Yeni Sistem ama tarz ve yaklaşım eski, anlamak için dört bakanlık yeter. Hadi buyurun.

1
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Yeni sistem resmen başladı ve yeni kabinenin de tanıtımı yapıldı. Görkemli tören ve gövde gösterisi büyüleyiciydi. Hayırlı, uğurlu olsun.

Başkasını bilmem ama ben kendi adıma şunu söyleyebilirim. Objektif kalarak farklı pencereler açmaya çalışıyorum. Ve hatta kimi zaman da gelişmelere, Türkiye’nin iyiliği için, iyi niyetle bakmaya gayret ediyorum ve ediyoruz.

Kabinenin açıklanması ve yeni sistemle ilgili olarak da,olumlu bakmaya gayret göstersek bile her zaman bu konuda başarılı olmak mümkün değil.

‘Millete hizmetkar olmaya geldik’ cümlesi bana göre yeterli değil. Çünkü hukuki alt yapısı olmayan bir cümle.

‘Yeni sistemin zamanla gelişeceği’ cümlesine ‘iskeletini ve çatısını çaktık’ cümlesini de ilave edince dünkü yazımın ne kadar yerinde olduğunu gördüm.

Plan, proje, hukuki zemini ve hukuksal alt yapı çalışmaları bitmeden kurduğumuz bir sistem, nasıl çalışacak çok merak ediyorum.

Evet yeni sistem, doğru; ama tarz ve yaklaşım eski kalmış. Hal böyle olunca, nasıl yeni bir sistemden bahsedebiliriz acaba.

Bakanlar açıklanırken dedim ki, acaba toplumun bütününü kucaklayacak bir düşünce olmuş mudur? Sona kadar bekledim, acaba CHP kültüründen, CHP geleneğinden biri de bakan yapılmış mıdır, diye. Çünkü yeni sistem ve yeni sistemde toplum kucaklanacaktı, öyle değil mi?

Sistem yeni de, tarz ve anlayış eski dememin sebeplerini de açıklamaya başlamış oldum.

Yeni sistemde toplumun bütünü kucaklanacak’ cümlesinde samimi olunmuş olsaydı, bunu bakanlar açıklanırken görmüş olurduk (CHP geleneğinden en az bir kişi bakan olmuş olsaydı) ve toplumun her kesimi yeni sistemi benimser ve samimiyetine inanmış olurdu. Bu birinci sebep.

İkincisi. Bakanlıklara getirilen isimler.

Kabineler açıklanırken bakılacak en temel dört bakanlık vardır: İçişleri, Dışişleri, Hazine-Maliye ve Savunma.

Şimdi bunlara bir göz atalım.

İçişleri bakanlığında isim değişikliği olmadı. Eski bakan görevini devam ettirmekte. Toplumu ayrıştırıcı, tansiyonu arttırıcı tarzıyla; fevri ve sert çıkışları olan eski bakan hala görevine devam ediyor. Buradan anlıyoruz ki, sistem yeni ama tarz ve anlayış eskisi gibi olmaya devam edecek.

Dışişleri bakanlığında da isim değişmedi. Avrupa’ya ve dünyaya racon kesme, meydan okuma tarzında olan ve ‘biz yaptık oldu, sıkıysa değiştirin’ söylemini dilinden düşürmeyen tarz değişmedi. Buradan anlıyoruz ki, sistem yeni ama tarz ve anlayış eskisi gibi olmaya devam edecek.

Savunma bakanlığına eski (ama sanırım eski değil, çünkü hala görevini devam ettiriyor) Genelkurmay başkanı getirildi.

Bu ismin önemi nedir? Bu ismin önemi şu: ‘15 Temmuz’u unutmadık ve unutturmayacağız’ fikrinin şekle bürünmüş halidir. İyi olan tarafı da, belki 15 Temmuz sürekli kaşınırsa, ‘aslında ne oldu’ üzerine konuşma ve tartışmalar daha çok yapılır. Bu da demokrasi adına güzel bir gelişme olur.

Ayrıca bu isimle ‘askeri arkamıza aldık’ mesajı vermektir. Bu neden önemli, çünkü Türkler asker millettir. Askerlik kutsaldır ve askere sahip olan devlete sahip olur.

