İftar Buluşmamızda Kimler Vardı?

1

Tarih tedrisatını Malkoçoğlu okuyarak almış olan söz yazarları var. Öyle ki Sayın Bahçeli’nin önceki gün attığı twit aynen şöyle: “Bizans fitneydi, günahtı, vebaldi, rezaletti, melanetti, çıbanbaşıydı.”

Sayın Reisi Cumhurdan rol çalmak gibi olacak ama sormak istiyorum söz yazarına “Ey söz yazarı bu Bizans Sana Ne Etti?”

“FETHE Dair AYKIRI Düşünceler” adlı makalemde sanki havaya konuşmuşuz gibi…

Neredeyse bütün camilerin kopya çektiği Ayasofya’nın da farkında olmayan söz yazarı ciddi bir zihinsel ket yaşıyor olmalı. Zaten geçmişte söylediği onca ağır ithama rağmen AKP ve liderinin yörüngesinde uydu misali tur atması bu sekeli önemli oranda açık ediyordu. Lakin gariban bir tarihsel varlığı adeta karşısındaki bir gerçek rakipmişcesine tanımlayan bu gölge boksörüne “Allah fikir versin” demekten gayrısı bana düşmüyor. Hele ki bu acaip twitin arkasından sıraladığı seri twitlerle halkın tahminen en az yarısına pek de makbul gelmeyen ittifakını hayat memat meselesi olarak lanse edip, gökten düşen zembille dahil olduğu ittifakın dışında kalanları düşmanlıkla suçlayıcı ifadeleri ise, esas olarak twitterin icat edildiği ülkelerde nefret suçu kategorisine giren ciddi bir eylem olarak görünmektedir.

Bahçeli buzda dans eder gibi ittifak ve müttefik değiştire dursun ben nacizane önceki akşam adeta Bahçeli ne diyorsa tersi doğrudur önermesini kanıtlar gibi bir ekiple iftar eda ettim. Ekip üyelerimiz Can Ataklı, Fehmi Koru, İhsan Eliaçık, Gürbüz Çapan ve Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı Yaşar Kangel’di. Ekip Sn.Bahçeli’yi yerinden hoplatacak çeşitlilikte idi. 6 Benzemez insan bendenizin evsahipliğinde Beyoğlu’nun en mutena ve de Vedat Milor üstad tasdikli Lades sofrasında yeryüzü olmasa da bir Pera iftarına imza attık.

Bahçeli’nin tek tip insan hayaline inat dünyaya dair hiç de azımsanmayacak ölçüde fikri ve umudu olan insanlar kendi zaviyeleri ile diğerleri arasındaki kesişim kümelerini ölçüp biçti. Bahçeli’nin meşum twitlerinden bir tanesinde “inançlarımızın huzur verici mesajıyla dünyanın doğrudan tanıştığı ifade olunuyor.”

Bahçeli sempatizanları vaki ifadenin anlaşılmaz dehşetengiz labirentvari girdaplarında yuvarlanıp şairin ne demek istediğini anlayadursun, biz Sezai Karakoç’un şu dizelerindeki gibi aslımıza döndük :

“Bana ne Paris’ten NewYork’tan Londra’dan Moskova’dan Pekin’den.
Senin yanında bütün türedi uygarlıklar umurumda mı?
Sen bir uygarlık oldun bir ömür boyu, Geceme gündüzüme.
Gözlerin Lale Devrinden bir pencere, Ellerin Baki’den Nefi’den Şeyh Galib’den Kucağıma dökülen Altın leylak”

Bahçeli’nin ya da söz yazarının şiirden uzak kaldığına şüphe yok bence biraz Sezai Karakoç okunsa böyle tuhaf twitler atılmaz. Ki gerçekten bu sorunlu zihnin bir diğer twiti ise şu şekilde devam ediyor : “İstanbul… üzerine saçılmış ölü toprağı Türk ve Türkiye sevdalıları tarafından dağıtılacaktır.” İstanbul Belediye Başkanlığı dahil 24 yıllık AKP iktidarında saçıldığı anlaşılan bu ölü toprağını dağıtacak Türkiye sevdalılarını anladık da, Türk sevdalısı ne ola ki diye önceki geceki ekibimize ciddi bir sorgulama yapmak zorunda kaldım. Çünkü ekipte bendeniz Arap olmakla beraber neredeyse her dilde insan vardı iftarda, yani tam bir Türkiye mozaiği hasıl idi.

Tabii genetik araştırmadan ziyade ana dil ayrımlı bu sınıflama bizlerin Bahçeli twitinde nereye düştüğümüzü çok da açıkça ortaya çıkarıyordu. Twit esas alınırsa, Sn. Bahçeli tarafından sevilmiyorduk. Türk ve Türkiye dendiği için mantık dersinde öğrendiğim kadarı ile her ikisi de geçerli olmalıydı. Bu noktada onlara göre Türk sevdalısı kitlelere hitap etmeyen halimizle bayağı bir hüzün denizinde süzüldük.

Twitter gibi bir kefere icadında Sn. Bahçeli’nin hakanı Fatih Sultan Mehmet’i yad edip rahmetle anması son derece yerinde bir hareket olmakla beraber ortaya çıkan hamaset miktarının mebzul haddi aştığı anlaşılıyor. Sn. Bahçeli’nin daha önce de yazdığımız soğuk savaş çağından kopup gelmiş kendini hala soğuk savaş büyük anti komünist partisinin bir azası gören hal ve tavrı normalde komik olmakla beraber Türkiye’de gördüğü itibar dikkate alınarak trajiktir.

