Yazılanlar ve yazılamayanlar- İsrail ve Filistin

0
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Sevgili Gençler, kendini genç hissedenler ve ileride genç olup merak içinde yeni bilgiler öğrenmek isteyecek bugünün çocukları.

Bu yazımı gördüğüm bir dengesizlikten dolayı kaleme aldığımı belirtmek isterim. Bazı gazeteler ve köşe yazarları alenen ve açıkça algı operasyonları yapmaktalar. Seviyeden yoksun ve kimler tarafından yönlendirildiğini tam bilmediğimiz bu kişiler halkımızın anlayacağı şekilde basit, açık düşmanlık ve nefret suçu kokan yazılarıyla toplumu şekillendirmeye çalışırlarken; kaliteli, seviyeli, erdemli, düşünceli yazarlar da iki davranış şeklinden birini yapmak zorunda kalıyorlar:

1. Ya hiç muhatap almadan, seviyelerine inmeden konuları başka üslupla ele almak.
2. Ya da muhatap almak, karşı yazılar yazmak ve iplerini pazara çıkarmak.

Birazcık seviyeden ve kaliteden nasibini almış yazarlarımız birinci yolu kendilerine seçiyorlar ve bu bazı mihraklardan beslenen yazarlara karşı duruş sergilemiyorlar.

Böyle olunca da, halkımız zannediyor ki; düşmanlık, nefret suçu kokan ve her türlü seviyesizliği içeren bu yazılar DOĞRU ve bunları kaleme alanlar da HAKLI.

Ama işin aslı hiç öyle değil. En son yaşanan olaylar bunu bir kez daha ispatlamış oldu.

Hepinizin malumu ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıdı.

İsrail’in bağımsızlığını ilan ettiği gün 14 Mayıs ve Nekbe Günü 15 Mayıs.

ABD’nin konsolosluğunu Kudüs’ e taşıması da 14 Mayıs gününe denk geldi, ne garip tesadüf.

Bütün bu olanların bir tiyatro ve gövde gösterisi olduğunu hemen anlıyoruz. Ya da biz anlıyoruz ve birileri özellikle anlamak istemiyor. Ya da anlıyorlar ama işlerine gelmiyor. Anladıklarını menfaatleri için kullanmak istedikleri için başka yerlere çekmeye çalışıyorlar.

Osmanlı Dönemi’nde Filistinlilerin İngiltere ile birleşerek Osmanlı askerlerini ülkelerinden gönderdikleri hepinizin malumu.

Bazı tarihsel gerçekleri bugün dile getirince neden bazı çevreler aşırı rahatsız oluyorlar ve hemen bunu siyonist taraftarı olarak lanse etmeye çalışıyorlar.

Bugün yaşanan olaylar siyasi ayak oyunlarından başka bir şey değil. Artık bunu bilmeyen yok, sağır sultan bile duydu ama hala daha böyle değilmiş gibi astığım astık-kestiğim kestik söylemler.

Medyamızın önemli gazetelerinden birinde yazan, iktidara yakın bir köşe yazarı şöyle başlık atmış: ‘İki başkentte yürütülen Kudüs trafiği’.

Yazının devamında da konuyu öyle evirip-çevirip Temel Karamollaoğlu’na getirmiş ki, gerçekten çok şaşırdım.

Önce şunu belirteyim ki; yazının başlığı ve ilerleyişi çok özenle sunulmuş. Sanki sanırsınız, dünyaya yön veren ve çok önemli bir süper ç olan ülkenin lideri konuyu ele alacak.

Bu iki başkentte konuşulanlar ve karara varılanlar kesin emir gibi uygulanacak. Ve ardından miting çağrısı ve bu mitingle ilgili övgüler.

Ardından da mitingden rahatsız olmuş gibi gösterilen Karamollaoğlu için saydırmalar.

Ya bu köşe yazarları halkı gerçekten ‘aptal’ sanıyorlar galiba.

Ülkemizde İsrail’le ilgili yapılan antlaşmaları yapanlar, şimdi veryansın edenler. Ayrıca ‘bütün antlaşmalar iptal edilsin’ teklifine red oyu veren iki parti: Ak Parti ve Mhp.

Antlaşmaları iptal edemeyecek durumdasınız, ama kalkıp bu olaydan rant elde etmeye çalışıyorsunuz.

Siz bu satırları okurken belki de bu mitingin heyecanı TV’lerden ballandıra ballandıra anlatılıyor olacak.

Ne acı öyle değil mi?

İktidara yakın başka bir gazetede yazan bir yazar da, içindeki saplantıyı hemen kaleme almış. Acaba bu konuyu ne yapsam da, fetö ile birleştirsem de insanların zihinlerini bulandırsam kaygısına düşmüş.

Aman demiş, ‘Tayyip Erdoğan bunu siyasi malzeme haline getirmesin’ derdinde olanlar var, işte bunlar fetöcü ve bunlara dersini verin.

Bakın hele.

Bu nedir biliyor musunuz?

Evet, bu siyasi malzeme haline getirilecek. Buna başkaları uyanmadan biz yazalım da, ağızlarını kapatalım. Onlar da bal gibi biliyor, bunun siyasi malzeme konusu olacağını.

Fatih Altaylı mertçe kaleme almış: ‘İsrail’de İsrail politilalarını krıtik eden gazeteler vatan haini mi?’

