Farkındalık Siyaseti

1

Siyasetin içi dışı değişiyor!

Değişen sadece devletin yönetim şekli, hükümet etme temsil ve kabiliyeti değil!

Seçim sistemlerinde de değişiklik yok.

Ancak, küçük oynamalarla, ittifaklarla, sandık sonuçlarına önlemler alındı.

Sandık birleştirmeleri ile milli irade yönlendirmeleri, seçim güvenliği(!) sağlandı.

Siyaset sahnesindeki isimler üzerinde inovasyon girişimleri yapıldı.

İktidarın içindeki devleti yöneten isimler yıldırım hızıyla değiştirildi.

Sorumlu seçilmişler gönderildi, sorumsuz yetkili atanmışlar göreve getirildi.

Medya, eskiden olduğu gibi yandaşlar ve az bir miktar diğerleri olarak ses olmaya devam ediyor şimdilik…

Eğitim sistemimizde, geleceğimizin inovasyonundaki bitmeyen çabalar sürdürülüyor.

Yargı ve hukuk sistemimizde mağdurlar ve mağrurlar yer değiştirdi…

Adalet anlayışımızda evrensellik yerine gelenekselliğin ve sıra bendeciliğin hakimiyeti sürüyor…

Ekonomide yaşananlar, eskileri hatırlatan cinsten acımasızlığı ile hayatımızın her alanında etkili.

Bu gidişatı fark eden ve karşılaştırma yetisine sahip yaş gurubu, sanırım kırklı yaşlar ve üzerlerindeki vatandaşlar…

Milli egemenlik kavramlarında inovasyon çabası..!

Ege’deki adalarımızda ve Kıbrıs’ta olan bitene karşı verilmeyen tavır, edilmeyen söz, çekilmeyen “eeyy”…

Güçlü Türkiye’nin emniyet sigortası “Türk Silahlı Kuvvetleri”nin yeniden yapılandırılması(!)…

Oluşturulan yeni ordu, yeni emniyet teşkilatı, yeni yargı çabaları, yeni siyasi söylemler, milli duygular(!), duygusuzluklar, farklı ulus devletçilik hazırlıkları…

Değişen bunca şeye rağmen değişmeyen;

Siyaset kurumu.. siyasi partiler yasası.. bağımsız ve tarafsız seçmen profili.. milli iradeye güvenmeme.. intikam duygusu.. mağduriyet edebiyatı ile mağrurlaşma.. yeni mağdurlar yaratma…

Yetkili ve sorumlu olanları anlamsızca savunma gereksinimi..

“Ama” ile başlayan, “ancak” ile devam eden hak verme modeli..

Yanlışlar farkında olunsa da, adeta tapınarak yanlıştan dönmeme eğilimi..

Eskimiş ve inovasyon öncesindeki siyaset anlayışında adına “muhalefet” denilen siyasi partilerin de farkındalık ihtiyaçlarının varlığı..

Bu ihtiyaçların varlığına rağmen, güya muhalefet edilerek sadece mağdurların yanında söylem üretmeyi hala siyaset zanneden bir muhalefet anlayışı..

Haksızlığa uğrayan kesimlerin sesi olmayı ve aynı söylemi parti kimliği altında dile getirmeyi, tekrarlamayı, hala siyaset zanneden bir muhalefet anlayışı yerine..,

Seçmene “öğüt vermekten ziyade”, örnekleme ile yaşatacak..

“Hataları söylemekten ziyade” farkındalıklarına katkı sunacak..

“Yanlışlıkları dile getirmekten ziyade”, yaşamlarıyla hissettirecek..

“Gelecek ile korkutmaktan ziyade”, geleceği kendilerine şimdiden gösterecek ve yaşatacak..

Mağdur oldukları ve olacakları hususları acıtarak da olsa yüzlerine vuracak..

Bu yaratılan mağduriyetlerin ortaklarına da, farklı eylemlerle muhalefet edecek..

Söylemsiz eylemler..

Araçsız tepkiler..

Sessiz bakışlar..

Bantlı ağızlar..

Görmeyen gözlükler..

Suskun kuyruklar..

Boş ve sessiz tencereler..

Cepsiz, yırtık pırtık kıyafetler..

Beş liralık benzin kuyrukları..

On kilometre hızla yapılan otoban yolculukları, köprü geçişleri..

Velhasıl, listeyi uzatmak, muhalefeti çeşitlendirmek, eylem ile keskinleştirmek ile

Artık “Farkındalık siyaseti” zamanı geldi sanırım…!

1 YORUM

  1. Ahh hocam ; alimi susmuş, yazarı susmuş veya susturulmuş,adaletsizliğe,vicdansızlığa,yolsuzluğa,israfa,iffetsizliğe,eğitimsizliğe,insanların putlaştırılmasına,sessiz,dilsiz ve kör kalanlar yarın huzuru ilahide ne diyeceksizniz.”Biz bunların şerrinden korktuk,veya bizim cemaate veya vakıfa vb. yapılarımıza da zarar verirlerdiye çekindik.veya kendi yandaşlarımız fenfaati için sustuk”mu diyeceksiniz.

CEVAP VER