Burka yasağı ve Cinsiyetçilik

1
Sinan Eskicioğlu
1974 yılında İzmir'de doğdu. İzmir İlahiyat'ta lisans eğitimini tamamladı. 2003 yılından beri Almanya'da yaşıyor. Çeşitli kuruluşlarda Din Eğitim ve Öğretimcisi olarak faaliyette bulunuyor. Yayınlanmak üzere kaleme alınmış çeşitli roman ve kitapları bulunmaktadır.

Takip edenlerin gözünden kaçmadığını düşünüyorum.

İsviçre’de ikinci Burka yasağı geçtiğimiz günlerde kabul edildi. Bu yasağın gelmesi de gene halka sorularak sonuçlandı.

İsviçre, kantonlara ayrılmış ve bu şekilde yönetilen bir ülke. Kantonlar bazı kararları alırken, halka sorarak ve seçim yaparak karara bağlıyorlar.

2013 yılında anadili İtalyanca olanların kantonu Ticino’da benzer bir referandum yapıldı ve yüzü tamamen kapatan burka takmak kamuya açık alanlarda kullanılması halkın oyuyla yasaklandı. Geçen hafta da St. Gallen kantonunda sandık başına gidildi. Katılım %36 idi, seçime katılanların da %67’si yasaklanmalı yönünde oy kullandı ve yasak başladı. Yasağa uymayanlar da para cezasına çarptırılacak.

Burka nedir önce ona bir bakalım: Burka, yüzün tamamen örtülmesi ve sadece gözlerin açık kaldığı bir örtünme şekli.

Genellikle Afganistan, Pakistan, Umman gibi ülkelerde yaygın olarak kullanılmakta. Bunun yanında diğer müslüman ülkelerde de mevcut. Nikap adı verilen türleri de var.

Gözlerin açık olmasını da istemeyenler, delikli kumaştan göz bölgesini görünür hale getirerek de kullanıyorlar.

Ülkemizde tanınan ve bilinen benzeri kıyafet de, çarşaf.

Peki bu tür örtünme tarzı İslami mi, yani bu tür örtünme tarzının İslam’da yeri var mı.

El-cevap, bu tür örtünme tarzı İslami değil ve İslam’da da yeri yok.

‘Yok diyorsunuz da, deliliniz nedir’ derseniz. Delilim Nur suresi 31.ayet: ‘ Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler’.

Görünen kısımlar derken, en ileri müslüman olmak isteyen bile, ellerin ve yüzün açık olmasını anlayacaktır.

Peki bu yasak gerekli mi?

İslam alet edilerek yapılan saldırılar, terör eylemleri dünyayı o hale getirdi ki, artık yüzün kapatılması toplumsal bir risk faktörü oldu. İşte bu sebeple, çok doğru bir karar.

Peki İslam’da olmayan bu örtünme şeklini neden müslümanlar uygulamaktalar? Açıkçası bunun en güzel cevabını bu örtünme şeklini uygulayanlar verecektir, ya da kadınları bu şekilde örtmeye mahkum ve mecbur eden erkekler.

Sanıyorum, bunun için dayanak olarak sundukları Ahzab suresi 59. Ayet: ‘Ey peygamber, zevcelerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına dış elbiselerinden (cilbablarından) üstlerine giymelerini söyle’.

Cilbab, dış elbisesi bütün vücudu örten ve tanınmayı ortadan kaldıran bir örtü şekli derler.

Bir de Cessas’da geçen hadisler söylenir: ‘Bu âyetin nüzulünden sonra ensarî kadınları siyah çarşaflara büründüler. Sanki hepsinin başına birer karga konmuştu’.

İnsan psikolojisi olarak baktığımızda, benim gözlemlediğim, en üst seviyede İslam’ı yaşama arzusu ve bunu da topluma ve çevreye gösterme.

İslam nasıl en üst seviyede yaşanır diye insanın aklına geliyor: Bu, eğer elbise ve bu tarz ayetleri yorumlamakla olacaksa, neden bu kadar asır müslümanlar geri kaldı, kötüleşti ve bugün yaşadığı duruma düştü?

İkincisi de, bu tür örtünmenin olduğu ülkelerde, toplumlarda İslam bu kadar ‘kallavi’ yaşanıyorsa, neden tacizler, kadın istismarı ve biraz açık olacak ama internet aramalarında sapkın cinsellikler oranı yüksek çıkıyor?

Evet, bunlar hayatın gerçekleri. Kabul etseniz de, etmeseniz de.

Bir kısmınızın ‘bu dinle ilgili değil, kültürde olan bir örtünme şekli’ diyeceğini ve dediğini biliyorum.

Tamam, kültürde olan bir örtünme şekli olarak ele alalım. Peki bu kültür ne zaman başlamıştır. Bu kültürün başlamasında dini kaygılar hiç mi rol oynamamıştır.

İslam’ın peygamberi Hz. Muhammed (sav) Hz. Ayşe ile spor yapmış, koşu yaparak (45 yaşından sonra olması önemli) şakalaşmıştır.

Daha da önemlisi peygamber soyundan denilen seyitler, acaba Hz. Muhammed’in erkek oğlu tarafından mı soyundandır, ya da kızı Fatıma tarafından mı?

Burada yapılan açıkça Cinsiyetçilik’tir. Yani erkek cinsini üstün görerek, kadın cinsini aşağı görme ve bastırma.

Kadınları cinsel obje gibi gören erkek düşüncesi bu örtünme şeklini desteklemekte, din kaynaklı göstermekte ve savunmaktadır. Bu da cinsiyetçiliktir.

İslam’da cinsiyetçilik var mıdır?

Hayır.

Kuran ayetlerine baktığımızda bunun olmadığını görürüz.

Zina’ya yaklaşmayın ayeti sadece kadınlara mı gelmiştir, hayır. Bu ayet erkekleri de kapsamaktadır.

Örtünme, burka, nikap gibi emirler hep dinsel açıdan ele alınan konular. Ben de biraz olsun cinsiyetçilik açısından ele almak istedim.

Nedeni de şu:

Kadınları potansiyel suçlu olarak görme bakışaçısından çıkarsak, örtünme ve örtülü olmayı daha net anlayacağız.

Önemli olan bir nokta da, kadınları bu tarz örtünmeye yönlendiren erkek düşüncesinin kirliliği konusu.

Düşüncesi kirli olanlar, kadınların hareketlerini kısıtlamaya, onları baskı altında tutmaya ve İslam’da olmayan örtü şekillerini benimsemelerine çabalamaktadırlar.

İman etmek ve İslam’a inanmak, düşünce kirliliğini ortadan kaldırmıyorsa, istediğiniz kadar ‘kallavi’ müslüman olun ya da ‘mış’ gibi yapın. Sorun çözülmeyecektir…

Sevgi ve Bilgiyle kalın

1 YORUM

CEVAP VER