Adnan Oktar’ın başına gelenin anlamı

9

Rejiden yönetmen konuşuyor…

Kameraların beyaz ayarı tamam,

Mikrofonlar, ses düzeni hazır,

Işık mükemmel,

Kayıt başlıyor…

Polisler Harun Yahya, pardon Adnan Oktar ve kediciklerine dev operasyona başlıyor

 

Bütün medya; gazeteler, televizyonlar, radyolar, internet siteleri ve sosyal medya organları ağız birliği yapmışlar. Aynı kaynaktan servis aldıkları bilgilerle karakter suikastına başlıyorlar. Arkasından linç başlıyor. Suçlamaları suçlamalar takip ediyor. İnanılmaz suçlamalar…

Niye bu kadar masum sabinin ırzına geçilmesine müsaade edildi diye soran mı var?

Ya masumiyet karinesi?

Aman canım sen de! Her şey ayan beyan ortada…

Peki öyle olsun…

Memleket devasa bir Colosseum’a dönmüş durumda. Millet de Colosseum’daki seyircilere benziyor. Periyodik olarak arenada gladyatörler tarafından vahşice katledilen veya vahşi hayvanların önüne atılan kendi türündeki insanların parçalanmasını “yaşasın naraları” altında izliyor. Kimse sorgulamıyor ve düşünmüyor içine düştüğümüz durumun vahametini. Adeta linçe ve kana susamış bir topluma dönüşmüşüz. Linç edecek kimseyi bulamazsak, zavallı yavru kedileri ve köpekleri linç ediyoruz. Yetmedi çocuklarımızı öldürüyoruz. Ne oldu “Gurabahane-i Laklakan” vakfını kuran neslin torunlarına? Ne ara bu kadar vicdansız olduk? Yoksa! hep böyle mi idik?  

Bugün onu linç edenler gibi Adnan Oktar da daha evvel aynı arenada yapılan linçleri sevinç naraları eşliğinde izlemişti.

Bir gün linç edileceğini hiç düşünmüş müydü?

Ya da son misyonu linç mi edilmekti?

İlginçtir ki yarın linç edilebilecekler, şimdi sevinç naraları atıyor…

Demek dünya hayatı böyle bir şey…

Ben Adnan Oktar’a yapılan operasyonun yeni dönemin en önemli kodlarından biri olduğunu düşünüyorum. Yeni Şafak yazarı Kemal Öztürk’ün zeminini hazırlamaya çalıştığı gibi cemaat, tarikat ve dinin devlet tarafından düzenlenmesi. “Denetim, kontrol ve teşvik…”

Selef-i Salihin Ebu Hanife, İmam Şafi, İmam Ahmet bin Hanbel’den ve Bediüzzaman’a kadar bütün İslam Kahramanları devletin müdahalesini engellemek ve dinin bağımsızlığını sağlamak için hayatlarını zindanlarda geçirdiler. Seyyid Kutup bunun için idam edilmedi mi?  Ya Kerbela Şehitleri…

Neredeyse zaten tamamı bir şekilde devletin kontrolünde olan cemaat, tarikat ve İslami hareketlerin bütününü Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde toplamak ve mal varlıklarını devletleştirmek için zemin hazırlığı yapılıyor şüphesi var bende. Adnan Oktar gibi heretik bir isimden başlanması kamuoyunu hazırlamaya ve ikna etmeye yöneliktir. Muhtemelen Adnan Oktar’ı ona benzer başka aşırı isimler takip edecektir.

Kim derdi ki, gün gelecek de bunların hukukunu savunmak zorunda kalacağım.

Sen nelere Kadir’sin Allah’ım…

Doğrudan iletişim için: @aagcakulu

9 YORUMLAR

  1. Yazınızda tek dişe dokunur satır var ” Adnan Oktara niye bu kadar müsaade edildi?” Benim eksikliğim ama ne anlatmaya çalıştığınızı da kavrayamadım. Ebu Hanife, İmam Şafi, İmam Ahmet bin Hanbel ve Bediüzzaman’ ın, kerbela şehitlerinin, sapkın ve edeb yoksunu bir şahsın sizin tabirinizle; hukukunu savunduğunuz bir yazıda, değil kıyaslamak, isimlerinin geçiyor olması bile talihsizlik bence.

