Türkiye siyasetinde kartlar yeniden mi karılıyor?

1
Adelina Sfishta
1987 yılında Kosova-Podujeva'da doğdu. Kosova savaşını militan bir kız çocuğu olarak yaşadı. Üniversitede radyo televizyon eğitimi aldı. 2009 yılında Balkan TV'de çalışmaya başladı. 9 yıldır TV haber ve programcılığı yapmaktadır. Araştırmaları Balkan ülkeleri ve Türkiye eksenlidir.

Yeniçağ yazarı Ahmet Takan “bildiğimizi değil de bilmediğimizi mi biliyor?”

Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Mehmet Şimşek, yeni bir “merkez parti” kurma çalışmaları mı sürdürüyor?

Davutoğlu kolay pes etmez, muhalefetin hali de ortada, o zaman neden olmasın?

Olsun da, dernek değil ki bu, memleket yönetilecek, halk cezbedilecek, ha bir de şey var, “izin verilecek”!

Ben izin meselesine takılırım. Diğerleri zar zor mümkün. Ana muhalefet olmasa da biraz oy çıkar, o da Abdullah Gül işin içinde olursa. Davutoğlu başaramaz. Elindekini-başbakanlığı-yolda kaybedene, yeni emanet verilir mi sizce?

Abdullah Gül başka. Cumhurbaşkanlığı yarışından kaçması ile hepimizin kalbini kırdı, ama ne yapalım unuttuk. Çok değerli bir devlet adamı. Onun bile iddialı bir çıkışı gerçekleştirebilmesi felaket sahnelerinde, buhran dönemlerinde, ancak mümkün.

Buhran dönemleri sürprizlerle doludur, zamanın ruhu hangi sürpriz lideri çıkarır bilinmez.

Gelelim “izin verirler mi?” meselesine.

Vermezler, kralı gelse.

Abdullah Gül’ün bahçesine “hava indirme” yapılmasını hatırlayın, yeter.

Hele Davutoğlu, o yediği zılgıtın etkisinden kurtulabilmiş değil.

İzin vermezler. Bu kesin.

Soylu’yu-Kurtulmuş’u yanına aldı yetmedi, AKP’yi “Erdoğan’ın partisi” yaptı yetmedi, Bahçeli’yi yedeğe aldı yetmedi, Desteci’yi aldı yetmedi, Perinçek’i aldı yetmedi, Ergenekoncuları aldı yetmedi, sistemi değiştirip devlet kurumlarını kendi kurumları yaptı yetmedi, partisinde kendisine muhalif olabilecekleri kovaladı yetmedi, Gül’ü-Davutoğlu’nu-Arınç’ı gündem dışı yaptı yetmedi, kendisini “tek yetkili” yaptı yetmedi, daha kimleri kimleri bir çırpıda halletti/halledecek yetmedi, Kılıçdaroğlu’nu korkuttu yetmedi, üstelik başına Muharrem İnce’yi musallat etti yetmedi, Meral Akşener’i “fetöcü” diyerek etkisizleştirdi yetmedi. Daha sayayım mı?

İzin vermez, herhalde ikna olmuşsunuzdur.

O zaman geriye iki şey kalıyor.

Erdoğan kendiliğinden siyasetten çekilirse, o zaman kurar hayalindeki Merkez Partiyi, Davutoğlu.

Ya da bir yiğit çıkar meydana, kimseden izin almadan kurar partiyi, halkı peşine takar ve iktidara yürür.

Güzel hayal değil mi? Etrafta bunu yapacak ‘yiğit’ görüyor musunuz?

Kanaatimce Ahmet Takan bilmez mi benim bildiklerimi? Yılların gazetecisi, bir söylentiyi tartmaz-ölçmez-biçmez mi? Biçer elbet. Biçti de söyledi. Muradı ne ola ki?