Düşman yaratmanın en başarılı piyesi olan Soğuk Savaş anti komünist çığırtkanlığında alınan tedrisat hele ki akabinde üzerine bir şey konmadığında vodvil tadında bir sakilliği işaret ediyor. Bizans gibi hayali bir düşman ile yeldeğirmenlerine savaş açan Manchalı Don Quichote’den geri kalmaz bir mebzulluk tel tel dökülüyor. Kerameti kendinden menkul bir tuhaf anti tarih tezi etrafında kendi yalanına kendi inanan sahte bir kahraman görüntüsü spotlara çıkıyor. Bu hal ve tarz içinde, geçenlerde ifade ettiğimiz üzere, 27 Mayıs günü adeta sözleşilmiş gibi terennüm edilen Menderes/Zorlu/Polatkan üçlüsünü idama götüren darbenin sözcülüğünü yapan rahmetli Alparslan Türkeş’in sanki o gür sesli albay başka bir insanmış gibi Cumhur ittifakınca en ufak bir hatırlama kırıntısına tabi olmayışı ise işin sahtelik ve zorlamasının hadlerine dair insana ister istemez önce şaşkınlık sonra hiddet veriyor.

Üzerinden kamu parası ile iktidar hayali devşirilen Menderes’i ipe götüren darbenin ilk sözcüsü Türkeş bu Cumhur ittifakının en yılmaz savunucusu Bahçeli için onun partisi için ne anlam ifade ediyor? Biri gelsin beri gelsin.

En gerçekçi yalanlar en büyük yalanlardır kuşkusuz. AKP-MHP ittifakı daha bu ittifakın üyelerinin geçmişi konusunda bile samimi değil iken hangi yüzle cemiyete dizayn tebellüğ etmektedir?

Yaşar Kangel, Veysi Dündar ve İhsan Eliaçık, iftar sonrası muhabbetinde..

 

Biz iftar soframızda Sözcü yazarından bir dönem AKP’ye en büyük desteği vermiş bireye, modern belediyeciliği, çevreyle barışık modelleri ortaya koyan doğulu bir doktora, İslamın özüne dair sözlerini ve kapitalizmin çare olmadığını zikreden bir din adamına toplandığımız sofrada birbirimizden öğrenmeye gayret ettik.

“Tek bildiğimiz bilmediğimiz şeylerin olabileceği idi.” Bu birliktelik bize sadece biraz daha öğrenme fırsatı verdi.

Bizim için tarih Bahçeli’nin “Bilge Kağan-Alparslan-Osman Gazi-Fatih-Kanuni-Atatürk” bugünler lineerliğinde değildi.

Bahçeli soğuk savaş döneminde üzerinde kalmayı başardığı eleğin deliklerinde yitip giden onlarca yüzlerce binlerce aydına olan borcunu ödememiş olmanın rahatlık ve kibri ile Missourili Jack Dorsey’in icat ettiği twitterda ahkam kesip Türke Türkün reklamını bedavadan yapadursun biz kadim Pera’nın 24 senedir bitip tükenmez AKP tahakkümünde şekli şemaili zorlanmış bir köşesinde sohbet ettik, umuttan söz ettik. Yolda olmanın varmaktan daha mühim olduğuna inanmış idik…

Veysi Dündar Mehmet Bekaroğlu ile..

Dün de Mehmet Bekaroğlu ile iftar ettik. Kısa cümleler ve dolu başlıklarla özetliyorum. Zira yazı uzun oldu. “Bahçeli, 20 vekille grup kurmanın telaşındadır. Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce’yi aday göstermekle doğru bir hamle yaptı. Partiyi güçlendirdi. İnce’nin şu anda Meral Akşener’den 10 puan önde. İnce ikinci tura kalacak olursa, yardımcıları sürpriz isimler olacak. İkinci tur için yeni bir strateji ortaya konacak, yeni bir manifesto yayınlanacak…” dedi özetle.

 

Veysi Dündar ve Sezgin Tanrıkulu..

Son konuğum ise Sezgin Tanrıkulu idi. Seçim güvenliği konusunda çok hassas çalıştıklarını, hile yapmayı neredeyse mümkün olmayacak kerteye getireceklerini ve gerekirse her sandık başına bir avukat yerleştirebilecekleri söyledi. Seçim Ramazan’a denk gelince iftarda konuşulanlar da haliyle siyasi oluyor…

Eğer günümüz şiirle bitse idi tam Ahmet Telli’den şu şiir bize yakışırdı:

Bir arkadaş evine uğrarız yolüstü
bir fincan kahve içeriz, ısıtır bizi
başını sessizce omzuma koyarsın
gülüreyhan olur soluğun
Biz kalırız kuşlar dönüp gelir
her balkonda bir menekşe sesi

Belki yeniden güzelleştiririz
adları değiştirilen parkları
perdeleri hiç açılmayan evlerde
ışıklar yanar çocuk sesleri duyulur
tanıdık sevinçlerle dolar yeniden
kendi sesini kemiren alanlar

Anısı biz olalım bu sokakların
ve hiç durmadan yağmur yağsın
Biz gürültüsüz sözcükler bulalım
sarmaşıklar fısıldaşsın yine
Gidersek birlikte gideriz
yeni sevinçler buluruz hüzne benzeyen

1 YORUM

CEVAP VER