Bir Resimden Akla Düşenler

0

NATO zirvesinden yansıyan bir fotoğraf ajanslara düştü dün. Zirveye katılan liderlerin eşleri hep beraber objektiflere yansımıştı. Sn. Emine Erdoğan’ın da kırmızı beyaz kostümü ile katıldığı bu resmin içindeki en ilginç katılımcı kuşkusuz Lüksemburg Başbakanının eşi idi. Çünkü Lüksemburg Başbakanı bir eşcinseldi ve eşi de haliyle hemcinsi idi.

Lüksemburg her ne kadar Fransa ve Almanya arasında bir mikro ülke olsa da hiç de azımsanmaz bir siyasi gelenek ve derinliği haiz tarihi köklere sahip bir ülke.
Ülkenin kralı ve başbakanı var. Aslında kral da yanlış ifade,  Monarşiyi Büyük Dük temsil ediyor. Nassau hanedanının temsilcisi olan Henri ülkenin görünürdeki egemeni ama tabii ki demokratik geleneğin tüm unsurları ülkede kök salmış durumda.

Ülkenin Başbakanı Xavier Bellet 45 yaşında. 5 yıldır ülkenin başında. Resme yansıyan 38 yaşındaki Gauthier Destenay ile 2015’ten beri yasal olarak evli. Lüksemburg 600 bin kişilik İstanbul ilçesi ayarındaki nüfusuna karşın kişi başına 100.000 Dolar milli gelire sahip. Yani 2.586 km2’lik bu mikro ülkenin toplam GSMH’sı 60 milyar dolar.

Bir diğer ifade ile Türkiye eğer Lüksemburg kadar değil Lüksemburg’un sadece yarısı kadar gelişmiş olsa idi şu anki GSMH’sının 800 milyar dolar değil 4 Trilyon dolar olması gerekirdi.

Lüksemburg 1970’den beri halkına dini sormuyor. O tarihte sormuş ve %96,9’unun Katolik olduğu cevabını almış. 50 yıla yakındır sormuyor.

Ülkemizde yakın zamanda Eşcinsel Yürüyüşünün yasaklandığını anımsıyorum. Buna karşılık karşımızda eşcinsel bir başbakan ile devam eden bir ülke var. Milli gelirinin yarısı bile bizim milli gelirimizin 5 katı.

Ülkemizin sadece 400’de biri kadar bir arazide ülkemizin yüzde biri kadar bir nüfusla idare ediyor.
Amacım eşcinsellik propagandası falan değil tabii. Sonuçta eşcinsel evliliği tasvip eden ülke sayısı hiç de fazla değil. Ancak “farklılıklara saygının iktisadi gelişme ile alakası var mı yok mu?” diye de düşünmeden edemiyorum.

Halkına “dinin nedir?” sorusunu sorma ihtiyacı olmayan bir ülkeden söz ediyoruz üstelik.

Türkiye acaba dünyanın neresinde? Milli gelirde nerede? Demokratiklikte nerede? Özgürlüklerde nerede?

Sn. Emine Erdoğan’ı Bay Destenay ile aynı kareye düşüren fotoğrafa baktığımızda Lüksemburg ve Türkiye’nin aynı çerçeveye sığdığını görüyoruz.

Yukarıdaki soruların yanıtının ise çerçeveyi biraz daha büyütmeyi zorunlu kıldığı anlaşılıyor.

Acaba iktisadi gelişmenin arkasında toplumsal mutabakatı da garanti altına almak olabilir mi?

Dün hayal edemediğimiz kimi şeyler zamanla yer buldu.

Başörtülü bir first lady’miz olmasını hayal dahi edemezdik. Ama şimdi var.

Acaba başka hayalleri de hızla hayata geçirmek için zaman gelmedi mi?

CEVAP VER