Toplumsal şiddet – Kurban ilişkisi

0
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Bugün özel bir gün.

Bugün Kurban bayramının birinci günü. Kurbanlar alındı, beslendi ve bugüne hazırlandı. Evlerinin bahçelerinde ya da hayvanların beslendiği damların az ötesinde kuyular kazıldı ve temizlikler yapıldı. Kurban derilerini tuzlamak için alınan tuzlar da yerlerinde.

Bayram namazından çıkar çıkmaz da, kim daha önce kurbanını kesecek ve kurban etinin tadına bakacak yarışı başladı.

Pardon yanlış oldu. Bugün bunlar artık olmuyor, öyle değil mi?

Kurbanını kurumlara hibe edenler birkaç kilo et alıyor ya da almıyor. Kesim yerlerinde sıralar bekleniyor. Poşetlere hazırlanmış etler en temiz haliyle insanlara teslim ediliyor.

Ya da insanlar ödemelerini yaptılar, kurbanları bilmedikleri yerlerde kesildi ve onlar da gönül rahatlığıyla tatile çıktılar bile.

Kurban ibadeti Hz. İbrahim’den itibaren bilinen şekliyle ifa edilmekte. Hz. İbrahim, oğlu İshak’ı (bir diğer rivayete göre İsmail’i) yaratıcı Rabb’e kurban etmek istemişti. Rabb, onun halis niyetini görünce bunu yapmasını istemedi. Bundan dolayı da Kuran’da İshak’la ilgili olarak ‘armağan ettik’ ibaresini kullanılır.

‘Ona İshak’ı armağan ettik, üstüne de Yakub’u; her birini salihler kıldık’ (Enbiya, 72)

‘Biz ona, salihlerden bir peygamber olarak İshak’ı da müjdeledik’ (Saffat, 112)

Kurban ibadeti aslında Adem’in çocukları Habil ve Kabil’e kadar dayanır. Yaratıcı Rabb’e sunulan bir hediyedir.

İbrahim’in halis niyetini görünce oğlu İshak’ı kurban etmesini engelleyen Rabb, acaba bu ibadeti neden devam ettirmiştir.

Onun eti, kemiği Rabb’e ulaşmıyor, sadece halis niyet ulaşıyorsa, bu ibadetin dünyada yaşayan insan varlığı için faydaları nelerdir?

Bayram vaazlarında duya duya alıştığımız cümledir: ‘Kurban ibadeti paylaşmaktır. Et alamayacak kadar maddi açıdan zayıf durumda olanlar yılda bir defa et tüketme ihtiyaçlarını giderirler. Bundan dolayı kurban etinin bir bölümü hane için, bir bölümü gelen misafirler için, kalan bölümü de et tüketemeyen insanlar için. Ama onlara verilecek etler kurbanın en güzel yerinden olmalıdır’.

Evet, kurban paylaşmadır. Et alacak gücü olamayanların et tüketmelerini sağlamaktır.

Peki kurban kesen için faydası nedir? Kurban kestiren için sevaptır. Tekrar sorumu yönelteyim, kurban kesen için faydası nedir?

Evet, kurban kesen mi kaldı? Kurbanını kendi kesen insanlar hala yaşıyor mu?

Kurban konusu geçen bir programda iki kişi şu tabiri kullanmıştı: ‘Aman, kapatalım bu konuyu. İçimiz bir tuhaf oluyor’.

İçi tuhaf olanlar, içlerindeki hayvan sevgisinden dolayı bir tuhaf oluyorlar, sanıyorum.

Bu insanlar hiç restoranlara gidip et yemiyorlar mı?

Bu insanlar yedikleri etlerin fabrikada mı üretildiklerini sanıyorlar?

Tüketilen etler için de koyunlar, danalar kesiliyor.

Ama neden böyle yapıyorlar?

Çünkü çok merhametliyiz, insaniliğimiz o kadar fazla ki böyle kesmek kelimesi falan duyamıyoruz. Ama trafikte ölümüne kavgaya giriyoruz, insanları yaralayıp öldürüyoruz, hayvanlara şiddet yapıyoruz, insanlara-kadınlara şiddet yapıyoruz. Ama olsun biz çok insaniyiz.

Kollektif toplumsal bilinç gelişip yaygınlaşsa da, insan temel duyguları bakımından hala aynı insan. İnsan değişmiyor. İnsan denen varlık, içinde birçok duygulara sahip. Olumlu duygular ve olumsuz duygular. İnsanın şiddet eğilimi hala var ki, dünyada savaşlar var, silah sanayisi hızla ilerliyor. İnsanın bu yönü bastırılmaya çalışıldıkça başka sorunlar patlak veriyor. Çok fazla bastırılmaya çalışılan bu duygular ya kadınsılıkla, ya hastalıkla, ya psikolojik rahatsızlıkla ya topluma kapalı alanlarda şiddet uygulamakla ya da kafa yapıcı haplara müptela olmayla ortaya çıkıyor.

İnsanın hırsları, savaşçılığı önlenemez bir gerçeklik. En basit olan bu özellikler şekil değiştirse de, hala var.

Gelelim kurban kesmenin kişiye sağladığı faydaya.

Bilimsel ispatlanmış bir tez değil, ispatlanması da zaten biraz zor, uzun yıllar gerekiyor. Ancak kurban kesmenin kişiye kattığı fayda noktasındaki düşüncem şöyle:

İnsan, içinde şiddeti barındıran bir varlık. Şiddet ve kavga sahnelerinin, tartışmaların prim yapıp, daha fazla reyting yapması da bu yüzden.

İnsanın içindeki bu şiddet eğilimi, kurban keserek legal bir şekilde kanalize ediliyor.

İnsan, kendi kurbanını kendisi kestiği zaman kan akıtma dürtüsünü legal olarak tatmin ediyor. Kurbanın etiyle de insanlara yardım ediyor ve toplumsal paylaşım oluyor.

Bu, benim tezim. İster kabul edersiniz, ister etmezsiniz.

Ancak stresli modern hayat, her geçen gün insanı daha da şiddete eğilimli hale getirmekte. Kurban kesmeyi bırakan insanlar da bu şiddet döngüsünün içine girmekte. Legal olarak kanalize edilmeyen bu şiddete eğilim toplumun her kesiminde gün yüzüne çıkmakta.

Toplumumuzda kurban kesme fiili eskisi gibi yaygın hale geldikçe şiddet ve şiddete meyil daha da azalacaktır. Tabii bu dediğim, kurban ibadetine inananlar için geçerli. İnanmayanlar için ise şiddet duygusunu tatmin, çeşitli şekillerde ortaya çıkmaya devam edecek. Bilgisayar oyunlarıyla, kadına şiddetle ya da diğer aktivitelerle…

Önemli olan;insan varlığının fabrika ayarlarında olan negatif duyguların legal olarak pozitif hale getirilmesidir.
Kurban ibadetine bir de bu pencereden bakın istedim.

İslam aleminin ve bütün müslümanların Kurban Bayramı’nı tebrik eder, esenlikler ve barış dilerim.

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

CEVAP VER