Yıkılası Seçim Barajı, Kıskanılası Türkiye…

0

Demokrasiyi sandıktan ibaret sanan akıl %10 barajla seçime gider. Sanal bir ülke düşünün… 11 tane partisi olsun. Ve 10 partinin oyu 9.99, birinin de 0.9 olacak şekilde taksim edilsin… Bu sanal ülkede seçimler sonsuza kadar yapılsın…

Acaba bu sanal ülke Türkiye olabilir mi? Son 3 senede 5 seçim ile kendi rekorunu kıran bu ülkeyi muhakkak ki Almanya fena halde kıskanıyordur.

Avrupa ise Euronun hiç bir yerde bu denli para ettiği bir ülke bul(a)mayacağı için kıskanmaktan öte hislere sahiptir.

Bugün okudum. Herhalde şakadır sandım ama gerçekmiş. Vatandaşımız paramızın kıymetli olduğunu şöyle check etmiş ve “3.90 tl’den 100 dolar aldım geçen hafta. Bu hafta 4.40 tl’ye bozdurdum. Hani tl değer kaybediyordu?” diye de bize soruyordu…!!! ?

Düşünsenize Avrupa’da bir kahve ve tatsız-tuzsuz bir kruvasana ödeyeceğiniz 10 avro ile Türkiye’de 50 liraya mükellef bir öğün yemek mümkün. Avrupa kıskanmasın da ne yapsın?

İleri demokrasi her sene seçim, her yere seçim değil de nedir sanki? En çok seçim, en çok demokrasi ve en pahalı benzin koleksiyonun en iyi parçası bizde…

Emekliye 2000 avro yani 10600 TL maaş veren Avrupa, mazallah TL kullansa 10600 avro verecekti. Basit hesap. Şimdi biz sandıktan çıkan sonucu velev ki beğenmedik, ne yapıyoruz? Tabii ki sandığı yine koyuyoruz. Beğenmedik mi? Tabii ki yine sandık. Ta ki ileri demokrasi bizi seçene kadar…

Sandık demokrasinin temelidir. Sivil toplum, sendika, özgür basın vs.. bunlar hep ayrıntı. Ne kadar çok sandık o kadar çok demokrasi. Hesap basit. Avrupa bizi niye kıskanıyor? Tabii ki bu yüzden. Miting toplanma demek. Seçim olmasa miting yapanlar gezici olacak. Bu yüzden seçim sayesinde miting yapabiliyoruz.

“Avrupada miting mi kaldı?” diye sorsan cevap hazır: Avrupa bizi kıskanıyor. Bunu söyleyenin anayasa profesörü olduğu ülkede seçim yapmayı demokrasi sanmaya şaşırmamak lazım. Yine de 1 avronun 1 avro olduğu ülkelerde seçim sandığını tüm demokratik kurumların yerine koymuyorlar. Aklınızda bulunsun…

Bu arada yüzde 10 barajına da yıkılası nazarla beddua ediyorum. 6 milyon seçmeni olan bir partiye, senin mecliste yerin yok demek, ne kadar ahlaki, ne kadar insani, ne kadar vicdanidir? Herkesi düşünmeye davet ediyorum.

Tam da bu noktada oportünist daimi danışman sevgili İlnur Çevik’in, “Seçimden sonra yeni bir çözüm süreci olabilir” sözüne denk geldik. Meclise giremeyen HDP’siz bir çözüm süreci mümkün mü? Kimle görüşülecek? Demokrasiyi sadece oy vermek sananlara soruyorum, ha kimle?

Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki en büyük engellerden biridir yüzde 10 barajı.

Güce tapan ve çoğullukla ne edeceğini bilmeyen zihniyetin barajıdır.

Keban Barajı’ndan daha çok elektrik ürettiği kesin. Zira herkes geriliyor.

Yüksek barajın istikrar getiren bir şey olduğunu sananlar bilip bilmeden başkalarını cehaletle suçluyorlar. Oldu olacak vekilliği toptan kaldıralım, en çok oy alan adam (yani tek adam) kendi başına meclis olsun, çok istikrarlı olur, parti içi muhalefet derdi falan da olmaz.

CEVAP VER