  2. Bu adamı savunmuyor. Adı kötüye çıkmış bir adamla başlayarak tüm cwmaatleri ve tarikatleri dwvketlestirme operasyonundan bahs ediyor. Digerlerine yapilacak ooerasyonun adnan b’oktar ambalajiyla meşrulaştırma hamlesine dikkat çekiyor.
    Devlet 1950’den beri ertelediği tekkeler ve zaviyeler kanununun uygulamasını, “dinci” bir iktidar eliyle, kedicikleri ön tarafa koyarak yürürlüğe koyuyor…

  3. Bu yazıyı arıyordum. Tam bam teline basmışsınız. Normalde bu adam kuytul kadar dişe taş olacak birisi değil. Ama neden böyle gürültülü bir operasyonla aldılar? “Nefret objesi”ni öne alarak, arkadan gelecekleri de aynı sepetin içinde göstermek için. Taktik fena değil…
    Devlet işini bilir. Hepsini teker teker alır. En son da kalanı götürür. Ardından ağlayan kalmaz.
    Güya islami sahlanis yaşayacaktık. Icini boşaltıp balonla kaldırıyorlar. Balon da irtifa için “yük” atıyor. Bir de bakmışız sanki hic bir şey yaşamamışız gibi, tv ler dinciligin kötü orneklerini anlatıyor. Halk da, bizzat hepsini teker teker gördük, cemaatini, tarikatını, siyasetcisini… Din işleri memlekete pek fayda getirmiyor…
    Halkı bu fikre geri dondurebilirlerse, 1980’de baslayan yeşil kuşak yan etkisini temizlemiş, trt de “cafer”li bizimkiler seyr eden mutlu mesut bir halka geri dönmüş oluruz.
    Dindar geçinenler kendilerine verilen koltukların gazıyla uçarken ayaklarinin altındaki zemini berhava ediyorlar. Abdulhamid, kayı, fatih gibi tüm potansiyel değerlerimizi harcıyoruz. Yarin olacaklar olduğunda, phoenix gibi küllerden yeniden doğmak için gerekli tarihi referanslar, motor etkisi yapacak ideaalerin hepsi harcanmış olacağından, 70’li 80’li yıllardakine benzer başlangıç şansı da kalmamış olacak. “harp ve sulh” taki moskova, fatihleri, zevkinin dorugunda yiyen karadul örümceği…
    Kediciklerle geyiklenen islamci camia…!!!
    Hic biriniz arkasindan gelecekkeri dusunemiyorsunuz!!!
    Beni yakupdan ise eğer bu kedi istismarcisi, beni yakup agir bedel olmadan malını yedirmez… Yediriyorsa, yemin arkasından gelecek oltaya dikkat edin…
    Yeni Şafak “birikimleri”!!!
    Akit mucahidleri!!!
    Biraz gözünüzü açın….
    Okur yorumlarına göz atan danışmanlar…!!!

    Nazar ber kadem….

  4. Sayin Ağcakulu ,Oktar’ın tutulduğu polis merkezinin önünde toplanan ve polisin yazdığı tek bir metni okudukları her hallerinden belli olan itirafçılardan birinin konuşması ve son sozleri, yazinizda anlattiginiz her cümlenin doğruluğunu ispatlıyor. İtirafci, taciz ve tecavüz olaylarını anlattıktan sonra, taciz ve tecavuzle suclanmiyacaginin garantisini almişcasina büyükrahatlık içinde gruba en az 50 tane kız getirdiğini söylüyor ve mağdur olanları şikayet etmeye davet ediyor ve en dikkat çekici ” Türk milletine ve Başkanımıza güvenin” cümlesi oluyor. Daha konu mahkemeye gitmemiş, henüz polis merkezindeki ifadeleri bile alinmamişken grubun tüm şirketlerine el konuyor alelacele kayyum ataniyor.

CEVAP VER