Emekli müftü Mehmet Gündoğdu eğitim haftası vesilesiyle yazdı: Çocuklarımıza  Karşı Sorumluluklarımız

0

Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla.

Allah’ Hamd, Rasulüne salat-ü selam olsun

17 Eylül 2018,İlköğretim haftası başlıyor. Çocuklarımız, 2018-2019  Eğitim ve Öğretim dönemine, yarın, Bismillah diyerek başlıyorlar. Hayırlı olsun. 

Tüm öğrencilerimize başarılar diliyoruz.

Bu vesile ile biz anne ve babalara,  çocuklarımıza karşı sorumluluklarımızı bir kere daha hatırlayalım.  

Buyurun efendim!

 

Çocuklarımıza  Karşı Sorumluluklarımız (*)

Çocukların anne-babalarına karşı sorumlulukları olduğu gibi, anne-babaların da çocuklarına karşı sorumlulukları vardır.

Bu sorumluluklar Doğumdan önce başlar. Doğumdan sonra da devam eder.

A- Doğumdan önceki sorumluluklar:

1- Dua etmek

Kur’an-ı Kerim’de Peygamberlerin duaları nakledilir. Başta İbrahim (a.s), Zekeriya(a.s) olmak üzere, Peygamberlerin ve müminlerin, çocukları için doğmadan önce dua ettikleri ifade edilmektedir.

Onlar: (Müminler) “Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan gözümüzün aydınlığı olacak insanlar ihsan et ve bizi, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder yap” derler. (Furkan,74)

Orada Zekeriya Rabbine şöyle dua etti: “Ya Rabbi! Bana kendi katından temiz birsoy bahşet, doğrusu Sen duayı işitirsin”  (Ali imran, 38)

“(İbrahim) Rabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver” diye yalvardı.(Saffat,100)

“(İbrahim) Kocamışken, bana İsmail ve İshak’ı veren Allah’a hamdolsun. Doğrusu Rabbim duaları işitendir.”


 “(İbrahim) Rabbim! Beni ve çocuklarımı namaz kılanlardan eyle. Rabbimiz! Duamı kabul buyur.” (İbrahim,39-40 ) 

Biz insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilmesi otuz ay sürer. Sonunda erginlik çağına erince ve kırk yaşına varınca: “Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmemi ve benim hoşnut olacağın yararlı bir işi yapmamı sağla; bana verdiğin gibi soyuma da salah ver; doğrusu Sana yöneldim, ben, kendini Sana verenlerdenim” demesi gerekir.(Ahkâm, 15)

Bu dualar bizim için örnek dualardır 

2- Helal gıda ile beslemek

Yüce Rabbimiz bu önemli konuyu, Bakara suresinde; “HelalenTayyiben”  (temiz olanlarından)  tabiri ilehelalindenbeslenmeyi ve aile fertlerini beslemeyi ifade ediyor.

“Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların “temiz olanlarından” yiyin; eğer sadece O’na kulluk ediyorsanız, Allah’a şükredin. O’na karşı diliniz, bedeniniz ve malınızla, kulluk borcunuz olan şükrü yerine getirin.” (Bakara, 2/172)


Helal veya Haram gıdanın, Anne karnındaki cenine, Doğumdan sonraki çocukların maneviyatında çok önemli tesirleri olduğu bir gerçektir.

“Üç aylık çocuğunu kucağına alarak İmamı Gazali’ye gelen ve onu nasıl eğiteceğini soran babaya İmamı Gazali; ‘‘çok geç kalmışsın; eğitim anne karnında başlar’’ buyurulmuştur.

Bugün genetik bilimi de ispat ediyor ki; anne ve babanın yediği yiyecekler, ana rahmindeki embriyoyu sadece fiziksel yönden değil aynı zamanda ruhsal ve duygusal yönden de beslemektedir.

Anne, haram yoldan kazanılan ve yenilmesi dinimizde yasak olan yiyeceklerle, sigara, alkol ve uyuşturucu gibi haram ve vücuda zararlı maddelerle beslenen Anne; sütünün mucizevi içeriğininbozduğunu bilmeli, yediği ve içtiği gıda maddelerine çok dikkat etmeli, helâl ve temiz gıdalarla beslenmelidir.

