Kaza Yapan Ehliyeti, Kriz Yapan Diplomayı Kaybeder

4

“Akparti 16 yılın sonunda ülkeyi aldığı istasyona geri bırakıyor.”
Tarih iki kez tekerrür edermiş; birincisinde trajedi, ikincisinde komedi olarak…
Türkiye ekonomik krizi enflasyonu çok haneli kredi faizlerini tekrar yaşarken, tarihin dram olarak tekerrürünü yaşıyoruz.

Akpartinin eski Enerji Bakanı Taner Yıldız bir zamanlar “eğitim düzeyi arttıkça oy oranımız azalıyor” demişti. Şimdi kendisi nerelerde bilmiyoruz ama acının derinlere nüfuz ettiği bu günlerde eğitim düzeyi düşük bir oy tabanı ile iktidar olmanın kolay ama iktidarı istikrar ile sürdürmenin zor olduğu günlere geldik. Hoş Rus uçağı düşürüldüğünde; öğretmenler matah bir şey gibi alkışlamışlar ve zılgıt yemişlerdi. O yüzden eğitimde de kalite şart.

Gün geçmiyor ki ekonomi alanında kriz etkisiyle alınmış, kısıtlama kararları ile karşılaşmayalım. Geçen haftaya damga vuran ve iyi niyetle baktığımız kamu bankası kur hatası bir haftası dolmadan yinelendi. (Vakıf Katılım Bankası da dolar kurunu 4.58’e Euro’yu da 5.39’a çekti.) Ekonomiye ve yönetimine güven yerlerde geziyor. Madem hesap yapmak bu kadar zor; “kamu bankası yerine, kamu bakkalı’’ olsa diye geçiyor akıldan.

Akpartinin MHP tandemi kurduğu; “yurtta postal, yurtdışına posta” siyaseti belli ki işleri hiç iyi noktaya getirmedi.

Türkiye’de ihracatın ithalata bağımlılığı aşikar iken, ihracatçının elini daraltmak belli ki Tarzan’ın bayağı zorda olduğunu gösteriyor. “Ey Cehape ile başlayıp Ey Amerika ile Nirvana bulan Ey siyaseti” belli ki ekonomiye giriş dersini dahi kurtaramamış.

Sorunların sebebini bulamayanlar, aynı yanlışı tekrar tekrar yapıp farklı neticeler elde etmeyi umarlar. Akpartinin geldiği nokta da bundan farksız.

Özetlemek gerekir mi bilinmez ama yine de biz üzerimize düşeni yapalım bir kez daha. Türkiye sağ geleneğinin mirasını yiyen Akpartinin, bu mirasın ideolojik ketleri ile ilişkisini kesememesidir sorun. MHP Akpartiye kurtarıcı olarak eklemlense de, söylemi ve hedefleri ile bir ülkenin kendini emanet edebileceği dengeden yoksundur. Bütün Avrupa ultra milliyetçi partilerini bir şekilde düzenlemeye gayret ederken, Akparti kendini bu zemine emanet etmekten çekinmemiştir. Zaten Akparti yine MHP gibi geçmişe takılmış bir ideolojiye yeterince prim vermekle de malul değil midir? Sırf alnı secde gören insanlar topluluğu olarak baştacı edilenlerin, ülkeyi soktukları durum çok da uzak günlerin hikayesi değil.

Sosyal mühendislik hele ki postmodern dünyada işlevi kalmamış bir hayaldir. Bir zamanlar ayrıcalık olan İmam Hatip öğrenciliği vakai adiye bir sıradanlık ritüeli haline sokulduğundan beri büyüsünü kaybetmiştir.

Akparti siyaseti geniş tabanlı bir kitle partisi gibi değil, marjinal bir muhalif parti gibi yürütmenin ağır maliyetini topluma ödetmektedir. Sn. Erdoğan’ın şiir kasetleri 1980’lerin başında kendi çevresinde popülerdi. Şiirin romantik devrimciligi reel politik ile çelişmiştir.

Akparti 16 yılın sonunda bizi aldığı istasyona geri bırakıyor. Enflasyon bu defa canavar olarak değil, canavarların dahi korkacağı bir Leviathan olarak hayatımıza giriyor.

Leviathan aslında hem canavar hem de iktidarın siyasal meşruiyetini temsil eden bir kavramdır. Akparti cenahına naçizane önerim; siyaset biliminin ana metinlerine bu vesile ile bir geri bakış yapması, Locke-Montesqieu-Hobbes siyaset üzerine ne yazmış bir hatırlaması.
Özellikle kuvvetler ayrılığı konusunda bir tekrara ihtiyaç olduğu kesin. Belki de ekonomi alanında başımıza gelenlerin arkasında siyaset bilimindeki bilgi eksikliğinin payı vardır.
Üniversite birinci sınıfta iktisada ve siyaset bilimine giriş derslerini geçemeyen üniversite diploması alamaz. Yoksa mevcut diploma sahiplerini tekrar imtihan mı etsek? Kaza yapanlar nasıl yeniden ehliyet sınavına giriyorsa, kriz çıkaran da diplomayı tazelesin.

4 YORUMLAR

  1. Sn Yazar ekonominin turşusunu kurdular. Görünen o ki ülkenin turşusunu kurmak için dört nala koşturuyorlar.Suç sadece iktidarın mı ;tabikii hayır.Oy verip denetimini seçimlerde yapamayan,seçmenlerde en az yönetenler kadar suçlu.Yani bilgiyi temelden vermedikçe,biri gidip diğer benzeri gelecek.Bugün Türkiyenin yaşadığı siyasi patronajdır.Siyadet ekonomik çıkar alışverişi olarak görüldükçe, siyasetçi de patron konumunda olduğu sürece düzelme çok zor.

  2. Sayın yazarim; enflasyondan bahsediyor. Çokta güzel açıklamalar yapıyorsun. Halkın anlatacağı dilden halkın dili oluyorsun. Halkın sözü oluyor. Halkta yazdıklarını anlıyor. Sevgili yazarım ben bir CHP üyesiyim. Tüm Muhtar Dernekleri Federasyonu Genel Başkan yardımcısiyim. Enflasyon ayaklarımızı pişirmekte aşımızda ise bir ateş olarak yanıyor.Evlerde ise as yerine yemek yerine boş tencereler ocak üstünde duruyor. Sizin de yazdığınız gibi yazılarınıza yetkililer duyarlılık gösterir de fakir fukaranın dili olan bu yazara ses verelim.Kendisini destekleyen okurlarına derman olmak amacıyla ilgilenmemiz bir yönetim borcumuz olması dileğimizle. Tekrara sayın yazar sana teşekkür eder, saygılarımı sunarım. Oyu ki varsınız. Sağ olasınız var olasınız.

CEVAP VER