Arjantin Türkiye Benzerliği: Darbeler, Krizler ve Aynı Çöpler..

0
Pera müzesinden..

Arjantin 1978 Dünya Kupası bir çok açıdan Türk insanı için önemlidir. 1978 televizyonun hayatlara fazlasıyla girdiği bir yıldı artık. 1974 Dünya Kupasında TV yaygınlığı hala yetersiz iken 1978’de meşhur siyah-beyaz TV’lerden bulunmayan ev yok gibi bir şeydir.

Arjantin o dönemki yıldızı Mario Kempes ile kupayı almayı başarmıştı. Özellikle Peru’yu 6-0 yenmesinin arkasında bit yeniği arayanlar çoktu. Çünkü Peru da Arjantin de o dönemde Latin Amerika’nın o bitmek bilmez darbe geleneği altında idi. Özellikle Arjantin bu açıdan fazlasıyla eleştiriliyordu. Hatta Dünya Kupası’na katılmanın Arjantin’in cunta yönetimine destek manası taşıdığı görüşleri bile vardı.

Sonuçta 1978 Dünya Kupasını Arjantin kazandı. Mario Kempes akıllara kazındı. Hollandalı Kerkof kardeşler hiç unutulmadı.

Kupayı kazanmak cuntaya iktidarın devamında o denli de katkı sağlamadı. Arjantin diktatörü ile yollarını ayırdı. Zor bir şekilde de olsa demokrasi trenine bindi.

1978’den sadece iki yıl sonra Türkiye de askeri yönetimle tanışmıştı. 1980 darbesi en az Arjantin kadar yıkıcı ve yok edici idi.

Akpartinin yıllarca mağdurları oyalayıp en sonunda yasak ilan ettiği Cumartesi Annesi kavramı Arjantin darbesinde çocuklarını kaybeden annelerin Türkiyeli kız kardeşlerine ilham verdikleri bir realitedir.

Arjantin ve Türkiye’nin kaderleri darbelerden uzak oldukları 2018 yılının son çeyreğinde birleşti bir daha.

Bu defa bir rekorun en üst sırasında alt alta yer almak onları yakınlaştırdı.

Dünya faiz sıralamasında en yukarıda Arjantin altında Türkiye yer almakta. 40 yıl kadar önce darbelerle hırpalanmış iki ülke ekonomik başarısızlığın nişanesi olarak dünya faiz rekorunu altlı üstlü kırmakta.

Bu kadar tesadüf filmlerde, bir de aynı söylem ve eylemlerle farklı sonuç elde edeceğini sananların ülkesinde olur.

Arjantin Türkiye benzerliği aslında bir yıl kadar önceki bir yazımda da zikredilmişti. Bienal vesilesi ile Pera Müzesinde sergilenen işlerden biri, yukarıda gördüğünüz, Arjantin’de geri dönüşüm malzemesi toplayan insanların kullandığı elle çekilen araba idi bu benzerlik.

Bu manzara Arjantin’den..
Bu da Türkiye’den..

Türkiye’de artık aşina olduğumuz kağıt ya da plastik toplayan insanlar. Ülkemizde hurdacı hep vardı. Ama bunlar insanların kenara koydukları genelde metal eşya ve atıklara bedeli mukabili talip olurlardı. Oysa bu farklı bir şey. Bu insanlar çöp kutularını karıştırıp ulaşıyor bu atıklara. Gitgide çoğalan bu yürüyen çuvallar çalışma azmi bakımından ne kadar yüce olursa olsun çöpleri karıştırma yönü ile insan onurunun en zedeleyici görüntülerinden birine karşılık gelmektedir.

Toplumun atıkları ayrıştırma konusundaki bilinç eksikliğini de gösteren bu tablo Arjantin ve Türkiye arasındaki 15 bin km. mesafeyi sıfırlayan bir görüntünün tezahürü.

İşte belki de bizim birden başımıza musallat olduğunu sandığımız kriz de aslında bu çöp toplayıcıların gerçekliğinde tepemizde gezen Demokles Kılıcı idi.

Biz kendimizi çağ atlamış, dünyayı kıskandırır sanır iken gerçekte istihdam diye çöpe adam yollayan bir ekonomiye sahiptik. Sahibiz.

Hiçbir toplumun insanına reva görmeyecegi bir çalışma şartını bu ülkenin başta İstanbul olmak üzere tüm şehirlerinin sokakları sıradanlaştırdı.

Çalışma arzusu azami olan insanlara bu zillet iş, reca görüldü. Bu insanların bu işi yapmaya istekli olması devletin bu insanlara alternatif bir çalışma koşulu sağlamak kaydı ile, bu işe olan ihtiyacı ortadan kaldıracak inisiyatifleri alma mecburiyetini hiç bir hal ve şartta kaldırmamıştı oysa ki.

Çocuk bezleri, prezervatifler, kusmuk torbaları, kokmuş yemekler, bayat meyveler, çürümüş sebzeler. Siz bunların arasında çalışmak zorunda iseniz artık orada ne haktan ne adaletten ne de gelişmeden söz edilebilir.

Askeri darbenin ister Arjantin ister Türkiye olsun bıraktığı bataklıkta kendine iktidar ortamı bulan iktidar, kendini sorgulamakla mesuldür.

“Türkiye kendisine ait olmayan krize tabidir” görüşü önce “sokaklarda çöp çuvalları niye gezdi bunca yıl?” onu sormakla mükelleftir kendisine. Sahte bir iktisadi gelişmeyi bundan daha iyi tasvir eden hiçbir şey yoktur.

Sosyal yardımlara ulaşamayan ya da devletin ulufesi kendisine yeterli gelmeyen ve çalışma arzuları konusunda tereddüt bulunmayan bu insanların durumunu hiç bir hal ve şartta, genel ekonomik gidişten ayrıştırmak imkan dahilinde değildir.

Arjantin ve Türkiye faiz rekortmeni oluyor, askeri darbe tezgahından geçiyor, sokakları o veya bu nedenle çöplerden geçim sağlayan insanlara ev sahipliği yapıyorsa bu rastlantı değildir.

Arjantin için yorum yapamamakla beraber Türkiye’yi yönetenler için bir an önce ne yapıyorlarsa mümkün olduğunca bu yaptıklarını ciddi biçimde sorgulamaları gereği çoktan geçmiştir.

Para birimi değerinin %80’ini kaybetmiş, 1 yılda ödenen faiz 3 aya sıkışmıştır. Acilen ve ivedilikle sokaklarında çöp toplanmayan ülke olmak için ne gerekiyorsa o ve onlar yapılmalıdır.

CEVAP VER