Zira hamilelikte annenin üzüntüsünü dahi hisseden bir bebeğin Allah’ın yasakladığı haram gıdalardan zarar görmemesi düşünülemez.(Gimdes Helal Gıda Gönüllüleri)

“Anneler helal yiyip edepli olmalı. Kötü huylar Anne sütü ile çocuğa geçer, ergenlikte ortaya çıkar”. (İmamı Gazali)

B- Doğumdan sonraki sorumluluklar

1-Tahnik

Hurma ezmesi veya bal gibi tatlı bir maddenin yeni doğan çocuğun damağına sürülmesi anlamında bir terimdir. 

Sözlükte “damak” anlamındaki “hanek” kökünden türeyen tahnîk terim olarak “ağızda yumuşatılan hurmanın veya bal gibi tatlı bir maddenin yeni doğmuş ve henüz süt emmeye başlamamış bebeğin damağına sürülmesi” demektir.

Ebû Talha el-Ensârî’nin eşi Ümmü Süleym bint Milhan, daha önce bir çocuğunun vefatını sabır ve tevekkülle karşıladığı için Resûl-i Ekrem’den hayırlı dünyaya getirme yolunda dua almış ve bir erkek çocuk doğurmuştu.

Yeni doğan bebeği Hz. Peygamber’e göndermiş, bebeğin ağzına ilk lokmayı onun koymasını ve adını onun vermesini istemişti.

Resûlullah bir acve hurmasını çiğneyip yumuşattıktan sonra bebeğin ağzına sürmüş, bebek hurmanın tadını alıp yutkunmaya başlayınca, “Bakın şu ensarın hurma sevgisine!” diyerek bebeğin yüzünü okşamış ve adını Abdullah koymuştur.(Buhârî, “Zekât”, 69, “Libâs”, 22; Müslim, “Âdâb”, 22-23, ). (T.D.V, İslam Ansiklopedisi, 39/416)

2- Saçı ağırlığınca sadaka vermek ve Akika kurbanı kesmek

Saçı ağırlığınca sadaka ve Akika kurbanı kesmek, ayrı ayrı işlemler olarak görülse de netice itibariyle ikisindede  çocuklar için yapılan hayr-u hasenât olup manevi sigorta hükmündedir.

Peygamberimiz (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her çocuk, akika kurbanı ile rehinelenmiştir. Bu kurban, (doğumunun) yedinci günü, onun adına kesilir. (O gün) saçı da tıraş edilir ve çocuğa isim de verilir.” (Ebu Davud, Edahi 21,  Tirmizi, Edahi 23, Nesai, Akika 5,)

Bu hadisten de anladığımız üzere yeni doğan bir çocuğun saçı yedinci gün kesilmelidir. Fakat sünnete en uygun olanı bu olsa da mazeret nedeniyle arada bir müddet sonra da olabilir. Mümkün mertebe kendimizi ve çocuklarımızı bu hayırdan mahrum etmemeliyiz.

Diğer bir hadiste ise Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Resulullah (sav), Hazreti Hasan (ra) için akika olarak bir koyun kurban etti ve: “Ey Fatıma!” dedi, “Çocuğun başını tıraş ettir ve saçının ağırlığınca gümüş tasadduk et!” Bu tavsiye üzerine Hazreti Fatıma çocuğunun saçı tarttı ve ağırlığı bir dirhem veya buna yakın bir şeye denk gelmiştir.(Tirmizi, Edahi 20, (1519)

3- Güzel isim koymak

Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kıyamet günü siz, isimleriniz ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Bu sebeple isimlerinizi güzelleştiriniz!” (Ebu Davud, edeb,61)

Sahabeler çocuklarını isim koyması ve dua buyurması için Hz. Peygamber’e getirmeyi âdet edinmişlerdi. Hz. Peygamber de kendisine getirilen çocuklara, genellikle;

1-Allah’a kulluğu esas alan isimleri,

2-Geçmiş peygamberlerin adlarını,

3-İyi halleriyle bilinen (salih) kişilerin isimlerini ad olarak vermekteydi.

Hz. Peygamber sadece yeni doğanlara güzel isimler vermekle yetinmiyor, Müslüman olmak için huzuruna gelen insanların çirkin isimlerini de güzelleriyle değiştiriyordu.

Ebu Dâvud der ki: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Âsi, Atele (şiddet, sertlik), , Gurâb (karga) Hubâb (Şeytan) Şihab (gök taşı), sa’b (zor), Hazn (sert) isimlerini değiştirdi. Bu uygulama, isimlerde İslâmlaştırma anlamına gelmekteydi.

(Prof. Dr. İsmail Lütfi ÇAKAN, Çocuğa, güzel isim koymak makl.)

Çocuğa nasıl isim konulur?