Aslında bu konuda ilk işareti ben Fehmi Koru’dan aldım. “İYİ P.-Akşener, misyonunu tamamladı” diyordu usta gazeteci, bu daha anlamlı, siyaseti okuyabilenlere. Daha derin anlamı var. Daha konseptual. Ne diyor Fehmi Koru, “umulan olmadı-başarılamadı”. Bu doğru, ama sonucun nedenleri o kadar komplike-karmakarışık ki, doğru karar üretebilmek, hatta analiz yapabilmek zor. Koca CHP daha yeni 24 haziran seçim sonuç analizi yapabildidüşünsenize.

Meral Akşener, Temel Karamollaoğlu, Kılıçdaroğlu kötü liderler değiller ki! Sadece toplumun beklediği neticeyi elde edemediler. Bu neticelere bakıp, gerçekleşmeyen hayallerimiz için, hep beraber “bunlar adam değil” kolaycılığına kaçmamalıyız. Gül siyasete girmeyince ben ona “kaçak” dedim, kızgın olduk hepimiz, istedik bizlerin yerine onlar çıksınlar ve “tepegöz”ü öldürsünler ve bizler-insanlar, oh kebap.

İşte işin sırrı burada bence.

Liderler beklediğimiz gibi olmayabilir, kızmadan-vazgeçmeden önce düşünmeliyiz. İşin hiç de kolay olmadığını anlatan koca bir paragraf yazdım, kolaysa siz soyunun. Daha yolun başında bir sürü insan kaçacak delik arar, eminim.

Yeni partiler de kurulsa sonuç pek değişmez. Kılıçdaroğlu gitse İnce gelse, Akşener gitse filan gelse, Karamollaoğlu gitse Erbakan gelse… sonuç değişmez. Netice bu yoldan alınamaz.

Davutoğlu’nun güzel bir kalıbı var. “Güç temerküzü”, kitabında sıkça yazmış. İşte zaman güç temerküzü yapma zamanı. Akşener-Karamollaoğlu-Kılıçdaroğlu başarılı liderler, ama güçleri yetmiyor, bunu anlamak gerek ve “güç temerküzü” için ne yapılmalı bunun cevabını bulmak gerek. Mesele güç temerküzü yapamamakta. Yaptırmaz zaten.

Bugün siyasette olan, göz önündeki herkesin, birbiri ile rahat konuşabileceklerine ve birlikte bir çok “iş” yapabileceklerine inananlardanım. 24 haziran süreci de gösterdi, Kılıçdaroğlu’nun siyasete kattığı değer bence unutulmamalı. Demek yapılabilir. Gül neredeyse yarışa giriyordu, bir parmak mesafe kalmıştı. Belki Erdoğan süre istedi Gül’den-hatır koydu belki de. Ben tehdit olduğunu sanmam. Elbette ustalar bilir ne oldu o gün. Akşener, görüntünün aksine, “birliktelik için” epey işler yaptı, zaman gelir ustalar yazarlar. Karamollaoğlu nelere katlandı Allah bilir.

Gelelim yeni siyaset konsepti nasıl olmalıya. Yani “çözüm ne o zaman”a. Tarihten bir örnekle anlatmaya çalışalım.

Savaş tarihinden başarılı bir örnek var, oradan gidelim. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u alabilmek için mümkün olan bütün üstün savaş teknolojilerini geliştiriyor, Macar Urban filan malum mesele. Bir eksik var, Türkler henüz denizci millet değil ve deniz harp gemileri teknolojileri yetersiz. Karşı tarafın savaş gemileri büyük-yüksek ve donanımlı, Türkler bu tür gemileri yapamıyor. Fatih’in bulduğu çare kendi gemilerini; küçük-süratli ve çok sayıda üretmek. Öyle de yapıyor. Fatih’in 15-20 gemisi, karşı tarafın bir gemisine saldırıyor ve çoğunlukla da başarılı oluyor, bir yerde gedik bulup, küçük gemilerin, koca gemileri ele geçirebildiklerini görüyoruz. Tıpkı karıncaların yüzlercesinin bir çekirgeyi alt etmesi gibi. 24 haziran’ın 5 adayı bu anlayışla yarışa girdi, problem sadece “ben kazanıcam” demelerinde, “birlikte yenicez” diyememelerindeydi.