Evet, İsrail’de bile medya bu şekilde açık açık ifade edebiliyor.

Hani bizim medyamızın ilah gibi gördüğü Yahudi lobisinin ülkesi olan İsrail’de medya açıkça yazabiliyor.

‘Siz hangi kafayı yaşıyorsunuz’ demek istiyor insan ama abes kaçacak diye diyemiyor.

Yeni Şafak’tan Kemal Öztürk yazmış da, biraz olsun rahatladım. ‘SLOGANLA OLMUYOR BU İŞ’

Yıllar önce Beyazıt Meydanı’nda İsrail ve ABD bayrakları yakarak, Filistinin sesini duyurmaya çalışırken, benzer bir tartışma vardı: ‘Bu iş sloganla olmuyor’ denirdi’.

Bu işi çözmek istemeyenlerin ortak noktası sloganlarla bayrak yakmak, ortamı germek, nefret oluşturmak ve geri çekilmek.

Bugün ülkeyi yönetenler de aynısını yapıyor. Yaptıkları daha da önemsensin ve göklere çıkarılsın diye de medyadaki destekçiler devreye giriyor. Manşetlere taşıyarak sanki İsrail’e savaş açmış gibi lanse ediliyor:

‘Tayyip Erdoğan, işgalci İsrail’in Filistinlileri şehit etmesine sert tepki gösterdi. Erdoğan, Londra’da yaptığı konuşmada şunları söyledi: Filistinli kardeşlerimizle dayanışma için ülkemizde yarından başlamak üzere 3 gün milli yas ilan ettik. İslam İşbirliği Teşkilatı’nı da olağanüstü toplantıya çağırıyoruz.

Cuma günü öğleden sonra, Yenikapı meydanında zulme karşı dev buluşmamızı gerçekleştireceğiz’.

Hala daha kimler, nereye bağlılar, ne için çalışıyorlar ve kime hizmet ediyorlar, tam çözemediğim İslami kesimden bir gazetede ardı ardına manşetler atılıp, makaleler kaleme alınıyor.

Kelime oyunu kabilinden ‘Kıyam-et’ başlıklı yazılar ve Filistin davasını sanki çözmüş gibi ifadeler.

3 günlük yas, Filistin mitingi ve sert demeçlerin en üst seviyede övüldüğü yazılar.

Bunlar yetmezmiş gibi, sanki İngiltere gezisini yapan Abdullah Gül’müş gibi, yazılan ahlakdan uzak yazılar.

Sanki Kraliçe ile görüşen bir başkası.

İnsan, bütün bu oyunu-tiyatroyu gördükçe şaşkınlıktan dumura uğruyor.

Bütün bu yazarlar, makaleler, gerçeği görmezden gelen ifadeler…

Sanki diyorum, İsrail’in filistinlilere karşı güç kullanması bu insanların işine yarıyor.

Sanki diyorum, Yahudilerle değil de, Trump ve Netenyahu ile bunlar ortak hareket ediyor. Ortak hareket edip ‘yahudi düşmanlığı’ yapıyorlar ve müslümanları özellikle tahrik ediyorlar.

İsteyerek ve bilerek yahudi-müslüman gerginliğini körüklemek istiyorlar.

Ülkemizde de birçok yahudi kökenli vatandaşımız var. Bunların kimisi Aşkenaz, kimisi Sefarad.

Bazıları açıkça yahudi kökenli olduğunu ifade ediyor, kimisi de yılların verdiği korku birikimi ile Sefarad olduğunu bile ifade edemiyor.

Neden mi?

Çünkü güven yok. Daha dün İstanbul Taksim’de İsrail için röportaj yapan haber ekibine saldırıda bulunuldu. İşte size ispatı.

Bu sorunu çözmek isteyenler evrensel, tutarlı ve tarafların katıldığı toplantılar düzenlerler.

Bu sorunu çözmek istemeyip, siyasi rant elde etmek isteyenler de, mitingler düzenleyerek toplumda kin ve nefreti arttırarak militanvari programlar hazırlarlar.

‘Bu sorunu kaşıyan ve nefret oluşturanlar, dünyanın neresinde olursa olsun, bu sorundan nemalanmak isteyenlerdir.

Filistin’de yönetimde olanların İsrail-Filistin gerilimini siyasi malzeme olarak kullandıkları gibi, ABD’de, İsrail’de ve ülkemizde de bu gerilimi siyasi malzeme olarak kullananlar çok. Hele bugün çok daha fazla.

Siz bu cümleleri okurken İstanbul Yenikapı’daki mitingi de göreceksiniz. Ne kadar nefret söylemi, ne kadar kin ve düşmanlık gün yüzüne çıkacak.

Bu tepkisel davranışlarda zerre kadar da olsa, ayette sözü edilen Yahudi kökenli insanlarımız rencide olurlarsa, bunun vebali yöneticilerin ve bu kin dolu yazıları kaleme alanların boyunlarınadır.

‘İman edenler ile yahudiler, sâbiîler ve hıristiyanlardan Allah’a ve ahiret gününe (gerçekten) inanıp iyi amel işleyenler üzerine asla korku yoktur; onlar üzülecek de değillerdir.’

Soruyorum size sevgili gençler, ‘bu kadar kin, düşmanlık ve nefretin olduğu bir ortamda mantıklı düşünmekten ve çözüm üretmekten söz edilebilir mi?’

Sevgi ve Bilgiyle kalın.

CEVAP VER