Çocuğa isim koymak için önce, Euzu-Besmele, Hamdele, Salvele getirildikten sonra çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına kâmet okunur.Daha sonra,  çocuğun  ismi sağ kulağına üç defa seslenilir. Kısaca dua edilir.

Okunan bu ezanve kametin namazı, cenaze namazıdır.

Çocuğa isim koyma merasimi dünyaya hoşgeldin merasimidir.

Cenaze namazı da bu dünyadan uğurlama merasimidir.

4- Sünnet ettirmek

Sünnet, Hz İbrahim (a.s) dan beri  süre gelen, Hz Muhammed (s.a.v) güncellendiği, fıtrattan (yaradılış) gereği bir uygulamadır. Müslümanlarınerkeklerinin vücutlarına nakşdilen İslamın önemli bir nişanesive mührüdür.

5- Çocuklarımızın Terbiyesi ve Eğitimi

Çocuklarımız , Yüce Allah’ın   emaneti,  Rabbimizin bizlere (anne-babalara) lütfettiği en güzel nimetlerden biridir. Bu nimetlerin büyüklüğü nispetinde de aynı zamanda bir sorumluluk ve en önemlisi de imtihan vesilesi olmalarıdır.

Bir müslümanın dünya ve Âhiret hayatını çok yakından ilgilendiren bir konudur. Çocuklarımız, dünya hayatında iftihar ve övgü vesilesi olabildiği gibi utanç kaynağı da olabilir. Ahiret hayatı için amel defterlerinin açık kalması, sevap ve huzur vesilesi olurken, azaba  da vesile olabilir.

Çocuklarımız, hakkında  bu ve benzeri olumlu ve olumsuzlukları ayıran çizgi, terbiye ve eğitimdir. (Diyanet,vaaz ve İrşat Hizmetleri )

Çocuk terbiyesiile “Çocuk eğitimi” çoğu zaman  birbirine karıştırılan kavramlardır.

Çocuk terbiyesi;güzel ahlaka, insani değerlere götüren süreçtir.

Evrensel değerleri, örf ve adetleri, kültür ve dini değerleri referans alan eğitim “çocuk terbiyesi” dir.

Çocuk eğitimi; Belli bir konuda bilgi, beceri ve tecrübe kazanma  eğitimidir. . ( E. Filiz Uluhan, Psikiyatri Uzmanı)

Bu konu eğitimcilerin uzmanlık alanı olduğundan bizim söz söylememiz usulen doğru değildir.

a- Kur’an-ı Kerim’de  Çocuk terbiyesi

 Yüce Rabbimiz, çocukların terbiyesini müminlere emretmiştir. Özellikle Lokman

(a.s) dilinden, çocuklara nasıl, hangi konularda terbiye verileceğini nakletmiştir.

Kur’an-ı Kerim’de mealen buyuruluyor ki: (Ey iman edenler, Kendinizi ve aile efradınızı Cehennem ateşinden koruyun! (Tahrim,6)

Hz. Ömer bu ayetle ilgili olarak: “Yâ Rasûlallah! Nefislerimizi koruruzdafakat ailemizi nasıl koruyabiliriz?” demişti.

Allah Rasûlü şöyle buyurdu: “Allah’ın sizi nehyettiği şeylerden onları nehyeder ve Allah’ın size emrettiği şeyleri onlara emrederseniz. Bu şekilde onları korumuş olursunuz” (Buhari)

“Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız imtihan sebebidir ve büyük mükafât Allah’ın katındadır.” (Enfal, 8/28)

“Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan (zikretmekten) alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanlardandır.” (Münafikun, 63/9)

“Lokman, oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür, demişti. (Lokman, 31/13)

(Lokman, öğütlerine devamla şöyle demişti:) Yavrucuğum! Yaptığın iş (iyilik ve kötülük), bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu (senin karşına) getirir. Doğrusu Allah, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır. (Lokman, 31/16)

Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar azmedilmeye değer işlerdir. (Lokman, 31/17)

Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez. (Lokman, 31/18)

Yürüyüşünde tabiî ol,sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.” (Lokman, 31/ 19)


b- Hadislerde çocuk terbiyesi

Rasulullah (s.a.v) buyurdu ki:

“Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Devlet reisi de bir çobandır ve sürüsünden sorumludur. Erkek, ailesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın, kocasının evinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur..”(Buhari, Müslim)

 “Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmuş olamaz”(Tirmiz’i, Birr, 33)

