İnsan, Ne ile Vardır?

1

İnsan için, “kim” veya “ne” sorularından hangisini sormalıyız? Yoksa “nasıl” sorusu mu daha uygun?

İnsan, madde midir, mana mıdır? Madde ise kan mıdır, su mudur, oksijen midir? Mana ise emek midir, bilgi midir, duygusal değerler midir?

İnsana “nasıl” sorusunu yakıştırırsak “ateş, su, hava, rüzgar” tabiatlarından hangisidir. Biri midir, hepsi midir, hiçbiri midir?

Felsefeyle ilgilenenlere epey iş çıkardık. Onlar düşünsünler. “İdrak-i maali bu küçük akla gerekmez. / Zira bu terazi bu kadar sikleti çekmez” demiş Ziya Paşa’mız.

Ben insanı; emek, bilgi, duygu sacayağına oturtmak istiyorum.

Tarihi süreçte insanoğlu önce emek-yoğun olarak yeryüzündeki varlığını ispatlamış. Sacayağının diğer iki ayağı geri planda kalmış. Toprağı kazıp işlemiş, bahçeyi bellemiş, ağacı kesmiş, dağı yarmış, kayayı delmiş, ürün yetiştirmiş, kendini donatmış… Bütün bunlar ağırlıklı olarak emekle gerçekleşmiş. Emek, bundan dolayı kutsal sayılmış, bazı siyasi sistemler emek üzerine tesis edilmiş. Beden ve bilek gücü, erkek cinsini öne çıkarmış.

Sonra bilgi-yoğun çağa geçilmiş. “Bilgi kimdeyse güç ondadır” denmiş. İnsanların kıblesi bilgi olmuş. Makine, mekanik, elektrik, elektronik, mekatronik, dijital, sayısal dönemler yaşamışız, hala yaşıyoruz. Bunlar, zaman zaman birbirinin tamamlayıcısı olmuş.

Sacayağının ikinci döneminin enstrümanları ile insanlar övünmüşler, özgüven geliştirmişler, birbirlerine egemenlik kurmuşlar, birbirlerini tehdit etmişler, hatta İlah’a kafa tutmuşlar. İlahlaşma yarışında zaman zaman insan olduklarını unutmuşlar. Kontrolsüz bu yarışın, insanoğlunun kendi sonunu getirme ya da kendini sıfır noktasına getirme yarışı olduğunu hikmet sahibi insanların dışında kimse göremiyor.

“İnsan nedir?” sorusunda üçüncü ayak çok önemli. Bu ayağın adı, duygu-yoğun. İnsan, duygularıyla vardır, yaşar. İkinci dönemde, bize değer katan duygularımız hep ötelendi, aşağılandı. Duygusallık küçümsendi, sanat kişilerin ve kitlelerin afyonu diye propaganda edildi.

Beden gücünün ürünü emeğin yapacağı işi makineler yaptığı için artık emek fazla bir itibar görmüyor. Bilginin kaynağı aklın yapacağı işi dijital çağdan sonra yapay zekâlar gerçekleştireceği için akıl da değer olarak gözden düşecek görünüyor. Yani, yapay zekâ üretecek, biz seyredeceğiz. O halde soralım: Biz ne olacağız, insanoğlu kendini hangi yönüyle ispat edecek, ayrıcalığını ne ile hissedecek? Kendi evrenimizde özneyken nesne durumuna mı düşeceğiz? Nesne durumuna düşmek, doğrusu benim hoşuma gitmiyor; kendime olan saygımı azaltıyor, Rabbime hamt etme huzurumu karartıyor.

Yazılım, yapay zekâ üretim merkezi olarak bilinin “Silikon Vadisi”nde bayanların çalıştırılmaması size ne anlatır? Zekânın egemen olduğu bir dünyada duyguya yer yoktur.

Öyleyse soralım: “İnsan neyle vardır?” Cevap verelim: “İnsan duygularıyla vardır.” İnsan, sevgidir, öfkedir, aşktır, merhamettir, vefadır, kindir, saygıdır, cömerttir, bencildir, yardımseverdir, fedakardır… vs.

Daha ekleyebiliriz: İnsanoğlu;  ayrılıktır, kavuşmadır, gurbettir, sıladır, hüzündür, sevinçtir, kavgadır, merhamettir, inançtır, inkardır…

İnsan, bu duygularını sanatın dalları ile ifade eder. Resim çizer, müzik, heykel, minyatür yapar.

Yaşadığımız süreci tersine çevirme imkânımız yok, ancak insan olarak ayakta kalma imkânımız var. Bu da eğitim sistemimizi doğru mecrada yürütmemizle ilişkili.

Okullarda değerler ve sanat eğitimine çok önem verilmeli. Değerlerin ilk öğrenildiği ve yaşandığı aile kurumu yaşatılmalı. Yaygın ve örgün eğitim kurumlarında atölyeler kurulmalı; yazılı, sözlü, sosyal medyada değerlerin münakaşası yapılmalı, örfümüzdeki ve üretilecek güzel yeni değerler hayata indirilmeli. Görsel ve işitsel sanatlar, işlevsellik kazanmalı, insan ilişkilerinde bireysellik yerine toplumsallık, paylaşımcılık önerilmeli.

Neye emek verilirse o güçlenir. Bir dönem bedeni güçlendirmek önemliydi, daha sonra insanlar zekâlarını güçlendirmeyi tercih ettiler. En zekilerimiz, el üstünde tutuldu, en iyi okullarda okutuldu. Artık duygu-yoğun bir döneme giriyoruz. İnsan duygularıyla ayakta kalacaktır. Duygularını en yoğun yaşayanlar insan olma hazzı alacak; bunu eserleriyle en iyi yaşatan kişiler insanlığa en fazla hizmet etmiş olacaktır.

“İnsan ne ile vardır?” sorusuna doğru cevap verelim. Çağdaş eğitim, bunu gerektiriyor. Ben, insan kalmak istiyorum. Sakın “İnsan”ı öldürme suçu işlemeyin.

Doğrudan iletişim için kadir@kadirdurgun.com

Yazarımız Kadir Durgun YouTube’da açtığı kanalla okurlarıyla görüntülü olarak da buluşuyor.

Son iki videosunu sunuyoruz…

“İnsan ne ile vardır?” konusunu işlediği konuşması:

Ve…

“Miras yarası kangren olmuş, haberiniz var mı?” konusunu işlediği konuşması:

1 YORUM

  1. Sanat ile duyguları güçlendirmeliyiz.
    Peki duygularımızı nasıl eğiteceğiz?
    Sanat duygularımızı eğitebilirmi?
    Çünkü duygular her and değişebiliyorlar. Başlangıçta olgun zannettiğimiz duygularimiz ilk defa yaşadığımız bir durum karşısında gene karşılaştığımız duruma bağlı olarak ilk defa hissettiğimiz duygulara dönüşebiliyorlar.

CEVAP VER