Emrullah Bayrak yazdı: Muhalefetin dağınıklığı, iktidarın yalnızlığı

0

Aslında perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Çok oralı olmamıştık, kriz kapımızı çalana kadar. 24 Haziran seçimleri sonrası ne iktidar ne de muhalefet durum değerlendirmesini iyi yapabildi. Sürekli suçluyu başka kapıda aradılar.

Bugün gelinen nokta ise çok yıpratıcı. Konuşmalar, eleştiriler, suçlamalar, alabildiğine çözümsüzlük kokuyor. İktidar, ekonomik bir savaş verdiğini ifade ederken; muhalefet, gelinen noktadan iktidarı sorumlu tutuyor.

Aynı gemideyiz ama birbirimizi yaralamaktan, karalamaktan biran geri durmuyoruz. Kafa kafaya verip krize çözüm aramak yerine rakibin sahasında top çevirmenin derdindeyiz.

İktidar krizde yalnız, muhalefet dağınık.

Seçim sonrası muhalefet adeta kendi derdine düştü. Müthiş bir sessizlik hakim. Açıklamaların bir karşılığı yok. Adeta kendileri söyleyip kendileri işitiyorlar. Ordu’yu sel alıyor; muhalefet iktidarı selde boğmanın derdinde.

Elbette muhalefet demek, adı üstünde eleştirmek demek ancak yerli yerinde. Yıllardır ülkede bir muhalefet eksikliğinden bahsedilirdi de bana çok inandırıcı gelmezdi. Bugün yaşadığımız krizde, cidden ülkenin bir muhalefet sorunu olduğuna inandım.

İktidarın yalnızlığı da muhalefetin dağınıklığıyla başlıyor. Bu gemi batarsa, inanın kimsenin sağ kurtulma şansı da yoktur. O nedenle bir süreliğine eski defterleri kapatalım ve bu fırtınalı günleri nasıl atlatacağımızın çaresini hep birlikte arayalım. Atasözümüzde ne diyor: Akıl akıldan üstündür. Yol gösterici eleştirel fikirlere önem verelim. Tek seslilikten mümkün olduğunca uzak duralım. Farklı fikirlere pencereler açalım.

Madem ekonomik savaş veriyoruz; o zaman bu savaşı kazanmanın en temel birinci şartı kendi içimizde huzuru sağlamaktır. Yoksa gerilim politikalarıyla, suçlamalarla, meydan okumalarla, bir bütünlük yerine dağınıklık görüntüsüyle savaşı kazanmanın mümkünatı görünmüyor.

Bu ekonomik buhrandan iktidarın tek başına çıkma şansı yoktur. En büyük vazifesi ise toplumsal bütünlüğü sağlamaktır. Bunun yolu da üsluptan geçiyor. Herkes konuşmasına, kullandığı dile, ses tonuna dikkat edecek.

Hassas bir süreç, mümkün olduğunca birbirimize karşı yaralayıcı ifadelerden kaçınmamız gerekiyor.

Bakın Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, sanki bugünler için ne yazmış:

Ayrılık Hissi Nasıl Girdi Sizin Beyninize?

Müslümanlık sizi gayet sıkı, gayet sağlam,

Bağlamak lazım iken, anlamadım, anlıyamam,

Ayrılık hissi nasıl girdi sizin beyninize?

Fikr-i kavmıyyeti şeytan mı sokan zihninize?

Birbirinden muteferrik bu kadar akvamı,

Aynı milliyetin altında tutan İslam’ı,

Temelinden yıkacak zelzele, kavmiyettir.

Bunu bir lahza unutmak ebedi haybettir…

Arnavutlukla, Araplıkla bu millet yürümez..

Son siyasetse bu! Hiç böyle siyaset yürümez!

Sizi bir aile efradı yaratmış Yaradan;

Kaldırın ayrılık esbabını artık aradan.

Siz bu davada iken yoksa, iyazen-billah,

Ecnebiler olacak sahibi mülkün nagah.

Diye dursun atalar: ‘Kal’a içinden alınır.’

Yok ki hiç bir  kişiden… Millet-i merhume sağır!

Bir değil mahvedilen devlet-i İslamiyye…

Girdiler aynı siyasetle bütün makbereye.

Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;

Toplu vurdukca yürekler, onu top sindiremez.

Bırakın eski hükümetleri meydandakiler

Yetişir, şöyle bakıp ibret alan varsa eğer.

işte Fas, işte Tunus, işte Cezayir, gitti!

işte Irak’ı da taksim ediyorlar şimdi.

CEVAP VER