“İnsanoğlu öldüğü zaman amel defteri kapanır. Ancak üç kimsenin (sevap defteri) kapanmaz. Sadaka-i cariye (cami, medrese, çeşme gibi kalıcı hayır eseri) bırakanlar. Hayırlı, faydalı ilim bırakanlar (dinî bir eser yazan veya ilmî icat ve keşif yapanlar). Anne ve babasına hayır duâ eden (salih ve hayırlı) bir çocuk bırakan”.  (Müslim, Vasiyyet 14. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vasâyâ 14; Tirmizî, Ahkâm 36)

c- Çocuk terbiyesinde Ailenin Önemi

İnançlar, değerler, gelenekler ve iyi alışkanlıklar, daha çok âile içinde kazanılır. Çünkü çocuğun şahsiyetini kazandığı devre, âile içinde geçer. Onun en çok sevdiği, inandığı, güvendiği ve özendiği ideal tip, anne ve babadır.

“Ebu Hüreyre (r.a) anlatıyor; Hz. Peygamber (s.a.v): “Her çocuk fıtratüzerine doğar, onu anne ve babası Yahudileştirir veya Hıristiyanlaştırır veya Mecusileştirir.” buyurdu. (Müslim, Kader 22, (2658)

Müslüman yapar” demiyor. Çünkü çocuk zâten Müslüman.

Onun içindir ki İslâm dini, dünyadaki bütün çocukları Müslüman kabul eder.

Biz, çocuklarımızı sıhhati bozacak zararlı hava, yiyecek, içecek ve giyeceklerden koruduğumuz gibi çocuğun fıtratında getirdiği İslâm’ı bozacak etkenlerden korumamız gerekir.

Çocuğun en güçlü terbiye âileden aldığı terbiyedir. Çünkü âiledeki eğitim, yirmi dört saat devam eder. Unutmamalıyız ki, yaşlıyken öğrenilenler, su üzerine yazılan yazıya benzese de; çocukken öğrenilenler, mermer üzerine yazılan yazı gibidir.

Aileyi, bir plastiğin döküldüğü pota veya kalıp olarak düşünürsek; malzeme ne kadar iyi olursa olsun, kalıp veya pota kusurlu ise, bu kusur ürüne aks edecektir.

Çocuk ailenin ürünü olduğuna göre, ne kadar mükemmel yeteneklerle donatılmış olarak dünyaya gelse de , problemli, bir ailede mükemmel çocuk yetişmeyecektir.

Çocuk ailenin aynasıdır. ( Gülsen Atlı, Aile ve Çocuk Eğitimi Üzerine Sohbetler, s.34, Etüt y.)

6- Evlendirmek

Yüce Rabbimiz;  Sizden bekar olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. ( Nur, 24/32)

Evlenmek, yuva kurmak, Allah’ın varlık âleminde nesli devam ettirmek ve aile yuvasının huzurunu sağlamak için koymuş olduğu Sünnetlerden biridir.

Aslında bu kanun sadece insanlara has bir Sünnet de değildir. Bütün canlıları ve bitkileri de içine alan geniş kapsamlı bir Sünnetullah’tır.

Bu dünyada hiçbir şey kendisi ile başka bir şeyin eş olmadığı teklik hâlinde değildir. Her şey kendi eşi ile birleşerek bir nesil (meyve) vermektedir.

Yüce Allah şöyle buyurur:

“Her şeyden de çift çift yarattık ki düşünüp öğüt alasınız.”  (Zariyat, 49)

“Yeryüzünde bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O’dur. Geceyi de gündüzün üzerine O örtüyor. Şüphesiz bütün bunlarda düşünen bir toplum için ibretler vardır.”  (Ra’d, 3)


“Yerin bitirdiklerinden, insanların kendilerinden ve henüz mahiyetini bilmedikleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah’ı tesbih ve takdis ederim.”
(Yasin, 36)


Ayet-i Kerimeleri: Evliliğin Fitri olduğunu ifade eder.

İslam dini, aile ve toplumun huzur ve sükûnet için hatta ahiret saadeti için evliliği zaruri görmektedir. Yüce Allah, nefisleri fıtrat üzere ve fıtrata meyilli yaratmıştır. Rahmeti ve hikmeti gereği, Şeriat’ı da fıtrata davet eder kılmıştır. Yüce Allah şöyle buyurur:

“Ey İnsanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabb’inizden korkun.”(Nisa, 1)


Kur’an-ı Kerim, Peygamberlerin de evlendiği, yuva kurduğu ve çoluk-çocuk sahibi olduğunu haber vermektedir. Yüce Allah şöyle buyurur:

“Andolsun ki biz senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik.”(Ra’d, 38) (Elifelif Dergisi “Evliliğe Hazırlık Özel Sayısı”  (2013-1434)

7- Çocuklara eşit muamele etmek

Hz.Peygamber’in çocuk terbiyesinde ısrarla üzerinde durduğu bir husûs da çocuklara  eşit muâmeledir.