Aynı dili konuşan, mırın kırın etmeyen, memleket meselesini anlayabilen binlerce organizasyon olmalı ve aynı hedefe yönelmeli.

Hedefe yönelmeyi sağlayacak fikirler, basit-vurucu-herkesin katılabileceği-cepheyi deldirmeyecek-diğerinde direnç oluşturmayacak, karşıtlık paradoksundan uzak, müşterek değerler etrafında, belirlenmeli.

Örnekler vereyim:

Bugünümüz beraber-geleceğimiz beraber, herkese demokrasi, güçlü toplum-güçlü Türkiye, kral yalnız-toplum birlikte, yurtta barış-bölgede barış-dünyada barışgençlerimiz ve kadınlarımız özgür, “biz buna layık değiliz”, “yüksek teknoloji-geleceğin eğitimi, sınırlar kalkacak-barış ihraç edilecek, “gelin geleceğin Türkiye’sini birlikte yaratalım” gibi…

Sinerji böyle oluşur, güç böyle temerküz eder.

Herkes kendi gücünü oluştursun, ama fikir birliktelikleri ile hedefte güç temerküzü sağlansın, derim.

Ali Babacan çok değerli bir siyasetçi.

Abdullah Gül, göreceksiniz “sigorta şahsiyet”, kızsak da böyle.

Ama Karamollaoğlu, Akşener, Kılıçdaroğlu, Demirtaş da iyi siyasetçiler.

Başarının sırrı isim değiştirmekte değil, daha çok organizasyonla, ayrı istikametlerden, hedefe senkronize gidebilmekte. Herkes diğerinin “gerekli” olduğuna inanmalı ve “onsuz olmaz” diyebilmeli.

Sonra “hücum”

Karınca-çekirge ilişkisi.

1 YORUM

  1. Adelina hanım, Davutoğlu işin içine girerse o eylem amacına ulaşamaz, çünki O bir hayalperest, bu tabirim çok iyi niyetli bir tabir. “Ortadoğuda bizden habersiz kuş uçamaz”, “gelecek hafta cumayı Şamda kılıcaklar”, “Süleyman Şah türbesi olayı”, Gn Kurmay başkanı ile o gecenin görüntüleri hala hafızalarda dır. Davutoğlu’nun bana çağrıştırdığı tarihi karakter Enver Paşadır. Kılıçdaroğlu’nun liderliğine diyeceğim yok,( Putin de iyi lider, merkel bence daha iyi..) ama çözüm için imralıyı adres gösteren bir siyasi parti görünümündeki terör uzantısını olağanüstü bir fedakarlıkla, kendi varlığından bir parça vermek suretiyle meclise taşımıştır. Dün Adnan Mendres’in idamına zemin hazırlayanların bugün ortaya koydukları bu davranış yadırganamaz tabii, demem o ki, onların yolu belli.. İyi partinin maksadı iktidar ya da Erdoğan’a rakip olmak değildi,Erdoğan karşıtı oluşabilecek bloku bertaraf etmede ilk girişim Ondan gelmişti hatırlayınız, seçimden sonra misyonunu tamamladı lakin yine ihtiyaç olabilir diye beklemede. Bu iş, tabanları farklı koalisyonlarla, istidatsız kişilerle olmaz. Sayın Ali Babacanla Sayın Abdullah Gül bir araya gelir ve geniş bir kesime hitap ederlerse hedefe ulaşılır. Aksi takdirde bence sonuç hezimet olur. Karınca çekirge teşbihi hatalı.

CEVAP VER