getireceği ekonomik yükler ile sağlık hizmetlerinin artık öncelikli ticarileştirilmesi…

**

Mesela milli güvenlik sistemimizin geldiği yer!

Kazanılmış topraklarımızın bazılarının (Süleyman Şah türbesi gibi) terk edilmesi..!

Kıbrıs gibi milli davamızın ve stratejik kazanımlarımızın nedense yok sayılması, teslimiyetçilik dönüşümleri..!

Egedeki adalarımıza, birer birer Yunanistan tarafından yerleşilmesi ve bu fiili duruma ses çıkarılmaması..!

Suriye’li mültecilerin, yurdun dört bir yerine kontrolsüz bir şekilde yayılmasının, önümüzdeki yıllarda yaratabileceği güvenlik sorunları..

İyi niyetle de olsa bazı KHK’lerle muhtemel fırsatçılık zeminine dönüştürülen, artan silahlanma ile birlikte yeşeren miliscik tehlikeler..!

Anayasa ve yasalara, zaman zaman yaşanan ve hukuksuz yorumlarla oluşturulan fiili durumların adalet ve hukuk güvenliklerinde yarattığı dönüşümler..!,

Özgür medyanın sesinin kısılması, düşüncelerin sınırlandırılması, fikir beyan edenlerin kolaylıkla özgürlüklerinin ellerinden alınmasının getireceği, araştırmadan, soruşturmadan, doğruları veya yanlışları vatandaşın gözleri önüne sermeden yoksun bir iletişimsiz kitle yaratma dönüşümleri..!

Bu sebeple de uluslararası tehditlerin dahi gözetilemeyecek duruma sokulması ile adeta körelen bir dördüncü kuvvet medyanın da dönüştürülmesi..!

**

Sadece bu üç konudaki gelinen, yürütülen ve dönüştürülen çabaları bile dikkate alarak, 25 Haziran sabahına ve sonrasına nasıl bir yeni Türkiye bırakmak istediğimizi değerlendirebiliriz

Biliyoruz ki bu değerlendirmelerin de daha sağlıklı yapılabilmesi, özgür ve eşit şartlarla yapılabilecek bir seçim süreci, bu süreçte yarışta yer alanların da toplumu hiçbir gizli gündemleri olmaksızın doğru bilgilendirmeleri ile gerçekleşebilecektir.

Türkiye’mizin neleri değiştirmesi gerektiğini ve nelerle dönüştürülmesi gerektiğini, serbest seçimler ancak bu gerçeklikle sağlayabilir.

Aksi durumdaki gizli gündemler, yol boyunca birçok süslü püslü siyasetle, hedef şaşırtan suni gündemler, kayırmacı ve rant odaklı hizmetler(!) ve eserler(!) ile, toplumu zengin, müreffeh geleceğe taşıyacak politikalardan yoksun, bilinçli ya da bilinçsiz geleceğe tuzak kuran uygulamalara da yol açabilir…

Karar yeniden milli iradenin.

DEVAM mı? Yoksa TAMAM mı?

CEVAP VER