Şimdi Ne Olacak?

0

Osmanlı Devleti’nin yıkılışını durdurmak amacıyla ortaya çıkmış birçok fikir akımı vardır: Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük, Batıcılık, Adem-i Merkeziyetçilik ve Kürtçülük.

Osmanlıcılık fikrini savunanlar, Osmanlı Devleti sınırları dahilinde yaşayan bütün vatandaşların din, dil ve ırkına bakılmaksızın, “Osmanlı Vatanı” ideali etrafında birleşmeleri ile Osmanlı Devleti’nin yıkılıştan kurtulabileceğini düşünüyorlardı. Bunun için bir Meclis’in ve Anayasa’nın bulunduğu Meşruti bir idareyi savunuyorlardı.

İslamcılar ise Osmanlı Devleti’nin kurtuluşunun ancak İslam’ın emrettiği ilkelerin uygulanması ile olacağını savunuyorlardı. Meşveret, adalet, hürriyet ve eşitliğin ancak Şeriat’ın uygulandığı bir ortamda sağlanacağını söylüyorlardı. Ayrıca siyasal olarak bütün dünya Müslümanları Halife’nin etrafında toplanırsa Osmanlı düşmanları ile daha iyi mücadele edileceğini ve devletin yıkılmaktan kurtulabileceğini zannediyorlardı.

Türkçülük ise Osmanlıcılık ve İslamcılık fikirlerinin başarısızlığından sonra ortaya çıkmıştır. Türkçülere göre; milli devletler çağında Osmanlı Devleti’nin de milli bir Türk devletine dönüşmesi ile yıkılışının önüne geçilebilirdi. Üstelik Asya’daki diğer soydaşlardan da destek alınabilir ve özellikle Rusya ile mücadelede başarılar sağlanabilirdi.

Batıcılar ise Batı’nın sadece teknolojisinin alınmasının yeterli olmadığını, aynı zamanda Batı’nın değerlerinin de alınarak yıkılışın önüne geçilebileceğini ve ilerlemenin sağlanabileceğini savunuyorlardı. Sekülarizmin toplumda bir değer olarak yerleşmesini, din-devlet işlerinin tamamen ayrılmasını; eğitim, hukuk, siyaset, ekonomi ve sanat gibi birçok alanda Batı’nın taklit edilmesi gerektiğini savunuyorlardı.

Adem-i Merkeziyetçilik yukarıdaki dört düşünce kadar kuvvetli olmasa da tartışılmıştır. Bu fikrin taraftarları, özel teşebbüsün geliştirilmesini ve merkezi yönetimin terkedilerek yetkilerin yerel yöneticilere dağıtılmasını savunuyorlardı. Liberal bir ekonomik modeldi savundukları.

Kürtçülük akımı ise II. Meşrutiyet’ten az evvel başlamış bir düşüncedir. Başlangıçta Osmanlı Padişah ve Halifesine bağlı bir özerk yönetim şeklinde tasavvur edilmiştir. Türkiye’de milli mücadeleye destek vermişlerdir. Ama Türkiye’nin ulus bir devlete dönüşmesi ile bağımsızlık düşüncesi belirginleşmeye başlamıştır.

Bütün bu fikir akımları kendi mecralarında ve kendi yayın organları ile fikri mücadelelerini sürdürmüşlerdir. Türkiye işgale uğrayınca bütün bu düşüncelerin mensupları vatan müdafaasına girişmiş, omuz omuza, düşmanla mücadele etmiş. Kimi şehit olmuş kimi de gazi.

Millî Mücadele zaferinden sonra, Mustafa Kemal Atatürk’ün otoriter bir yönetimi benimsemesi ile bütün bu fikirler ve fikrin sahipleri bir şekilde ortadan kaybolmuşlardır. Sadece Kemalizm ideali kalmıştır. Kemalist Tek Parti iktidarının sona ermesi ile öldü sanılan fikirler tekrar canlanmaya başlamış, öldü sanılan görüşler ve o görüşleri savunanlar uzun süren mücadelenin sonunda tekrar tarih sahnesindeki yerlerini almışlardır.

24 Haziran 2018’de yapılan seçimler ile Kemalizm Meclis’te azınlığa düşmüştür. Türk ve Kürt milliyetçileri Meclis’teki yerlerini sağlamlaştırmış, İslamcılar ise Meclis’teki en büyük parti olmuştur.

Şimdi karşımızda bu durum tahlilinden daha büyük bir soru durmaktadır: Şimdi ne olacak?

İslamcılığın tarihsel taahhütleri mi uygulanacak? İktidar ortağı Türkçülerin fikirleri mi hayata geçirilecek? Ya da iki düşünce arasında bir sentez mi yapılacak?

Başka bir ihtimal var mı?

Bence; Bir İhtimal Daha Var…

 

Doğrudan iletişim için: @aagcakulu

CEVAP VER