Bu, aynı âile içerisindeki çocuklar arasında olduğu gibi, okulda aynı hocanın nezâreti altındaki çocuklar arasında da uygulanması gereken bir düstûrdur.

Nûman İbnu Bişr anlatıyor: “Babam bana malından bir şeyler (bir hurma bahçesi) hibe etmişti. Annem Amra Binti Ravâha: “Bu hibeye Resûlullah’ı şâhit kılmazsan kabul etmiyorum” dedi.

Bunun üzerine bana yaptığı hibeye şâhit kılmak için babam, beni de alarak Resûlullah’a gitti. Durumu öğrenen Hz.Peygamber: “Başka çocukların da var mı?” diye sordu. “Evet!” cevabı üzerine, “Aynı şekilde bütün çocuklarına hibede bulundun mu?” diye sordu. Babam: “Hayır!” deyince,

 “Allah’tan korkun, çocuklarınız husûsunda âdil olun!” dedi. Babam oradan ayrıldı ve hibeden rücû etti.”  (el-Câmiu’s-Sağîr, 2/297)

Bu hadise bizlere, çocuklarımız arasında eşit muamelenin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Müftülüklerimize ulaşan kardeşlerimizin anlattıkları ve sordukları sorulara bakarak bizde şu kanat oluştu. Çocuklar arasındaki anlaşmazlıkların, dargınlıkların, kırgınlıkların % 90 nın Anne babalardan kaynaklandığı üzülerek müşahede etmekteyiz.

8- Çocuklar arasında cinsiyet ayrımı yapmamak

 

“Göklerin ve yerin hâkimiyeti Allah’ındır. O dilediğini yaratır. Dilediğine kız evlat, dilediğine erkek evlat verir, yahut kızlı oğlanlı olarak her iki cinsten karma yapar. Dilediğini de kısır bırakır. O her şeyi mükemmel bilir, her şeye kadirdir.” (Şura, 42/49-50)
Bu ayetlerde Allah’ın mutlak iradesine vurgu yapılmıştır. Kızlardan anneleri sorumlu tutan cahiliye kültürünün yanlışlığına dikkat çekilmiştir.

Kız olsun erkek olsun bütün çocukları yaratan Allah’tır. İkisi de Allah’ın insanlara ikram ettiği bir nimettir. Birini diğerine tercih etmek, bu iradeye karşı bir saygısızlıktır.

Çocuklar arasında cinsiyet ayırımı yapmak müşrik adetlerindendir.

Nitekim Kur’an-ı Kerim’de;

“Onlardan birine bir kızının dünyaya geldiği müjdelenince, öfkesinden ve üzüntüsünden, yüzü mosmor kesilir. Müjdelendiği bu kötü haberin etkisiyle utanıp eşinden dostundan saklanmaya çalışır. Şimdi ne yapsın: Hor, hakir, itilip kakılan bir bela olarak onu hayatta mı bıraksın, yoksa toprağa mı gömsün, ne yapsın, diye kara kara düşünür! Dikkat ediniz, ne fena hükümlerdi verdikleri bu hükümler!” (Nahl, 16/58-59)


Rasül- ü Ekrem;
“Ümmetimden kim üç tane kız çocuğunu veya kız kardeşinin geçimini sağlarsa o cennette benimle beraber olur.” (Memcmau’z-Zevaid, h. no:13495) gibi birçok hadis rivayetlerinde peygamberimizin bu cahiliye hastalığının tedavisine çaba gösterdiğini görmekteyiz.

Anne-Babaların,  yukarıda ana başlıklar altında verilen sorumluluklarını yerine getirdikleri takdirde;  Aile yuvalarında huzur, saadet, mutluluk, birlik ve beraberlik için yaşayacakları bir gerçektir.

Böyle yuva Hz Adem ile Havva’nın cennete kurdukları yuva gibi, cennet bahçelerinden bir bahçe olacaktır.

Aksi takdirde aile bireyleri arasında, ayrılık, gayrılık,  kavga, çatışma, kırgınlıkların, dargınlıkların yaşanması kaçınılmaz olacaktır.

Vesselam 

*17 Eylül 2018, İlköğretim haftası vesilesi ile Anne-Babalara, ithaf olunur.

CEVAP VER