Ayrıca bu isim neden önemli? Üzeri örtbas edilmeye çalışılsa da, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ofisine helikopter baskınında yer alan isim. Bundan dolayı da bir mesaj verilme derdine girildiği aşikardır.

Hazine ve Maliye bakanlığı. Bu iki bakanlık birleştirildi. Bütün ‘para’ ile igili konular, icraatlar, çalışmalar ve yaklaşımlar tek çatı altında toplandı. Ve bu bakanlık da çok ama çok önemli. Buraya da Tayyip Erdoğan’ın damadı getirildi. Burada verilen mesaj da şu: ‘Hazine ve Maliye, en önem verdiğimiz bakanlık, en önem verdiğimiz konu da ‘para’, bundan dolayı bu konuda kimseye güvenimiz yok. Ancak ve ancak aileden birisi olursa, güvenimiz olur’.

Üç bakanlık hakkında da birkaç cümle söylemek çok yerinde olacak.

Birincisi, Enerji ve tabii kaynaklar bakanlığı. Bu bakanlığa getirilen kişi 2015 yılında bakanlığın müsteşarlığına atanan kişi. Peki bu ne anlama geliyor? Eneri ve tabii kaynaklar bakanlığında daha önce Tayyip Bey’in damadı bulunuyordu. Kendisi de, şimdiki bakanı müsteşar yapmıştı ve şimdi de bakan oldu. Yani yönetme, kontrol ve yönlendirme yeni bakanda imiş gibi görünse de, aslında onu müsteşar ve bakan yapanlar, o bakanlığı yönetmeye devam edecekler.

Bir diğer bakanlık, Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı. Bu bakanlığa getirilen kişi KADEM Ankara temsilcisi imiş. KADEM, Tayyip Bey’in kızının, ailesinin direk olarak ilgilendiği bir kuruluş. Ve hatta kızı Sümeyye Hanım KADEM başkan yardımcısı. 

Ve son bakanlık, Tarım ve Orman bakanlığı. Bu bakanlığa getirilen isim de tanıdık. Eski maliye bakanı, rahmetli Ekrem Pakdemirli’nin oğlu.

Bu isim neden önemli ve mesaj yüklü derseniz, ben sizlere gördüğümü aktarayım. Yeni bakanın abisi ve aile yakınları akademisyen olarak görev yapıyorlardı. Ekim 2016 tarihinde çıkartılan KHK ile görevden uzaklaştırıldılar. Manisa Üniversitesi eski rektörü olan abisi de aynı KHK ile görevden uzaklaştırıldı. Cezaevinde olup-olmadığı konusunda bilgim yok. Ancak bu bakanlık ismi konusunda verilmek istenen mesaj da şu: ‘Toplumda kanser etkisi yapan fetö olayı bu özelliğini sürdürmeye devam edecek. Aynı aileden olsalar bile insanların bu konuda ayrıştırılmaları bizi hiç ilgilendirmiyor. Aileler bölünüyor, ayrıştırılıyor bizim için önemli değil, biz bu konuyu kaşımaya devam edeceğiz ve bu konuda sağlıklı bir iyileşmenin olmasını istemiyoruz’.

Şirket sahibi olan yeni bakanlarla ilgili yorum yapmaya gerek duymuyorum. Zaten zaman içinde onlarla ilgili çok yorumlar yapılacak, yazılacak ve çizilecek.

Ha, yorumladıklarımla ilgili bana şunu da diyebilirsiniz: ‘Bu kadar da ince hesaplar yapılır mı canım, hadi sen de’. Yapılmamış olsa bile, ben gördüğümde bunları düşündüysem, birçok kişi de aynı tarzda düşünecektir.

Hadi buyrun yeni sistem hayırlı-uğurlu olsun.

Sevgi ve Bilgiyle kalın

1 YORUM

  1. Başlığı okuyunca içerik hakkında yanlış zanna kapılmıştım ama neyse…
    Yazıyı okudum ve yerden göğe kadar haklısınız diyorum Sinan Bey.
    Sistemi hangi yönde ne kadar değiştiriseniz değiştirin anlayışlar ve kafalar aynı kaldığı sürece sonuç değişmeyecektir.

CEVAP VER