Almanya’dan Türkiye’ye destek

0
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Döviz’in çıldırması ve beraberinde başlayan ayrışmayı hepiniz mutlaka görüyorsunuzdur. Dolardaki artışla başlayan sosyal medya mesajları, atışmalar, tuşlardan dökülen yazılar ve milli mücadele söylemleri…

Bir kesim ‘ne hale getirdiniz, alın buyrun’ derken, diğer kesim ülkeye yapılan operasyonu ve vatan haini olmamayı haykırıyor. Ama herkesin zihninde aynı düşünce var: Acaba dolar yarın kaç TL olacak? Bu durumun sonu acaba nasıl olacak? Bu durum piyasaya nasıl yansıyacak?

Yazımı kaleme aldığım şu dakikalarda uzak doğu borsalarından kötü haber gelmiş ve doların daha da artacağı duyurulmuştu. Bundan dolayı da, BDDK swap işlemleri konusunda kısıtlama kararı aldı.

Gerçekten çok acayip ve üzücü günleri yaşıyor Türkiye.

Diriliş kilisesi papazı Brunson üzerinden gelişen restleşmeler ve Poker tarzı atışmalarla çok ciddi bir duruma gelindi. Allah korusun, bu papaza Türkiye’de birşey olmasa bari. O zaman durum çok daha vahim hale gelebilir.

Almanya’nın ekonomi ve enerji bakanı Peter Altmaier açıklama yaptı. Bu açıklamasında Ticaret savaşlarının ekonomiye vereceği zararların altını çizerek Türkiye’nin yanında olduklarının mesajını verdi. Almanya, Türkiye’ye destek veriyor dememin sebebi de bu.

Brunson üzerinden gelişen restleşme aslında sadece Diriliş Kilisesi papazı konusu değil tabii ki. Bu, sadece buzdağının görünen resimsel manzarası.

Türkiye kendine yeni müttefiklerler, dostlar ve yön ararken, ekonomisinin kötüleştiği dönemde, Brunson çıktı ve bu da Trump için fırsat haline geldi ve Türkiye’nin sivri söylemleriyle bir anda hedef durumuna düştü.

Ortadaki savaş ABD ile Rusya gibi görünse de, aslında ABD’nın savaşı Avrupa Birliği ile.

AB’deki ülkeler ekonomilerinin gücünden dolayı rest çekip açık kart gösterebildiler ve gösterebiliyorlar. Peter Altmaier’in demeci de bunun göstergesi.

Türkiye’de aynı şekilde davranmak istiyor ama bu durum için ekonomisi kafa tutma ve restleşecek kadar güçlü değil. Sonuç da ortada.

AB ilerleyen günlerde Türkiye’ye daha fazla destek olacak gibi geliyor. Çünkü Türkiye’nin daha da zora düşmesi AB için de problem ve sıkıntı. Bunun olmaması için şimdilik demeçlerle destek veriliyor. Ama Türkiye bu duruma nasıl cevap verecek, bu da önemli bir konu. Tayyip Erdoğan’ın Almanya ziyaretine kadar ne gelişmeler olur bilinmez ama sanırım bu gezide kapalı kapılar ardında çok pazarlıklar yapılacak. Türkiye hangi tarafın yanında olacağına kadar verecek.

Israrla ve inatla Rusya ve Putin tarafında olmak acaba Türkiye’ye ne kazandırır ve ne kaybettirir; sorulması gereken soru da bu.

Görünürde iyi gibi olsa da acaba Türkiye Rusya’ya ne kadar güvenebilir?

Rusya mı, ABD mi, AB mi?…

Ekonomisi güçlü olmuş olsaydı Türkiye’nin tavrı ve vereceği cevap çok daha farklı olabilirdi.

Genç nüfusu, kaynakları ve coğrafi konumundan dolayı çok avantajları var. Ama avantajların olması bunları çok iyi değerlendirmeyi de beraberinde getirmiyor maalesef.

Maalesef diyorum, çünkü bu avantajlar hakkıyla değerlendirilmiyor ve sonrası ekonomik krize ramak kala durumları yaşanıyor.

Tayyip Erdoğan iktidara gelmeden önce bir konuşmasında şunu ifade etmişti: ‘Her başarısızlıkta ‘dış güçler’ diye hayıflanmak ve söylenmek bana doğru gelmiyor’. Aradan geçen zamanda çok sular aksa da, şu anki gelinen nokta gene aynısı.

Trump gibi birinin ABD’sinin Türkiye’yi bu şekilde oynatıyor olması üzüntü verici. Ama kendimizde hatalar aramamak için ‘dış güçlerin oyunu’ söylemleri ise daha da üzüntü verici.

Bütünsel halde insanlar meşgul olsunlar diye düşmanlar üretmek eskiden beri siyasetçilerin ve devleti yönetenlerin çok sevdiği ve uyguladığı bir taktik. Ancak inandığını söyleyen insanlar için bu durum geçerli olmasa gerek. Çünkü inanan insanlar için ölçütler bellidir. Bunlardan bir tanesi de Hz. Ömer’den:

“Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa koyunu, Gelir de adl-i İlahi sorar Ömer’den onu”.

Siyasetin amacı insanların mutlu olmasıdır. İnsanların mutlu olduğu bir ülke olması için siyaset yapılır ve bu da yaşanmıştı.

Bu ekonomik verilerle insanlar acaba mutlu mu? Kaç evde ekonomik durum sebebiyle huzursuzluk vardır acaba? Kaç evde anneler-babalar çocuklarını geçiştirme sözlerle oyalıyorlardır acaba?…

Ya da kaç insan dün geceki meteor yağmurunu mutlu ve huzurlu şekilde yaşamış ve hayatın tadına varmıştır?

ABD’nin Trump’ı, Rusya’nın Putin’i için, ülkemizdeki insanların mutsuz olmalarına değer mi?…

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

CEVAP VER