Şahsiyet Eğitimi

1

“Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma”, “Dün, dündür; bugün, bugündür”, cümlelerini ve “gemisini yürüten, kaptan” deyimini hiç sevmem. Kültürümüzde yer etmiş, zaman zaman dillendirdiğimiz böyle cümle veya deyimler pek çok. Bunlar bana, “kimliksizliği, şahsiyetsizliği, omurgasızlığı” övücü nitelikte gelmektedir.

Şahsiyet, kişilik, benlik dediğimiz temel değerler, bizi canlılar içinde “insan” mevkiine yükseltmektedir. Kişinin, sözünün senet olması; verdiği sözü ölüm pahasına yerine getirmesi; herkesin duruşundan memnun ve faydasından emin, varlığının başkaları için bir değer, kazanç olunması; yine aynı kişinin yük olan değil, yük alan olması; o kişiyi ayrıcalıklı kılan vasıftır, üstün bir niteliktir.

Arap dilinde şahıs, “yüksekliği ve görünüşü olan şey” diye tanımlanmaktadır. Şahsiyet’in Türkçedeki karşılığı ise ‘kişilik’tir. Kişilik, bir kimsenin kendisine özgü belirgin özellikleri, manevi ve ruhi özelliklerinin bütünü demektir.

‘Şahsiyet sahibi olmak’la kastedilen, kişilik sahibi olmaktır. Şahsiyet sahibi, artık bebeklikten çıkmış, çocukluk çağını geçmiş, insan olma sürecinde en önemli aşamaları aşmış, kendi ayakları üzerinde durabilen, kendisini ‘ben’ diye ifade edebilen ve ‘ben’ dediğinde, içini kendine özgü niteliklerle dolduran, kendini savunabilen, hayata dair bakışı olan, iddialara ve tezlere sahip bir insan varlığı demektir.

Değerleri oturmamış, nerede nasıl davranacağını belirleme yeteneği kazanamamış veya zekâsını, yeteneğini insanların faydasına sunmayıp zararına kullanan kişilere de benliksiz, kimliksiz, şahsiyet yoksunu veya şahsiyetsiz denir. Ahlak ve şahsiyet birbirinin hem olmazsa olmaz parçası hem de neden – sonucudur. Vefa, yardımseverlik, cömertlik, fedakârlık, duyarlılık, sorumluluk, sevgi, saygı gibi bütün yüce değerler insanın kimliğini, kişiliğini, şahsiyetini oluşturur.

Eğitimde dikey ve yatay boyutlardan söz edilir. Mana, eğitimin dikey; madde yatay boyutudur. Eğitimin mana boyutunu, Türkçeye “köprüyol” olarak tercüme edilen viyadükteki iki temel unsurdan direklere, madde boyutunu da yola benzetebiliriz. Sağlam direk, sağlam yol; güvenilir viyadük demektir.

Birlikte olduğumuz insanlar, yarınlarımı emanet edeceğimiz gençlerimiz karakter, şahsiyet, benlik yönüyle viyadüklerdeki direk gibi sağlam, asırlık çınar gibi saygın, kuşatıcı; örnek kişiliğiyle kutup yıldızı gibi sabit olsa diyorum zaman zaman. Verdiği sözde durmayan, zor karşısında tırsmayı tercih eden, iradesi zayıf insanların varlığı birey olarak hepimizi yoruyor, toplumsal direnci, mukavemeti zayıflatıyor.

Karakterli, şahsiyetli insanlar yetiştirmek, birden olacak iş değil. Tarihimizde, edebiyatımızda çok güzel örnekler var bunun için. Ömer Seyfettin’in Diyet, Pembe İncili Kaftan, Başını Vermeyen Şehit; aklıma ilk gelen hikâyeler ve tarihi rol modeller.

Medyada, teori değil, pratik; malumat değil, uygulama ağırlıkla bir eğitime geçileceğinden söz ediliyor. İlk ve ortaöğretimde dersler atölye tarzı işlenecekmiş. Yani öğrencinin merkeze alındığı bir eğitim yöntemi. Öğrenci en az öğretmen kadar aktif olacak. Bir bakıma usta – çırak tarzı.

Öykünme, taklit; öğrenmede etkili bir yöntem. İşin içine uygulama da girerse bilgi kalıcı, eğitim meziyet olur. İrfan kapısı aralanır.

Karayolları seferberliği kapsamında yaptığımız çok sayıdaki viyadüğe sağlam direkler yaptık ama eğitim köprüsündeki irfan direklerini ihmal ettik. İşimize gelmedi, bunu görmezden geldik. Ne derler, dedik; fincancı katırlarını çok ciddiye aldık. Kimliksiz, şahsiyetsiz, yakın ve uzak çevresine karşı duyarsız, insani değerleri az gelişmiş ya da hiç gelişmemiş nesiller yetiştirdik. Dünya ve ahireti birbirine bağlayan köprü, zayıf kaldı.

Karakter geliştirici, şahsiyet kazandırıcı atölye çalışmaları yapılmalı okullarda. Değerlerimizi sahada yaşamalı öğrenciler, bizi biz yapan değerleri kendileri bulmalı, hayata indirmeliler. Bunun için senaryolar hazırlamalı, hikâyeler yazmalı, hastane veya huzurevlerini ziyaret etmeli her biri. Proje ödevler verilmeli öğrencilere. Şahsiyetimizi yücelten değerlerimiz, varlığı ve yokluğuyla karşılaştırmalı olarak anlatılmalı, yaşatılmalı. Sevgi sevgisizlikle, vefa vefasızlıkla, cömertlik cimrilikle daha kolay anlaşılır; değerler bir yöntem olarak zıddıyla örneklenmeli. Fıtrat, doğal olarak güzel ve doğru olanı tercih edecektir. Duruş sahibi, şahsiyetli nesiller ancak böyle yetişir.

İnsan olmanın lezzetini duymak, dünyada var olmanın şükrünü ifade etmek, yaşadığımız sürece çevremizden emin olmak istiyorsak, acilen “şahsiyetli nesil” projesi üretmeli, uygulamasına geçmeliyiz.

Doğrudan iletişim için: kadir@kadirdurgun.com

1 YORUM

CEVAP VER